..




“Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.”


Yazar Rumuzu: yeşil5561
Eser Sıra Numarası: 180214eser11



                                                                                  GARİP
      Bir tek akla nazar değmezmiş. Yani oyle derler. Sebebi de herkesin herkesin kendi doğrusunu beğenmesiymiş. Fakat hayatın pek de boyle olduğunu sanmıyorum. Başka fikirlere, başka doğrulara da kapı aralamak lazım. En azından doğrulara yaklaşmak için. Ee peki doğru cevaplar nasıl bulunur? Sadece okuyarak mı? Dinleyerek ya da yaşayarak mı? Belki de hepsi ama bence temelinde, sormak, merak etmek olmalı.  Mesela sevmek, özlemek, üzülmek... Garip duygular değil mi sizce de?

      Birine başka birinden daha çok değer vermek veyahut daha çok sevmek ? Garip gelmiyor, düşündürmuyor değil beni. Mesela anneni, babandan daha çok seversin. Babanı da seversin ama annen farklıdır işte. Yıllardır tanıdığın dostunu, yeni tanıdığın birinden daha çok özlersin. Hayatına giren adamı arkadaşlarından, belki de kardeşini herkesten çok seversin. Neydi bu fazla sevmelerin nedenleri? Üzülür müydü anneni fazla sevdiğim için baban? Eee peki anneni fazla seversin anlarım da hayatına bir anda giren adamı neden seversin arkadaşlarından daha çok, bir türlü anlayamadım...

     Sevdiğinde arkasından özlem gelir mutlaka. Şaşırmaz mısın bu nasıl olur diye, düşündürmez mi seni hiç? Onları diğer "sıradan" insanlardan özel kılan neydi? Neden onları görmediğimiz de burnumuzda tüterler acaba ? Neden yazmıştı şairler sevdiklerine böyle güzel şiirler ? Şiir yazılacak kadar güzel miydi bazı şeyler ? Sevmelerinin yanı sıra en mutlu edenler de onlar mıydı ? Neden Sabahattin Ali "Bir insan diğer bir insanı hemen hemen hiç bir şey yapmadan bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün olurdu ?" diye sormuştu kendine ? Duyguların bu karmaşası bizim gibi korkutmuyor mu sizi de ? Neden merak etmiyor, düşünmüyorsunuz? Yoksa sizde " O kadar işim var bir de neden sevdiğimi mi düşüneyim?" diyenlerden misiniz? Peki siz böyle düşünenler bir köşede bekleyedurun hem nasılsa çok işiniz vardır.

     Üzülmek niye mesela ? Neden üzülür, canımızı sıkarız sevdiğimiz bir insanın sözüne, diğerlerinin söylediklerine dikkate almazken? Bir insanın hayatımızdan çıkışı neden etkiler bizi bu denli ? Üzülmek bu kadar kolay mıydı ? Yoksa bunu düşünecek kadar ufak ayrıntılara mı takıldık ? Daha mı ince mi düşünür olduk sevdiklerimize karşı yoksa onlar da üzülmesinler diye mi bu gayretimiz? Düşününce karmaşık değil mi? Yoksa bu karmaşıklık mı sizi bu konuyu düşünmekten alıkoyuyor? Korkuyor musunuz yoksa? Düşündükçe işin içinden çıkamamaktan mı korkuyorsunuz? Korkun. Korkun çünkü insanız biz. Korkarız,severiz, özler, üzülürüz ama bunların yanında bir o kadar da düşünürüz. Yaşamımız boyunca düşünür lakin hiç de sorgulamayız. Sizce yaşamı boyunca düşünen düşünen bir insan için çok mu zordu? Olsaydı, hasretler bizi yıpratmaz, sözler üzmezdi.

     Bir de merak ettiğim büyümek var. Hani biliriz ya yaş ilerledikçe hisler değişir. Acaba bu duyguların karmaşası mı bizi büyüten yoksa büyüdükçe daha mı derin düşünür olduk ? Gerçekten daha çok büyüdüğümüz de her duyguyu daha mı derin hissedeceğiz ? Ya da biz daha mı çok büyüdük sevdikçe? Yoksa insanları sevdikçe mi büyüyüp, bir şeyleri daha derin hissedeceğiz. Daha mı çok kırılıp, seveceğiz? Bunlar güzel şeyler mi ? Atilla İlhan gibi dökebilecek miyiz duygularımızı kâğıtlara, yazacak mıyız değer verdiğimize sayfalarca şiirler, mektuplar? Sevecek miyiz güzel insanları ? Eee peki sonunda ne olacak ? Sevip, özleyecekler mi onlar da bizi yoksa üzecekler mi Pirayesini üzen Nazım gibi?
     
      Bunları merak etmek güzel şey değil mi, zamanı geldiginde nasıl hissedeceğinin hayalini kurmak? Ama bilir misiniz ki kimseden bu soruları işitmedim, kimse bir insanı neden diğerinden daha çok sevdiğini düşündü mü hiç ya da "Neden bu ?" diye sordu mu kendine? Onları özel kılan yanlarını düşünüp bir kere daha sevdiler mi? Nedendi bazılarına bu yoğun duygular? Mutlu ederlerdi belki sevmeye,değer vermeye layık bulunurdular. Ama yine de çoğu düşünmedi!  Lakin insanlar hep böyle değiller mi ? Yaşarlar da sorgulamazlar. Ki zaten neyi merak etsinler ki, hikâyenin sonu belli değil mi?
Birileri ölecek, birileri birilerini hep özleyecek...