..




“Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.”


Yazar Rumuzu: sedir ağacı0000
Eser Sıra Numarası: 180214eser06



                                                         KENDİMİ BULUR MUYUM?

      Buradayım. Sorularım, kapıları zorlayan bir kasırga gibi. Ellerim, kararsız. Tuşlara  basmaya başlarsam hiç duramayacağımı düşünüyorum. Beni şu anda olduğum yere getiren, bu kâğıdın her noktasını dolduracak kadar fazla soruyu biriktiren ve beni zorlayan düşüncelerimin çözümü var mı? Ben; kimim, ilerde olmak istediğim kişi olabilecek miyim? Her şeyi fazlaca mı abartıyorum. En önemlisi de neden bu düşüncelere sahibim? Sorular, sorular… Sürekli zihnimi sisli bir yola sürüklüyor.

      Biz insanlar, anlayamadığımız şeyleri ya reddederiz ya da kendimizi bunaltana kadar onlar hakkında düşünür, cevap bulmaya çalışırız. Daha doğrusu eskiden öyleydik, artık kimsenin hiçbir şeyi sorguladığını görmüyorum, beyinlerimiz hantallaşmış ve kabul etmeye odaklanmış. Ben, bunu kabullenebilir miyim? Tereddütsüz, hayır. İnsanlar her şeyden bıkmış bir seviyeye gelmiş ve kimse bunun neden olduğunu sorgulayacak halde değil. Anlayamadıkları insanları hayatlarından direk çıkaran yeni bir toplum modeline sahibiz, kimse gizem peşinde değil artık; aksine hayatlarında sadece açık kitap gibi okuyabildikleri insanları bulunduruyorlar. Ben neyi arıyorum? Bazıları; sorunlar, nedenleri öğrenilmeden ve tartışılmadan sadece unutularak çözülür der.  Üstüne konuşmak sadece iki tarafın da moralini bozarmış. Gerçek bu mu, kestirip atmak mı? Oysa karşı taraf benim neden üzgün, kızgın olduğumu anlamadan benimle tekrar arkadaşlık kurmalı mı ki? Önce karşısındakinin hislerini anlamayı öğrenmemeli mi? Her ilişkinin birinci kuralı bu değil midir? Karşındakiyle empati kurabilmek, konuşabilmek?

       Dünyada bu kadar çok iletişimsizlik, kalp kırıklığı varken benimkini kimin umursayacağını bilemiyorum ama kalbim insanların beni hiçbir zaman anlamayacağı ve hatta anlamaya bile çalışmayacağı ihtimaline karşı kırgın. Kendimi sorgulamaktan bıktığım gibi insanların neden bu kadar bencil olduğunu sorgulamaktan da sıkıldım. “Her koyun kendi bacağından asılır.” sözünü sorgulayıp kendinizden önce birini koyduğunuz an hayatınız cehenneme dönüyor. Eh, çünkü o kişi de kendinden önce bir başkasını koyuyor; ama o, hiçbir zaman siz olmuyorsunuz.

       Sorularıma cevap bulamadığım için kendime kızıyorum, fakat hiçbir zaman doğru soruyu sormadığımız gerçeğiyle de yüzleşiyorum bunun yanında. Örneğin bunları neden yazıyorum? Kendimi anlatmak için, bu soruların cevabını sesli düşünmek için. Korkularımı yenmek için,  Daha doğrusu kendimi anlamak için… Etrafımda o kadar çok düşünce dönüyor ki hepsini bir araya toplayıp aralarındaki bağlantıyı kurmakta zorlanıyorum. Kafamı yastığa koyduktan belki de iki saat sonra bugün başıma gelen bir olayın arkasındaki nedeni arar halde buluyorum kendimi. Bazen uyuyamıyorum. Sabah kalktığımda ise akşam düşündüklerimi unuttum korkusuyla başka bir strese giriyorum. Çünkü dürüst olmak gerekirse, aklıma gelen her düşünce bir altın kadar değerli benim için. Bütün düşüncelerimi teker teker birbiriyle özdeşleştiriyorum. Her kafamı masaya koyuşumun ardında bir neden var, her gözlerimin dalışında ise başka bir neden. Bir kitabın bitişinde, o son sayfayı, arkada bulduğum teşekkür notunu her gözden geçirişimde.O kitaptaki her şeyle bağlantı kurarken buluyorum kendimi. Bütün karakterlerle kendimi özdeşleştiriyor, bir sonuca varmaya çalşıyorum. 

       Varlığımın bundan büyük bir nedeni olmalı, ben bundan daha fazlasına değerim. Belki de bir gün ortaya çıkacak bir projenin deneği olduğumu düşündüğüm günler oluyor. O kadar fazla cevap arıyorum ki varlığıma yönelik, kendi düşüncelerimde kayboluyorum. Bazen bu psikopat davranışlarım ve düşüncelerim belki de çılgın bir bilim insanı olabileceğimden kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Belki de kendi değerimi bulmaya çalışıyorum. Bilmiyorum, belki de deliriyorum. Düşüncelerimin en derin kuyusunda yüzerken buluyorum kendimi. Çaresiz yapayalnız hissediyorum. Sadece bu anlarda değil, her zaman, ama en çok da böyle anlarda ortaya çıkan bir korku sarıyor etrafımı, bir endişe: Ben bazı insanlar gibi sıradan yaşayamam düşüncesi. Hayatı rutine bağlamak için gelmiş olamayız bu dünyaya değil mi? Düzenden hayatım boyunca hoşlanmadım, bundan sonra da hoşlanacağımı zannetmiyorum. Planlı programlı yapılan her şeyden nefret ederken, aynı zamanda da insanlarların benim kurduğum düzene uymadıklarını görünce çılgına dönüyorum. Beynim hem çalışıp hem aptallaşıyor zaman ilerledikçe, varoluşuma mantıklı ve zekice bir neden ararken kendimi yok ettiğimin farkına varıyorum. Eskiden “Anne ben başarılı mıyım, yetenekli miyim, iyi bir mesleğim olacak mı?” Soruları çok daha büyük bir soru yığınına tekrar fırtınaya, kasırgaya dönüşüyor. Benim korkum ise hepimizi yutabilecek kadar güçlü mü olacak düşüncesi. Biz güçlü değiliz, bu dünyaya karşı hiçbir zaman güçlü olmadık. Yaşayabildiği kadar yaşayıp ölüp gitmeyi bekliyor tanıdığım herkes. Sağlıklı yaşama, para kazanma, aile kurma, kariyer yapma vs gibi şeylerin peşinde olmayan o nadir insanlardan biri de benim sanıyorum. Ben hiç kimsenin hiçbir hikayeyi daha önce bu şekilde bitirmediği bir son istiyorum. Değişim, değişiklik, farklılık, farklı olma isteği bedenimin her noktasını ele geçirmiş, aynı zamanda başarılı diğer bütün insanların da yerinde olmak istiyorum. Neden bunları düşünüyorum? Beni bunları düşünmeye iten nedir? Bilemiyorum, kendi düşüncelerimin denizinde diplere doğru dalarken kendimi bir kara deliğe kaptırdığımı hissediyorum. Oraya çekildiğimi, belki de sonsuzluğa karıştığımı. Kim bilir? Ama işte en büyük sorun da bu. Bu dünyada hiç kimse hiçbir şey bilmiyor. İnsanlık, nedensizlik ve bilgisizlik arasında büyük bir çekişme yaşıyor. Bunun ne zaman biteceği de belli değil. Sırf bu yüzden, mutlu bir son bulamıyorum artık yazdığım hiçbir şeye. Ne demeliyim, her şey düzelecek mi? Veya umutla bakmaya, yaşamaya devam mı demeliyim? Herkesin her şey düzelecek diye birbirini kandırdığı bu sefil dünyada, ben de mi kendimi kandırmalı mıyım?
        
    Ben, çoğu zaman boğuluyorum. Kendimi ararken daha başkalarını anlamayı nasıl beklerim?