..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: toprak3698
Eser Sıra Numarası: 180217eser46


                                                             ANLA(T)MAK SARMALI  
 
    Anlatamıyorum diyeceğim sizlere. Gözyaşlarına dokunamadığımız, Orhan Veli gibi. Çünkü çaresiz bir umutluluktur, Orhan Veli’deki. Epeyce yaklaşmıştır, duyuyordur. Belki anlatabilse anlaşılabilirdi de. Lakin anlatamadı ve bana anlaşılamayışını anlatma imkanı yarattı. Geç kalınmış bir anlaşılamayışın anlatabilmek durağındasınız. Fısıltılarımı takip ederseniz, bir koro bile oluşturabilir zihin seslerimiz.                                                                                                                                                                                                                                                                                           
Ne çok kalem bırakılmış, ne çok sofra kurulmuş, ne çok mısra dökülmüştür göz çukurundan Anlatabilmek üzere. Kimi zaman rakıya meze, kimi zaman şiire dize olmuştur. Bazen sonu gelmeyen üç heceli soğuk bir cümle, bazen de uzaklardaki bir dostun sırtınıza bıraktığı sıcak el izleri olmuştur ANLADIM deyişleri. Sözlük anlamında anlatılan Anlamak kelimesi ; Bir şeyin ne demek olduğunu,neye işaret ettiğini kavramaktır.Peki biz Anlıyor muyuz? “Anlama süreci, anlamayı istemekle başlayabilir. Anlamayı istemek için de anlamadığını kabul etmek gerekir.”demişti zamanında bir gazetenin Anlaşılamamış bir köşe yazarı. O halde size daha doğru bir biçimde sorayım. Biz anlamak istiyor muyuz? Peki diyelim ki anlamak istiyoruz. Anlamak için çaba gösteriyor muyuz? Zihninizin dış sesi oluyorum ve tekrarla dönen olumsuzluk içerikli kelimelerinizi sıralıyorum. Hayır, Hayır ve bir Hayır daha. Anlaşılamamanın umutsuzluğu içerisinde- ki 21. Yüzyıl insanıysanız dikey ve yatay (u)mutsuzluğu en az geçmiş yüzyılın Turgut’u kadar iyi bilirsiniz. anlaşılmak umudu taşıyarak yazıyorum.”O güzel insanlar, O güzel atlarına binip gittiler.” Henüz Anlaşılmanın nefes seslerini ense köklerinde hissedemeden. Henüz vakit varken geçmiş zamanları bırakın. İlkin kendinizi anlayın .Kendinizi anlar ve tanırsanız anlatabilirsiniz de. Sonrasında anlaşmakla anlaşın. Ve ardından işteş fiilleri gerçekleştirmeyi deneyin. En başında yazımın temelini oluşturan  Anlaşılmak. Konuşarak bakışarak, dövüşerek,gülüşerek,ağlaşarak, anlaşmak.Söylediğimiz gibi; bir şeyi ister ve uğrunda çaba gösterirseniz, gerçekleştirebilmek için hiç yoktan imkanlar yaratırsınız.                                                                                                                                                                                            
”Anlamak yok çocuğum, anlar gibi olmak var…” Der Sevgili Necip Fazıl. Ben de diyorum ki hayatınızı bir ”gibi” edatına bırakmayın, Anladım basit bir kelime olmasın sizin için yada gerçekleştirilememiş öylesine bir sözcük olmasın. Bir dağınıklıktır anlaşılamamak.Şuranızda bir şeyler darmadağınık olmasın.Cambaz olun hayatta zihninizde kalbinizde anlaşılamamak yüküyle ağırlaşmasın.Bir köre gökkuşağını anlatın mesela, körlük fiziksel değildir ki hissetmesini sağlayın Ağustos güneşini.Ya da bir dilsizin konuşamadıklarını yazmasını sağlayınAnlatmak çok yönlüdür, demiştim sizlere. Anlamak, Anlatmak ömür boyu. Anlamadan, anlamış gibi yaşamayın. -Mış gibi pişmanlık olmasın sonumuz.            


önceki eser / sonraki eser