..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: park1801
Eser Sıra Numarası: 171222eser01



                                              SARILACAK KİMSEM KALMADI

   “Neden?” hayatımda hep sorduğum tek soru. Ve “Neden varım?” Ama sorum yaradılıştan ibaret değil. “Her şey neden?”

   14 iken 74 gibi hissediyorum. Erken büyüttü beni hayat. Sanırım bu yüzden erken ölüyorum. Canımın acırken attığı çığlıklarını pazarda kaybolmuş bir çocuğun feryadı gibi kulağımda çınlarken buluyorum. Her an sanki ciğerlerime nefes inişi kesiliyor. Kalçama değen kestane kahvesi saçlarımı omzumda kestiğimde umut etmeyi de kestim. Dağ tepesinde ufak bir taş yuvarlanmasıyla başlayıp çığa dönüşen dertlerim için üzülmeyi kestim. Her gün bin kere ölmeyi kestim. Güçlendim. Düştükçe daha sert basarak kalktım. Ama güçlü duruşum akabindeki darbeleri hak ettiğimi gösteremez asla. “Neden bu kadar acı?”

   Sürekli şiirler yazıyorum aklımdaki sorulara cevap ararcasına. Dizelerce, kıtalarca yazıyorum. Satırlarımın aklımdaki sorulara cevap olması için uğraşıyorum. Ama soruları cevaplandıramıyorum. Çocuk aklım almıyor işte. Hem, nereye çekilirse oraya gidiyorum. Sanırım bu yüzdendi; herkes yolunu seçerken yol ayrımına oturup ağlayışım. Kollarına sığındığım olmadığındandı yol bulamayışım. Bunları yaşayan kişi “Neden ben?”
    
Güneş sizin için doğuyor gibi, mutsuzluğunuza sebep yok. Oysa ki ben bir kaldırım taşına oturmuş ağlarken yaşlarım umursanmamıştı ,mutsuzluğum sorulmamıştı. İnsanlar vızır vızır geçmişti tepemden ama bir tanesi bile el uzatmamıştı. Umut bağladığım insanlar “Neden sizsiniz?” Menfaatçi ve ikiyüzlüler! “Neden sizin sevginize muhtacım?” Yalanlarda kayboldum, kir katrelerinde boğuldum. Ölüm size daha çok yakışacakken “Neden ölen benim?” Bu haksızlık. Canım çok acıdı benim.”Hiç üzülmediniz mi?”
    
 Ben üzüldüm. Ben hep üzüldüm. En çok ben üzüldüm. Ama hiçbir zaman kendim için gözyaşı dökmedim. Yalnız kaldığım için kendime değil, kızını sildiği için babama ağladım. Yağmur sonrasında kokan toprak gibi olan huzur kokusundan ayrıldığım için kendime değil, artık saçlarımı okşamayan anneme ağladım. Anne, baba! Her gün kalbime saplanan acıyı anlamadınız mı? “Parçalarım batmadı mı ellerinize?” Yarım kaldığım için kendime değil, öldüğü için abime ağladım. Peşindeki dünyada kıyametler bırakırken “Hiç mi acımadı canın?” Ben hep size bağlandım. Sizden medet umdum. Tüm çıplaklığımla karşınızdaydım, bir şey saklayıp gizlemeden. Ama sizler beni yalan kokan duygularınıza hapsettiniz. “Neden sahtesiniz?” Ben artık yolun sonuna geldiğime inanıyorum. Hiç sapmadığım o yolun sonuna. Artık kendime ağlıyorum ben. “Tanrım, sarılacak kimsem kalmadı. Kollarını açar mısın?”