..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: su3400
Eser Sıra Numarası: 180216eser62


                                         AKLIMIZIN DENGESİ

    Aklımızdaki soruları atmak zor, yok etmek imkânsız. Gerçekler acımasız. Biz ise arada kalan masumiyetiz. Sorular, sorulardan doğan çelişkiler. Cevabı ergenlik ve ona benzer sözlerle kısaltılan benliğimiz. Çelişkiler benliğimizle bütünleşip bizleri ilginç bir oyuna sürükler. Aklımızda binlerce soru, cevap ise sadece bir kelimeden oluşmakta. Onca kelimenin arasından sadece bir tanesi… Bizim benliğimizle karışan cümleler arasından seçmemiz gereken sadece bir kelime vardır. Aklımızı onca şey kurcalarken nasıl birine odaklanabiliriz ki diyor olabilirsiniz. Denememiz gerek, ben bunu biliyorum. İlk soru da buradan çıkıyor zaten. Neden gerekiyor? Neden gerektirmek zorunda? Aklımıza takılan çok fazla şey var. Bazıları çözülmüş bazıları çözülmeyi bekliyor. Geriye kalanlar ise benliğimizden bile gizlediğimiz sırlar, kendi kutusunda saklı kalıyor. Ya bizler hangisini seçeneğiz. Nedenini anlayamadığımız bir şekilde o esrarlı kutuda saklanmaya devam edersek kimse bizi çözemez değil mi? Belki de hiç çözülmek istemiyoruzdur ya da tam tersinin iki katını daha fazla istiyoruzdur. Her şey bize bağlı ama;  bir yandan da değil. 

Yeni bir soru olarak neden hep çelişkiler arasında kalıyoruz. Bu konu aslında sürekli kendi gündemini oluşturarak hayatımızda farkında olduğumuzdan çok daha fazla yer kaplıyor. Bu tür olaylar hayatımızı kaplamaya devam ededursun bir yandan da amaçsızca koyduğumuz yasaklar ortaya çıkarıyor. Herkes gibi bizler de kendi hayatımıza birçok şeyi haram kılıyoruz. Zaten en rahat vurduğumuz kilit de hep kendi benliğimize olmuştur. Hükmünü hala üzerimizde sürdüren o kilit parçası bazen bütün belliğimizin üzerine fırtınalı bir gece edasıyla çökerek bilincimizi hiçliğin ortasına sürükler. Kimisinin duymak, görmek, çizmek bedenini kurtaramadığı kilidin altında saklıdır. Kimisinin ise hiç göremediği kilitleri vardır.


Bu hayatta en çok aklımızı kendimize takarız. Yok olacakmış gibi yaşayıp her seferinde var oluyoruz. Biz çok takılıp kaldık buralara hem de çok. Hani deriz ya bir biz, biz olamadık diye. Neden, bizim yüzümüzden mi? Belki de, zaten suçluluk duygusu hep bu yüzden olmuyor mu? Olmuyor belki de. Nereden bilebiliriz ki? Güvenimiz yok. Hem kendimize hem de insanlara. Onlarsız olunmuyor, onlarla da yaşanmıyor. Hep bir ikilem, arada kalan benliğimiz saniyeler geçtikçe ezilip yok olma evresine geliyor. Şimdi sorarım sizlere, “imkânı varken kurtulmayanda mı kabahat, yoksa imkânı olan bir insanı yalana inandıranda mı asıl kabahat?”.


Cesaret düşeceğini bilerek yürütmektir ipin üzerinde. Mantık ise aslında yerde olduğunu fark edince harekete geçer. Aklımıza takılıyor işte, yalanlar en çok da doğrular. Pek çok şey sayarım sizlere; ama; en çok kendime. Meselâ, hâlâ sözünü neden tutuyorsun diye. Ama; bunlara rağmen biliyorumdur suskunluğun ardından gelecek olan gerçekleri. Aslında aklımıza pek takılan bir şey yok, sadece aklımız bir yerde asılı dururken rüzgârın şiddetiyle çarpan sorulara, bilgilere dalan bilincimizle yürümeye çalışıyoruz. Aklımızdaki sorular çok, çok fazla, çözüm yolu var ama bulamıyoruz. Takıntılarımız engel oluyor bizlere. Olumsuzluklarımız engel, biz kendimize engeliz. Zannetmelerimiz, kimsenin bize zarar veremeyeceğini varsaymak mesela. Kendimize sahip çıkamamak, ağır travmaları atlatamamak engel. Bu hayatta hep kendimize engeliz.
En çok kafamıza taktığımız yine kendimizizdir. Sayfalar arasında kaybolmuş imla kuralları gibiyiz. Rüzgârın durulduğu, soruların yok olduğu zamanlar da vardır. Takıntılar, sorular yoktur, biz yokuzdur meselâ. Tam da şu an birçoğumuz oturup hayattan soğumamıza sebep olan şeyleri düşünüyor olabiliriz. Onca şeyi hatırlayıp kahrolmamıza rağmen düşüncelerimiz su taneleri gibi dizilip küçük bir takıntı yuvası oluşturuyor olabilir. Çoğumuz bunlara ergenliği ya da gençliğinden ötürü takılıyor. İşte tam bu noktada anlıyoruz ki bize katkısı olan takıntılarımızda var katkısı olmayanlar da. Ama; biliyoruz ki bunların hepsi boş. Biz varız, hem de bu hayatta kendi varlığımızı en güzel şekilde sürdürmek için. Sadece düzeni kurcalıyoruz. Bu saatten sonra da kafamıza takılacak olan tek şey ileride takılacak olanlardan başka bir şey değildir. 



önceki eser / sonraki eser