..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: okyanus2910
Eser Sıra Numarası: 180215eser07



                                              GİDİŞİNLE YAŞIT BİR YARA VAR İÇİMDE

       Bu dünyaya daha dün gelmişim gibi hissediyorum bazen. Bazen de içimde  bir rüzgarın savurduğu yapraklar gibi dağılmış vaziyette sorunlar. Sanki herkesten önce bu dünyada ilk ben nefes almışım ilk ben güneşi tenimde hissetmişim yani o kadar uzun süredir buradaymışım gibi… Cevabını aradığım o kadar çok soru var ki: Yaşadığım şeylerin ben de bıraktığı birer boşluk hepsi. Bir yerde saatlerce oturup düşünmeye başlayınca beni alıp götürürler işte o an gökyüzünden süzülen bir tüy gibisindir. Düşünceler nereye isterse oraya savrulursun. Uçarsın, uçarsın ve uçarsın… Yere düştüğünde ise çalan şarkı bitmiştir, aydınlık yerine gecenin parlaklığı kalmıştır. Kuşlar gitmiştir ve sadece sen kalmışsındır. Bir köşede tamamlanmayı bekleyen sen… Her şeyin cevabını bulmayı istersin sadece. Benim için bunların hepsi tek bir soruda bir araya geliyor.“Bu yaşımda neden büyümek zorunda bırakıldım?”

       Kendi başımın çaresine bakmak zorunda değildim. İçime atmak ya da kendi kendime çözmeye çalışmak zorunda da değildim. Çok küçüktüm… Daha evden birkaç sokak ilerisini bilmezken kendimi dışarıda, o sokakların çok daha ilerisinde buldum. Sadece bir uğultu çevrede ışığını benden gizleyen çıkmaz bir sokak… Farkında değildim hiçbir şeyin. Herkes bunları yaşıyor hayat hepimiz için zor ve    böyle büyümek zorundayız sanıyordum. Bir zaman sonra insanların dert yanmaya başladığı yaşlara geldim. O kadar boştu ki sıkıntıları, gerçekten insanlar bunlara mı canını sıkıyor diye düşündüm kendi kendime. O zaman anladım ki hayat herkesi farklı şekilde sınava sokuyordu. Çok sinirlenirdim,“ Benim ne eksiğim var?” diye düşündüm öbürlerinden. Öbürleri dediklerim: onlar, sadece öbürleri olarak kaldı bende. Sevdikleri herkes yanındayken öbürlerinin ben ise tektim. İşte o zaman anladım. Yalnızdım… Sonrasında da yalnız kalmak istedim. Aslında alışmıştım böyle olmaya, yani tek kalmaya. Düşündüm ki; eğer tek olursam kimse canımı yakamaz. Bir yerlerde hep kaybettiğim duygularımı bulamaz. Kimseye açmadığım, sımsıkı kapayıp kilit vurduğum kapılarımı açmaya çalışamaz. Sadece ağabeyim ve ben vardık. Hatırlıyorum ocağa boyum yetmezdi o sıralar ama okuldan gelince ona yemek hazırlardım. Beni sevmezdi pek, kavga ederdik her kardeş gibi ama bir şeyden korksak yine birbirimize sarılırdık. Aslında ben ne yaşadıysam o da yaşıyordu benimle, ama belli etmeden ikimizde birbirimize kapılarımızı kapatmıştık çoktan. Yalnızdık, yaşımız küçüktü ama aslında herkesten daha büyüktük. Korkuyu sindirmiş, ulaşabildiğimizin ötesindekileri görmeye çalışmış, birilerine ihtiyaç duymamayı öğrenmiştik. Yalnızlığı sahiplenmiştik. Biliyordum biri yanımda olsa alışırdım. İstemedim. En candan olan insan en büyük acıyı yaşatıp, ardından bir enkaz bırakıp giderdi. Bunu bir kere yaşayan bir daha yaşamak istemezdi. Asla iyileşmeyecek olan yarasının tekrar kanamasını göze alamazdı.  Kendimi bir cam fanusa kapamış diğer her şeyi dışarıda bırakmışım gibi dünya. Sadece benim için sessiz ve zararsız. Biri tutsa yüreğimden ne hissettiğimi anlayacağını zanneder. Göreceği tek şey ne peki? Kararmış bir gece ve tüm evrenden silinmiş bir gökyüzü. Oysa bilmezler ellerini güneşe en çok uzatan benim. Yüzüme vuruyor tüm hislerin yansıması, içimi ısıtıyor bir ışık, dışarıdan müzik ve kuş sesleri geliyor. Saçlarım uçurum çiçekleri gibi dans ediyor rüzgar ile. Kimse göremez beni, bulamazlar burada. Zaman durmuş sanki beni izliyor. Ben buyum aslında. Kimsenin ulaşmasına izin vermeyen kişi.    Çünkü bilirim ki, biri elini yanağıma koyacak olsa siler tek bir gözyaşı bütün her şeyi. Ama o da gider diğer herkes gibi. Ben de en büyük izi bırakan babam gibi…

       İşte o gün bu gündür kaldırdım ne varsa içimde. Ne demişler bir şey ne kadar çok yaralarsa insanı bir o kadar da güçlü durmasını öğretir hayata karşı. O kadar doğru ki… Sen gittin, hepiniz gittiniz ama ben öğrendim ayakta durmayı, yeri geldiğinde karşınızda durmayı. Kalpsizsin, duygusuzsun dediniz ya bana ne derseniz diyin ben öbürleri gibi değilim.