..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: serinsu2002
Eser Sıra Numarası: 171226eser02



                                                             TRAJİTEKNOLOJİ

          Genç yaşımda saçma, mantıklı; yerli yersiz birçok sorudan belki en çağdaş içerikli olan; belki de benimle beraber onlarca gencin telefondan, televizyondan ya da tabletlerden iki saniyeliğine de olsa yüz çevirip kendilerine sordukları bir sorudur bu.  Bazıları, daha önemli şeylere dalıp cevaplamayı unutmuştur; bazıları teknolojisiz nefes alamayacağını zannederek bu soruyu aklından savuşturmuştur. Kimileri de hiç teknolojisiz bir ortamda kalmadığından cevaplayamayacağına yormuştur.

       Benim ise; şu ana kadarki hayatımın sadece küçük bir bölümünü en az düzeyde teknolojiyle geçirmiş ve teknolojinin hiç olmadığı ya da yeni yeni kendini belli ettiği zamanları sadece dinlemiş biri olarak inandığım düşünce duygularımızın sanallaştığıdır. Elbette ki karşı çıkanlar olacaktır. “Tüm sevdiklerimiz sadece bir dokunuş kadar uzağımızda” , ”Tüm ihtiyaçlarımız bir ‘alo’ ile yanımızda” , ”Mesafeler bir anahtar kadar yakınımızda” diye düşünenler vardır muhakkak... Peki artık gerçeklik ne  kadar içimizde?
        
En son ne zaman gerçek özlemi hissedip kavuşmanın tadına vardık? En son ne zaman uzun uğraşlarla bir şeylere sahip olup onun kıymetini bildik? En son ne zaman soğukta metrelerce yürüyüp de bir dost selamına ısındık? En son ne zaman mutluluğu küçük şeylerde bulabildik?
       
Video izlemeden yemeğini yemeyen bebeklerle karşı karşıyayız şimdi, annesinin dışarı çıksın diye ısrar ettiği çocuklarla beraberiz. Tüm dünyasını beğeniler üzerine kurmuş gençlerin çağındayız. Kişiliklerin evrimleştiği teknolojinin tam ortasındayız.
       
Aile, eş dost yemeklerinin tadına bakmayız mesela, öncelikle yemeği çeker sosyal medyaya koyarız. Sigara alkolle işimiz olmaz ama havalı dursun diye kullanıyormuş gibi görünmeye çalışırız. Teknolojini bize sağladığı yararları nadiren kullanırız ama bütün zararlarıyla- nedense- kendimiz olamadığımız bir kişilikle içli dışlıyız.
        
Günlerce kitapsız kalabiliriz ama bir saat elektrik gitse yapacak bir şey bulamayız. Sevdiklerimizin nerde olduğunu bilmek çok önemli değildir ama sosyal medyada nerde olduğumuzun görünmesi çok önemlidir. Telefonlarımızın da… Evlerde ‘Çalışmaktan yoruldun, bitir artık’ diyen pek azdır ama ‘Kapat şu bilgisayarı’, ‘Bırak şu telefonu’ bağırışları genelde son bulmaz.

       Bu dünyaya elbette ki teknoloji de lazımdır. Bilim, eğitim, sağlık gibi alanlarda teknolojinin yeri doldurulamaz, sosyal hayata getirdiği engelleri de göz ardı edemeyiz. Ölümler eskisi kadar çok, okumak eskisi kadar zor değil; tabii ki de memnunuz ancak eskilerin tattığı ‘gerçek’ hisleri belki de ömrümüzce tadamayacağımızı, bir şeyleri dibine kadar yaşamaktan olan mahrumiyetimizi görmezden gelemeyiz. Ve sanaldan takip ederken gerçekte göremediklerimizi… Teknolojinin bize getirdiklerini bir kenara bırakıp, götürdüklerine de bakmalıyız. Kayıplarla kazançları ortaya koyup “teknoloji bu kadar içimizde olmasa daha mı mutlu olurduk?’” sorusunu hep beraber, ‘gerçekten’ cevaplamalıyız.