..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: saye2001
Eser Sıra Numarası: 180217eser29



                                                             MUTLU MUYUZ?

   Günlük hayatın akışında kaybolan yüzlerce, binlerce insan... Daha iyi imkânlar(!) için çabaladığını iddia eden bir topluluk... Huşu içinde yaşarken istemediği şeylerle meşgul edilenler... Ne kadarı huzurludur bilinmez. Hayatımızı sevdiğimiz uğraşlardan, insanlardan mahrum geçirmek zorunda kalmamız kadar acı veren başka bir şey olmasa gerek.

   Bunca zorluğun arasında tek umut: hayallerimiz. Çocukluğumuzdan beri çoğumuzun hayalleri olmuştur. Peki, bu hayallerimiz uğruna neler yaptık, hiç düşündünüz mü? Onların peşinden mi gittik, besleyip büyüttük mü onları? Kendi haline bırakıp bir gün gerçekleşmesini mi bekledik? Hayaller bencil birer tohum gibidir. Biz onu toprağa gömüp sulamazsak asla fidana dönüşmeyebilir. Lakin yeterince iyi bakılırsa gölgesinde huzur bulacağımız bir ağacımız olur hatta belki meyve veren bir ağaç... 

   Gölgesinde huzur bulacağımız birer ağaçtır, dedik hayallerimiz için. Tabii onu korumayı bilirsek… Hayallerimizi koruyamayışımızın, onlara sımsıkı sarılamayışımızın nedeni, çoğu zaman bizleri korkutan sosyal tabular mıdır acaba? Hayallerinin peşini bıraktığı an insanı çepeçevre saran sosyal tabular. Kaçacak yer arar ama tek çıkış o terk ettiği hayalleridir insanoğlunun. Ona tutunamazsa daha da daralır etrafını saran olumsuzluklar çemberi. İnsanoğlu bu ya, hayallerinin peşinden koşmayı asla bırakmadığını düşünür, bunu iddia eder ama çok yanılır. Asıl gerçek çoğunluğun ritmine kapılmış olmasıdır. Çoğunluğun ritmine kapılıp orada kendi sesini duyamaz olmak benliğimizi nasıl etkiler sizce? 

    Kalabalıklar içinde karakterimizi, bizi biz yapan değerleri mi yitiriyoruz? Onu korumak adına bir şeyler yapıyor muyuz? Belki de bu kadar yalnız olmamızın nedeni budur. Kendi benliğimizi korumak adına kaçıyoruzdur toplumdan. Ama tek nedeni bu olamaz bu kadar sosyal bir canlı olan insanoğlunun topluluklar içinde neden bu kadar yalnız olduğu sorusunun başka nedenleri de olmalı. Sadece yalnızlık da değil ruhumuzu çepeçevre saran; mutsuzluk da yüzyılın salgın bir hastalığı gibi adeta. Kitleler halinde yayılan bir mutsuzluk... Özellikle de yeni nesil çok mutsuz. Bunca genç mutlu olmayı neden bilmiyor? Yanlış şeylerde, yanlış yerlerde mutluluğu aradığından olabilir mi? 

   Düzgün yürümeye çalışan, bunun için emek harcayan bir tırtıl, aslında dalın eğri olduğunun farkında mıdır sizce?