..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: umay2324
Eser Sıra Numarası: 180217eser41




                                                      KADIN VE DÜNYA

“Kocası tarafından şiddete maruz kalan kadın yardım bekliyor”  
“Hergün kocamdan şiddet görüyorum, sığınacak yerim yok”  
“boşanmak istiyorum deyince, karısını hastanelik etti”
“sevgilisine sokak ortasında dayak atan erkek : o benim sevgilim hem döverim hem severim dedi”
“Sürekli şiddet gördüğünü söyleyen kadın, şikayetinden vazgeçti”

Gün geçmiyor ki yeni bir kadın cinayeti duyulmasın.
Her gün televizyon ya da gazete haberlerinde mutlaka benzeri bir habere rastlamak mümkün.

Kadın kimdir? Nedir? Nasıl birşeydir?  Kadın, hayatı paylaştığımız, diğer yarımız değil midir? Kadın anamız, bacımız, yarimiz değil midir? Doğanın kanunu, yaşamın kendisi;  dişi ve erkek üzerinden devamlılığı sağlamaz mı? Birisi olmazsa diğeri de olmaz. Kadın yaratıcıdır. Kadın şefkatli ve bağışlayıcıdır. Kadın Anadır. O sebepten ; toprak Ana deriz. Daha birçok şey kadın üzerine söylenmiştir. Kutsal yönünden bakarsak “ cennet anaların ayağı altıındadır” denmiştir. Ama bir de; içerisinde bulunduğumuz hayatın gerçeklerine, olan olaylara baktığımızda tam tersini görüyoruz.
      
 Ünlü şair Nazım Hikmet’in  “ kadınlarımız” adlı şiirinde de dediği  gibi  … ve kadınlar / bizim kadınlarımız: Korkunç ve mübarek elleri / ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle / anamız,avradımız, yarimiz / ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen / ve soframızdaki yeri / öküzümüzden sonra gelen / ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız / ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki / ve kara sabana koşulan ve ağıllarda / ışıltısında yere saplı bıçakların oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan, kadınlar, / bizim kadınlarımız …
      
 Nedir bu kadınların çektiği? Nasıl birşeydir ki erkeklerin  övgüler düzdüğü, güller döktüğü kadınlardan, sevgililerinden istediği de;  bir anda vahşice canavarlaşıp toplumdaki  yerinden kadını dışarı itiveriyor? Kadın dövülüyor, aşağılanıyor, sindiriliyor. Kadına, kızına, kız arkadaşına sen yapamazsın edemezsin diyor. Kadın başına ne yapacaksın deniliyor, diyoruz! Kız kısmısı okumasa da olur diyoruz. Öylece alıştırılıp yetiştiriliyoruz ki biz kadınlar için bile bazı durumlar normalleşivermiş gibi oluyor. Erkeğin namusu, ailenin namusu hep kadınla ölçülüyor ya şaşırıp kalıyorum bütün bunlara. Erkeklerin yapıp ettikleri gayet normal karşılanırken, konu kadına gelince durum değişiyor. Kadın olmak sanki bir suç. Hiç yaşanan olaylar objektif değerlendirilmiyor. Ayrımcılık;  cinsiyet ayrımcılığı bariz bir şekilde  yapılıyor. Mesela kadınların işe alımlarında ve katılımlarında. Hatta kanunlar önünde bile ilginç bir şekilde bu ayrımcılık hissediliyor. Adeta kanunları yapanların daha çok erkekler tarafında olduğu seziliyor. Üzülerek belirtmeliyim ki çok feci olan tecavüz de bile çelişkili durumlar haberlere konu oluyor. Mesela tecavüzcüsü ile evlenmeye ikna edilme gibi… bu bir insanlık suçu. Bir kadına ya da kıza tecavüzcüsü ile evlenmeye ikna olma fikri bile çok dramatik, çok başka bir cezalandırma biçimi gibi geliyor bana. Bu şok edici ve içler ürpertici diye düşünüyorum. Bunun aksini düşünen toplum ve yasalar sizce de sorunlu değil midir?
       
Neden ? Evet! Neden diye haykırasım geliyor; uğruna dağları deldiğiniz, uğruna çölleri aştığınız, uğruna yandığınız, uğruna şiirler yazıp, şarkılar bestelediğiniz… kadınları, sevgililerinizi neden öldürüyorsunuz? Sırf gücünüz yetiyor diye neden dövüyorsunuz? Ya da aşağılıyor, yalnız ve çaresiz bırakıyorsunuz! Hani anaya duyulan saygı? Çocuklarımın anası dediğiniz kadını bir anda sokağa atıyor yada şiddete başvuruyorsunuz?
      
Bizim namus cinayetlerimiz var!  Çocuk gelinlerimiz var!  Sadece kız olduğu için okutulmaya layık görülmeyen kızlarımız var!  Şiddet görüp sokağa çıkamayan kadınlarımız var!  Sessizce ağlayan içine kapanıp kader diyen(!) çaresiz analarımız var...
Biraz güldü diye, şort giydi diye tekmelenen kızlarımız var !
Bizim gülüşünden, giyiminden tahrik oldum diyen erkeklerimiz var !
Bizim tecavüz suçlarında iyi hal indirimi uygulayan kanunlarımız var !
       
Bizlerin eğitiminde bir sorun var? Toplumca ciddiyetle oturup düşünmemiz, tartışmamız gereken sorunumuz var diye bağırmak istiyorum!  Karşı cinsimizle medenice konuşup anlaşmayı, paylaşmayı, birbirimize saygı, sevgi, hoşgörü ile yaklaşmayı neden öğretemiyoruz? Hayat; herşey insan üzerine iken, yaşamak iki cins üzerine iken neden bir diğer yarımızı öldürüyoruz? Aile, toplum ve  eğitim sistemimizde sanırım sorun var. Çünkü erkekleri de yetiştirirken buna özen göstermiyoruz. Eşit ve özgür davranmıyoruz. Adaletli olmuyoruz. Ayırt ederek kadını bir adım geride ve sessiz bırakıyoruz. Ilginçtir ki atasözlerinde halk arasında,  dile dolanan sözlerde bu var : “kız kısmısı fazla gülmez yanlış anlaşılır” “ kızın var mı derdin var “ bi ev donanır, kız donanmaz “ “elinin kiri ile erkek işine karışma “ bunun gibi o kadar çok söz var ki erkeği  öven kadını ise  yeren türden. Anneler-babalar asla kız erkek ayrımı yapmadan demokrasi bilincini çocuklarına aşılamalıdır. Bu egemen erkek kültürünü daha eşitlikçi, özgür ve insani ölçülere taşımamız gereklidir. Bu da ancak eğitimle olur. Okulda, ailede kızı erkeği ayırt etmeden yaklaşmalı ve eğitmeliyiz. Kadınların iş hayatına daha çok katılımı sağlanmalı ve  kolaylık gösterilmelidir.
      
 Kadınların, sosyal hayata katılımının olmadığı, kadınlarını dışlayan toplumlar çağdışı ve geri kalmaya mahkumdurlar. Ulu önder Atatürk kadınların sosyal hayatta olmalarına, meclise girmelerine, seçme seçilme haklarına birçok batılı ülkeden bile önce yer vermiştir. Kadınların iş sahibi olmaları her anlamda birey olarak aynı eşit haklara sahip olmaları gereklidir.
       
Ancak o zaman mutlu yarınlarımız, umutla baktığımız geleceğimiz olabilir. Daha sağlıklı bir nesil kadınlarımızı koruyup iyi yetiştirmekten geçer. Dünyamız, kadınlar varoldukça, hakettikleri saygı, sevgi ve eşitlik olduğunda daha da güzelleşecek.