..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: sarı2407
Eser Sıra Numarası: 180217eser34




                                                                       BİLMEK…

    Pusulasız bir denizci olduğunuzu düşünün. Karayı görmeden doğru yönde olduğunuzdan emin olamazsınız. Fakat gece olduğunda sizi aydınlatan yıldızları fark ettiniz. Yıldızlar sayesinde karanın hangi yönde olduğunu artık biliyorsunuz! Gökyüzünü okumayı bilmek bir denizciyi kurtarır. Biz denizci olmayanlar için astronomi hakkında hiçbir şey bilmeden de yaşamak mümkün. Peki, ya hiçbir şey bilmeden yaşayabilir miyiz? Bilmek, karar vermek için şarttır. Çünkü her zaman bildiklerimize göre karar veririz. Hiçbir şey bilmediğimizde, seçim yapmak da karar vermek de olanaksızdır; bu durumda, bizim yerimize karar veren ya kader ya da başkalarıdır. Özgürlüğün tam karşıtıdır bu. Akşam ne yiyeceğimize bir başkasının karar vermesi hayatımıza yön vermez belki de. Fakat, örneğin meslek seçimimizi bir başkasının ellerine bırakmak, bizi, havada rüzgarın kendini götürmesine izin veren bir balondan farklı kılmaz.

Bilmek, özgürlük sağlar. Karşıdan karşıya geçmeyi bilirsek, yalnız başımıza dışarı çıktığımızda daha özgürüzdür. Dilini bilmediğimiz bir ülkedeyken içimiz pek rahat değildir. Para saymayı bilirsek yanımızda bir yetişkin yokken de rahatlıkla alışveriş yapabiliriz. Öğrenmek ve bilmek özgürlüğü de beraberinde getirir. ‘’Bilmiyorum’’ dan ‘’biliyorum’’ a geçmek büyük bir zevktir. Zevk, öğrenmemize yardımcı olur. Çaba göstermemizi sağlar. Bir şey öğrenmek her zaman keyif verir. Milattan önce dört yüzlü yıllara kadar dünyanın şekliyle ilgili pek fikrimiz olduğu söylenemezdi. Fakat şimdilerde biz insanlar, Dünya’nın yuvarlak olduğu ve Güneş’in çevresinde döndüğü gibi birçok bilgiye sahibiz. Peki yüz yıllar sonra bu bilgiler doğru olmaya devam edecek mi? Bugün bildiğimiz halde, yarın daha iyi bileceğimiz de çok şey var. Bir yıl, yüz yıl, yüz bin yıl sonra, yine aynı şeyleri göreceğiz ama farklı biçimlerde. Bilgimiz gitgide daha doğru olacak.

Kuşku duyduğumuzda araştırırız. Ve ancak araştırdığımızda bir şeyler bulma şansımız vardır. Duyduğumuz her şeye inanmak doğru değildir, konuşan bir büyüğümüz ya da öğretmenimiz de olsa sorgulamalıyız. Eleştirel zekaya sahip olmak, kesinliklerden uzak durmak demektir. Herkes hakkında kötü konuşan ve her şeyin boş veya yanlış olduğunu söyleyenlereyse kötü niyetli denir. Keşifler, eleştirel zekası olanlar sayesinde yapılmıştır. Tekrar etmeyi reddedenler sayesinde… İyi bildiğine alışmayı reddedenler sayesinde… Alışkanlıklar, aklı uyutur ve eleştirel zekayı öldürür. Öyle alışmışızdır ki, kendimize soru sormayı bile unutmuşuzdur.

‘’İnsan ne kadar az bilirse, o kadar çok bildiğini sanır.’’ demiş J.J. Rousseau. Peki siz hala hiçbir şey bilmeden mi yaşayanlardansınız?