..




“Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.”


Yazar Rumuzu: uğur1234
Eser Sıra Numarası: 180217eser15



                                                    İYİLİK YAPAN İYİLİK Mİ BULUR ?

          Çeşitli halleriyle okuduğumuz ‘‘İyilik yap iyilik bul.’’ sözünün her geçen gün ‘‘Besle kargayı oysun gözünü.’’ sözüne dönüşmesine engel olamıyoruz. Çünkü birileri için aştığımız denizler karşısında bir damla riske girmeyenler yüzünden artık kötü insanların sayısının artmasının da önüne geçemiyoruz. Kimseye arkasını dönemeyen bir insanın, kendisini sırtından bıçaklayanların; yalnız insanların, yanlış kişilerin eseri olduğunu göz önüne alırsak  iyilik yapmayı sevmeyen insanların var olmasına normal bile diyebiliriz. Fakat bizim emeklerimizi ve değerlerimizi boşa çıkaranlar neden bir gün hesap vereceklerini unutuyorlar? Buna en iyi örnek Adolf Hitler’dir. I. Dünya Savaşı’nda İngiliz bir asker olan David Jonshon tarafından kurtarıldı ve ilerleyen zamanlarda 65 milyon kişinin öleceği bir savaş başlattı. Öbür taraftan Malcolm X ise birçok ülkenin problemi olan ırkçılığa karşı ilk hareketini yaptığı için dostları tarafından dışlandı, haksızlığa uğradı ve en sonunda hain bir suikast düzenlenerek öldürüldü. Ama buradaki asıl sorum, “İkisi de hak ettiklerini aldılar mı?”Yani Adolf Hitler’in yargılanmadan, cezasını çekmeden intiharı mı adil yoksa Malcolm X’in hain bir suikastla öldürülmesi mi? 

         Günümüzde sosyal medyada bunun birçok örneği var. Kimi soğukta donmak üzere olan bir evsiz  kimi ise kalabalığın içinde bir hırsız...Lakin etrafımızda bu tür insanları görmemiz için sosyal medyaya değil en yakınımıza bakmamız yeterli oluyor. Beraber güldüğümüz, beraber üzüldüğümüz insanların hepsinden bir işlerine yarayana kadar dost muamelesi görüyoruz. Oysa biz o insanlara iyilik yapıp kötülük bulunca ‘‘Zaten öyle ya da böyle cezasını bulacak.’’ veya ‘‘Ben Allah’a bırakıyorum.’’ gibi cümlelere sığınmaktan başka bir çaremiz olmadığını bildiklerinden bu insanlar bizi devamlı üzmekten, kırmaktan ve hayal kırıklığına uğratmaktan kaçınmıyorlar. Bu durumda bize sadece dost olarak kimi benimsememiz gerektiğini iyi seçmek kalıyor. Bir insanı benimsemeden önce Nazım Hikmet’in ‘‘Tahir ile Zühre’’ şiirindeki ‘‘Yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?’’dizesi gibi düşünürsek  dostlarımızı veya benimsemek isteyeceğimiz insanı daha iyi seçmiş oluruz. Çünkü sevgi karşılıklı olmak zorunda değildir. Sevgiyi, değeri  karşımızdaki daha doğrusu kalbimizdeki kişiye vermeye başladığımızda bizim kalbimizle hissedemez, bizim gözümüzle göremez olur kendisini. İşte bu yüzden yanımıza alacağımız, arkamıza ve kalbimize koyacağımız insanları iyi seçmeliyiz. Zira biz insanlar önceden ‘‘iyiler ve kötüler’’ olarak ayrılırken şimdi ise ‘‘acı çekenler ve acı çekecekler’’ olarak ayrılmaktayız ama her insanın bir ahı, kıyamet gününe bırakamayacağı bir hesap günü vardır. 

         Diğer bir husus ise ne kadar değer, sevgi ve saygı göstersek de bizden uzaklaşmaya çalışan insanlardır ki bu, imkanların el verdiği kadar su, güneş ışığı versek de çürümeye yüz tutmaya başlayan meyve ağacına benzer. Hiçbir zaman güzel durmaz. Hep bir hastalığı, hep bir sorunu olan bir çiçeğe dönüşmeye başlar zamanla. Peki bu durumda bize ne olur? Elbette  kötü, sevgiden anlamayan birine dönüşürüz. Hayatı bir çift zara benzetmişimdir hep. Aynı sayıdaki yüzleri bir araya getirirseniz dış yüzleri farklı sayıda olacaktır. Fakat dış yüzlerin aynı sayıda olması için de iç yüzlerin farklı olması, yani bir şeyin eksik olması gerekir. İnsanlar da böyledir. Bu da onların mutlu, barış içinde yaşaması için bizim mutsuz ve kırılıyor olamamız gerektiği anlamına geliyor. Peki bu ne zamana kadar sürecek? Elbette ki bu bahsettiğim insanların bizle iligili menfaatleri son buluncaya kadar.

          Aslında kendime soracağım daha çok soru var fakat başlık olarak seçtiğim sorudan hep çelişkili cevaplar aldım çevremdekilerden. İyiliğe iyilikle karşılık verip baş tacı yapanı da gördüm, alıp yerlere çalanı da. Yine de iyiliğe kötülükle karşılık veren insanoğlu bu yalan dünyada olmasa da  hesap vereceği bir günün, onu cezalandıracak ondan daha üstün ve bilgili bir gücün olduğunu bilmelidir.