..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: ördek5233
Eser Sıra Numarası: 180217eser74



                                     NEDEN HİÇBİR İYİ DUYGU BESLEYEMİYORUZ?

  Vicdan, acıma duygusu, merhamet gibi duygular bir insanın kişiliğiyle ilgili önemli noktalar. Bu duygular çocukken oluşmalı insanda. Bunlar anne babadan örnek alınabilse de bu, bizimle ilgili. 

  İnsan kaç yaşında olursa olsun saygı duymalı diğer insanlara. Onların görüşlerine, görünüşlerine, seslerine, giysilerine, davranışlarına... Ancak biz birisi bizden farklı diye onu hor görüyoruz. Yanlış olduğunun da farkındayız. Madem öyle, neden yapıyoruz bunu? Neden kendimizden farklı olanı yok saymak bizi tatmin ediyor? Bir başkasının sırf bu yüzden acı çekmesi bize ne katabilir ki? Sanıyorum ki bizler hep kendimizi üstün görüyoruz. Belki de kendimizi üstün göstermek için başkalarına bu davranışları gösteriyoruz. Ancak biz hepimiz güzeliz. Hepimiz her nasılsak öyle güzeliz. Kimsenin bizi herhangi bir kalıba koymasına ihtiyacımız yok. Yaşıtlarıma baktığımda bu durum açığa çıkıyor. Herkes bir başkası beğensin diye giysiler giyiyor, makyaj yapıyor... Oysaki biz kendimizde eksik veya fazla gördüğümüz  şeylerle biziz. İçimizdeki ışıltının yüzümüze vurması değil mi bizi güzel kılan? Bu ışıltı duygularımız. Ancak öylesine çağın getirdiklerine uyuyoruz ki herhangi bir duygu gerçekten hissediliyor mu bilemiyorum. İnsanların kendi ailesinden olan kişilere bile sevgi, saygı duymadığı bir dönemdeyiz. Herkes öylesine donuklaştı ki artık hiçbir his gerçekten olması gerektiği gibi değil. İnsanlar için bir başkasının kalbini kırmak, duygularıyla oynamak bu kadar kolay olmamalı. Birini ağlatmak basit mi? En ufak meseleyle ilgili. Konu ne olursa olsun. Bir kişi kötü bile olsa kimsenin kalbini kırmaya, onu ağlatmaya hakkımız yok. Biri beni sevmese bile, o kişinin canı yansın istemem. Hatta o kişi beni ağlatsa bile. Şartlar her ne olursa olsun, kimseye kötü davranmaya hakkımız yok. Doğrusu herkesin kendini dinlemesi gereken bir dönemdeyiz. Çünkü her şey öyle hızlı gelişiyor ki artık kendi sesimizi duyamıyoruz. Kendi sesimizi duyamadıkça içimize kapanıyoruz. İçimize kapandıkça daha çok yoruluyoruz. Çünkü çığlıklarımız yalnız kendi ruhumuzu dolduruyor. Bu kez kendimizi soyutluyoruz hayattan. Herkes bize uzak geliyor. Yapılan her iş boş, duygusuz ve düz bir 'şey' oluyor işte. Biliyoruz ki duygu hissetmeyen bir insan ne kendi ruhunun sesini ne de bir başkasınınkini duyamaz.

  Sevgiyi, merhameti, acımayı hissetmeyen bir ruh gün geçtikçe silinir, silinir ve yok olur. Öyleyse neden karşımızdakine hiçbir iyi duygu besleyemiyoruz?