..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: söz2001
Eser Sıra Numarası: 180204eser02



                                          SELFIE MODUNDAN ÇIKSAK MI?

    Cep telefonumuzun kamerası neden sürekli “selfie” modunda. Aslında sorunun cevabı oldukça basit. Çünkü benciliz, sadece kendimizi düşünüyoruz, kendimiz için yaşıyoruz. Önemli olan “BİZ”iz, önemli olan bizim duygularımız, bizim düşüncelerimiz ve tabii ki bizim nasıl göründüğümüz... 

Belki de bu yüzden sürekli aynı kelimeyi duyuyoruz: Empati. Ailemiz, öğretmenlerimiz, arkadaşımız, alışverişte karşılaştığımız satış temsilcisi, marketteki kasiyer, hatta ben, hatta sen... Hepimiz empati kurulmamasından şikayetçiyiz.

En son sınıfta, tam da dersin ortasındayken yükselen “Biraz empati kursanıza…” sesiyle duydum “empati”yi... Bu cümleyi söyleyen bir öğretmenimizdi. Sınıfta yükselen seslere, ders içindeki gülüşmelereydi isyanı… Aslında bütün öğretmenlerimiz farklı derslerde benzer cümleler kuruyordu. Ve hepsinin ortak sözcüğü empatiydi.

İşte tam da o anda aklıma takılan şu sorular ile baş başa kaldım: “Empati neydi?”, “Biz neden empati kuramıyorduk?” Sonra oturup araştırma ihtiyacı duydum. Karşıma şöyle bir açıklama çıktı: “Empati, karşımızdakilerin duygu ve düşüncelerini anlayabilmemizi sağlayan ve böylece bizi duyarlı bir yaklaşıma iten duygusal zekâ becerisidir.” 

Sonra dedim ki peki neden empati bu kadar önemli niye herkes empati kuralım diyor. Tam o sırada karşıma şöyle bir yazı çıktı “Empati sahibi olmak daha iyi insan ilişkileri kurmayı, daha iyi bir takım oyuncusu olmayı, dünyaya daha zengin bir bakış açısından bakmayı sağlıyor. Başkalarının neyi neden yaptığını anlayabilen kişi, negatif durumlarla baş etmede de daha başarılı oluyor.” 

Sonra aklıma biz gençler geldi. Çoğu zaman empati kuramıyor diye eleştirilen gençler... Acaba gençler gerçekten empati kuramıyor mu yoksa bunun başka nedenleri mi var derken bir psikoloğa sorma gereği duydum.

Sorum aynen şuydu: Gençler gerçekten empati kuramıyor mu? Yoksa kurmaya korkuyorlar mı? Aldığım cevap beni biraz olsun şaşırtmıştı. Çünkü olay hiç benim düşündüğüm gibi değildi. Psikoloğun görüşüne göre, korktuklarından dolayı değil aile terbiyesinden kaynaklanıyormuş bu durum... Aile terbiyesi derken hani ailelerimiz bizlere küçük yaştayken ister istemez sen özelsin, kimse senden daha değerli değil, sen bir tanesin gibi bizi öven sözlerle büyütüyorlar ya, işte gençler tam da bu nedenden dolayı empati kuramıyormuş.  
Okuduğum bir makalede buna benzer bir örnek ile karşılaştım, aynen şu cümleler söyleniyordu. “Örneğin ailesi tarafından el bebek gül bebek yetiştirilmiş, hep kendine odaklanmış, narsist bir erkek çocuğunun askere gitmesi, hayatında çok büyük bir şans olabilir; çünkü o güne kadar bilmediği bir dünyayı, bilmediği bakış açılarını görecek, sorun olarak düşündüğü bazı şeylerin aslında sorun olmadığını, o güne kadar aslında çok rahat koşullarda yetiştiğini anlayabilecektir (tabii bazıları için bu durum askerden geri dönüp eski dünyasına tekrar adapte olana kadar sürer ).“   

Peki sadece biz gençlerin mi empati kurması gerekir? Hayır tabii ki öğretmenlerimizin, ailemizin, sokakta gördüğümüz insanların kısaca her canlının empati kurması gerekir. Peki empati kurabilmek için neler yapılabilir? 

Tabii ki öncelikle dinlemek gerekir. Dinleme becerisi empati duygusunun gelişmesinde çok önemli... Ernest Hemingway, “İnsanlar konuştuğunda, tamamen dinleyin. Çoğu insan asla karşısındakini dinlemiyor” diyor.

Karşımızdakinin ne hissettiğini, ne düşündüğünü, hangi olayda nasıl bir duygu içinde olacağını bilirsek, kısacası onunla empati kurabilirsek hayat o zaman daha yaşanılır olacak.
Kısacası sürekli “selfie” çekmek yerine, karşımızdakilerin fotoğrafını çekmeye başlamalıyız. Başkalarının duygularını yakalamaya çalışarak “empatik çekimler” yapmak empati kurmak için güzel bir başlangıç olabilir.