..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: ruhani0001
Eser Sıra Numarası: 180216eser54



                                                                          HIZ
             
   Var olma çabam neden acı veriyor?

Fazla farkındayım zamanın. Delirmek için nedenlerim var, ancak deli olmak için hiçbir nedenim yok. Halsiz bedenim yaşamın çatlaklarından sızmaya çalışıyor bu dünyaya. Zıtlıklar salınıyor benliğimde. Kelimeler yetişemiyor ruhsal tahlilimin tasvirine. Yaşayışım yokluğumdan besleniyor. Damarlarımdaki kan bile farkında ölen güvercinlerin. Hiç var olmayan bir ruhta yer kapmaca oynuyor düşüncelerim. Oyunu kaybettiğimde buruklaşıyorlar bir köşede. Elimde değil her şey, tutamıyorum bu büyük hiçliği. Sahip olamıyorum kendi cevabıma. Gittikçe bürünüyorum bu yeryüzüne. 

Fazla farkındayım seslerin. Her biri kulağımın içinde büyüyor ve yankılanıyor beynimde. Hiç var olmayan insanlar yaşatıyorum bedenimde. Her biri bir damla içtiğim suda, yüzdüğüm denizde. Hissedebiliyorum inançlarını, yaşayabiliyorum utançlarını. Tecrübeler değişiyor hayatlar yaşlandıkça. Biliyorum her birinin acısını. Can verdiğim bedenlerim var benim. Her birini var olmayan bir ruhta taşıyorum. İsimleri yok, bedenleri yok. Sesleri bile yok aslında, ölemiyorlar yaşlılıktan. Ufak kıvılcımlarla doğurup sıcak meltemlerle harlıyorum onları. Verdikleri acı dayanılmaz. Küçük çocukların bir oyuncağı paylaşmaksızın çekiştirdikleri gibi çekiştiriyorlar beni. Susamıyorum artık hiçbirine. Dolup taşıyorlar, yaşarken yok ediyorlar bulundukları yeri. Çok kolay başlayıp, çok kolay bitiyor hayatları. 

İzlerini taşımaktan kamburu çıkmış bir bedenim var benim. Olmayan bir ruhun ıstırabını çekiyorum her saniye. Fazla farkındayım yapabileceklerimin. Korkutuyor beni bu sonu olmayan okyanus. İnsanlarım yüzme bilmez, boğulurlarsa diye endişeyle köşeme siniyorum. Düşüncelerim keskin soğukta ısınıp isyan çıkartıyorlar hücrelerime. Hiç var olamayacak olan bir ruh taşıyorum içimde. Adım yok, yerim yok, yolum yok. Kıvranıyorum hiçliğin yüküyle. Var olma çabası öldürerek yaşatıyor günden güne. 

İnsanlarım var benim, hiçbirinin bir sahnesi yok. Fırtınaları, selleri ve depremleri var sadece. Gel gitleriyle bağlıyorlar beni bu hayata. Fazla farkındayım yokluğumun. Sözlerimin eksikliğini hissediyorum her uykuya daldığımda. Dürtüyorlar, ayıplıyorlar beni.  Acının bile farkındayım aslında. Her şeyi anlıyorum, ancak kaçınılmaz eylemsizliğim için katlediyorum insanlarımı teker teker. Suçluluk duygusu nakış nakış işleniyor etlerime. Var olduğumu hissedebildiğim tek sahneyi de harap ediyorum çünkü. Her salisede yaşlanıyor insan. Tutamıyorum benliğimi kendi ellerimle.
Tutamıyorum benliğimi kendi ellerimle. Bu büyük boşlukta sıkışıp kalıyor hislerim. Hissizlikle yanmaya başlıyor düşüncelerim. Sahtelikten aciz düşmüş bedenim sitem ediyor rol çalan insanlarıma. Var olan tüm duygular kaçışıp duruyorlar parmak uçlarımda. Fazla korkuyorum aradığımı bulamamaktan. Gözyaşlarım bile dudaklarımda bulunma nedenini kaybediyor bir süre sonra. Hiçlik her şeye rağmen hissedilmeyi istiyor yalancı varlığımda. Bulamıyorum kendimi, göremiyorum kendi sebebimi. Anlaşılma arzusu uğruna ateşe veriyorum bir parçamı. Kurtulamasam bile bir şekilde ısıtıyorum o ateşle ellerimi. Bana hiç öğretilmemiş olan hisler yaratmaya çalışıyorum ruhumun bir köşesinde. Parçalamak istiyorum hayatın acımasız hudut çizgilerini. Tükenmişlik sarıyor kendini etrafıma. Kelimeler beni yalnız bırakıyor beni ben yapan kuyuyla. Anlatamıyorum insanlarıma bunu, anlaşılamıyorum kendim tarafımdan. Reddediliyorum her kapımı çaldığım zaman. Yaşarken ölüyorum farkında olmadan. Hiçliği hissedecek kadar var değilim bu dünyada. Adım yok, yerim yok, yolum yok. Hiç var olmamış olan bir ruh taşıyorum bu bedenin içinde. Hiç var olmayacak olan cümleler karalıyorum zihnimde. Gerçekliğin asla görülmeyecek olmasına karşın, uğraşıyorum kendi rüyamdan sıyrılmak için her seferinde.