..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: rüzgargülü2357
Eser Sıra Numarası: 180216eser56




                                                BÜTÜN SORULARIN CEVABI

      Pek çok insanın aklına pek çok soru takılır ve bu, bir günde olan bir şey değildir, küçük yaşlardan itibaren başlar ve insan ölünceye kadar sürer. Çünkü insan soru sorarak öğrenir ve kendini geliştirir. Ve insan yaşamını sürdürmek için kendini geliştirmek zorundadır. Yani soru sormak aslında insanın temel bir ihtiyacıdır diyebiliriz. 

Aklımıza takılan milyonlarca sorudan birini veya birkaçını seçip bu konudan bahsetmek oldukça zor bir iş. Sorular kafamızda tam olarak net değildir, sürekli dolanıp dururlar. Mesela benim aklımda şu an sürekli dolanıp duran soru buraya ne yazacağımla ilgili. Bu yazıyı okuyan kişi de bu cümleleri nereye bağlayacağımı merak ediyor olmalı. Merak aslında soruların başlangıcıdır, merak edersiniz ve sorular ardından sıralanmaya başlar. Birini cevaplamayı başarırsanız bu cevaptan yeni bir soru doğacaktır. Ve bu böyle sürüp gider.
Gerçekten böyle midir? İnsanlar bir gün bütün sorulara cevap bulabilirler mi?
İnsanların akıllarına takılan bütün sorulara cevap bulmasının çok fazla iyi yanı varmış gibi duruyor. Genel olarak bakıldığı zaman yani. Mesela bilim insanları pek çok şeyi merak ederler ve cevap bulmak için soru sorup dururlar. Evren nasıl oluştu, vücudumuz nasıl çalışıyor, bu hastalığın tedavisi nedir? Bunları cevaplamaları gerçekten gerekiyor çünkü bu insanın yaşamı için önemli.

Mesela kanser… Pek çok insanın canına mal olan bir hastalık ve bunun tedavisinin bulunması hiç şüphesiz tüm dünya için iyi olurdu. Doktorların da basit anlamda tek yapmaları gereken “Kanseri nasıl tedavi edebilirim?” sorusunu cevaplamak. Ve bunun ardından gelen pek çok soruyu da cevaplamak tabii. Bu sayede pek çok insanın hayatını kurtarabilecekler.

Evrenle ilgili de milyonlarca soru var. Evrenin oluşumuyla, evrenin dışında ne olduğuyla ilgili… Bilim adamları bunu bulurlarsa insanın oluşumunu daha iyi anlayabileceklerini ve belki de soruların getirdiği daha pek çok soruyu cevaplayabileceklerini düşünüyorlar.
Sadece televizyonu açtığınızda bile pek çok soruyla karşılaşırsınız. Bazıları gerçekten çok basit sorulardır, mesela dizilerde sürekli merak edilen “Kim kimi öldürdü? Kim kimi kandırdı?” şeklinde. Ben bu soruları genelde gereksiz bulurum, belki de dizilerin konuları bana fazla yapmacık geldiği içindir, yapmacık şeylerin soruları da yapmacık oluyor sanırım, neyse bu merakı fazla uzatmayalım. Haberlerde çıkan pek çok soru vardır, spikerin genelde haber yayınlandıktan sonra seyircilere seslenip sorduğu, ardından kendisinin cevapladığı sorular… Her ne kadar kendisi cevaplasa da aklımıza yine takılır o sorular. Gün içinde belki de boş bulunduğumuz bir anda (hoş, o da günümüzde pek mümkün değil ama) aniden aklımıza gelir ve düşünmeye başlarız.

Sorular sadece bunlarla sınırlı kalmaz, siyasetçilerin her yerde haykırdığı sorulardan tutun da evdeki küçük bir çocuğun oyuncağı hakkında sorduğu soruya kadar pek çok şey aklımıza takılır. Çoğuna cevap bulunur. Fakat neden hâlâ açlığın, savaşın, ayrımcılığın, adaletsizliğin olduğuna dair sorular cevapsız kalır. Cevap veren bazıları vardır fakat bu cevaplara ben hiçbir zaman inanmam. Bana kalırsa soruların gerçek cevapları değildir bunlar, sadece soruya son vermek için kurulan geçici bir cümle gibidirler daha çok. Ve işte bence insanlar, bu noktada tıkanıyorlar. Her şeyin belli ya da belirsiz bir duyguya bağlı olduğu sorularda ne diyeceklerini ne cevap vereceklerini bulamıyorlar.

İnsanlar çoğu soruyu cevaplamak için bilimden yararlanıyorlar ama zaten bilim de aslında insanların oluşturduğu sorulara cevap bulmaya verilen genel ad. Bunu sözlükten baktığınızda bile görebilirsiniz.  Bilim: Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.-TDK

İşte bunları sürekli düşünüyorum, bütün bu yazdıklarım sürekli kafama takılıp duruyor ve durmadan çoğalıyorlar ki bunun normal bir şey olduğunu yazının başında bizzat ben açıkladım ama yine de cevaplayamıyorum işte. Aslında büyük sorunun cevabını arıyorum, şu kafama takılan milyonlarca sorunun birleşmesiyle oluşan ve benim bu yazıyı yazmama sebep olan sorunun cevabını. Ve hâlâ soruyorum, sizce bunların belli bir cevabı var mı? Veya olmak zorunda mı? Belki de değildir, çünkü insanlar merak etmeden yaşayamazlar.
Ve bir gün sorularımız sona erse, ne olacağını siz düşünün.