..




“Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.”


Yazar Rumuzu: nehir1013
Eser Sıra Numarası: 180203eser01



                                                                  BÜYÜYÜNCE NE OLACAKSIN?

    Çoğu çocuk gibi benim de bembeyaz kağıda renkli kalemlerle yansıtmaya çalıştığım hayallerim vardı. Bazı günler kağıtlara aynı boya kalemleriyle farklı çizgiler çekerken bazı günler aynı hayalin tekrar tekrar somut şekillere büründüğüne şahit oldum. Çoğu zaman diğerleri, bu iç içe geçmiş renk ve çizgilerin hangi hayalimi yansıttığını anlamazdı. Onları suçlamak da doğru olmaz, ne de olsa daha düzgünce yazı yazmayı bilmezken resim yapmak o kadar da başarılı sonuçlar doğuran bir uğraş değil. Yine de o parlak kırmızı boya kalemini tutarken sonrasında hangi rengi kullanacağımı düşündüğümde yüzüme yerleşen gülümseme, çizimlerimin diğer gözler tarafından ilk bakışta anlaşılmamasının hayal kırıklığının üstünü örtüyordu. Kısacası benim kimine göre imkansız, kimine göreyse o çocuksu masumluğu bir pelerin gibi sarınmış hayallerim kağıtlarda can bulurdu.
Büyüklerse bu hayallerin bazılarının sözcüklere dökülmesi için o klasik soruyu sormaktan hiçbir zaman vazgeçmezler: Büyüyünce ne olmak istiyorsun? Ne zaman çocuklar bayram için akraba ziyaretine gitse ya da birileri misafirliğe gelse, yetişkinlerin ellerinde çayları ile odadaki çocuklara sordukları sorudur bu. Kimi çocuk aklına gelen herhangi bir cevabı verip büyüklerin odak noktasından çıkabileceğini ümit ederken kimisi de düşündükçe gözlerinin içini parlatan geleceklerini diğerleri ile hevesle paylaşır. Bazen bu soru bir küçüğün dudaklarının arasından her seferinde farklı bir cevabın aynı heyecanla dökülmesine sebep olurken bazen de minik bir kalbin aynı hayale sarılmayı bırakmadığını gözler önüne serer. 

Bana da küçükken “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusunu çok sorarlardı. O zamanlar, büyük bir heyecanla öğretmen olacağımı söylerdim. Yıllar geçtikçe yavaş yavaş hayallerim de değişti. Misafirliğe gelen aile yakınlarına mimar, şeker için zorla evine gittiğim komşuya avukat olmak istediğimi söyledim. Tabii bunları söylerken büyüklerin bana sıkıcı gelen muhabbetlerinden kurtulmaktı asıl amacım. O yüzden birkaç yıl öncesine kadar bu soruyu duyduğumda aklıma gelen tek şey “Yine mi aynı soru?” idi. Ne var ki sonrasında hayallerim ve isteklerim ile birlikte düşünme tarzım da değiştiğinden olsa gerek, zamanla o soru sorulduğunda aklımda şekillenen düşüncenin yerini bir başkası aldı. Artık büyüyünce ne olacağım sorulduğunda, sessizce neden sürekli bu soruyu sorduklarını merak ettim.

Merak ettim çünkü yıllar boyunca kaç yetişkin tanıdıysam hiçbiri bu soruyu sormaktan geri kalmadı. İçlerinden bazıları verdiğim cevaplar karşısında sıcak bir gülümsemeyi yüzüne yerleştirse de, bazıları çok daha iyi bir geleceğe sahip olabileceğimi ya da hayalimdekinden daha iyi bir mesleği seçmem gerektiğini söyledi. Benim çizimlerime konu olan geleceğin başkaları tarafından eleştirilmesi, o yaşlarda kızgınlıkla kaşlarımı çatmama sebep olsa da  cevap vermezdim. Hem “daha iyi bir meslek” ile neyi kastediyorlardı ki, kime ve neye göre daha iyiydi? Yetişkinlerin bu tutumu üzerine aklımda dönen soru tekrar gün yüzüne çıktı: Büyüyünce ne olacağım yetişkinler için neden bu kadar önemliydi ki? Üstünden yıllar geçse de bunu merak etmeyi bırakmadım ve büyüyüp çevremde olan biteni daha iyi kavradıkça aklımda zamanla bir cevap da oluştu: Büyükler bu soruya değer veriyordu çünkü o küçük ruhlardan beklentileri vardı.

O yaşlardan daha belli olmasa bile her çocuk, gelecekte çevresindekilerin yüzünü gülümsetecek ya da kendi mutluluklarını inşa edecek işlere imza atabilir. Bu işler yetenekleri veya uykusuz kaldıkları geceler üzerine de olabilir. Büyükler ise çocukların refah içinde yaşadığı bir geleceğin hayalinin sıcaklığını sever. Onlar, maddi sıkıntıların çekilmediği bir hayatın mutluluğu beraberinde getireceğine inanır. Ne var ki maddi ve manevi zenginliğin yolları her seferinde kesişmeyebilir. Öyle ki pahalı bir evin ferah duvarları hiçbir zaman kahkahalara şahitlik etmeyebilir ya da en neşeli kahkahalar duvar boyaları dökülmüş evlerde yankılanabilir. Büyükler ise yılların tecrübesi ve hayal kırıklığıyla, üstündeki birkaç rakamın endişeyle kalpleri kavurduğu faturaların çocuklarına denk gelmesini istemez. Bu yüzden bazen farkında bile olmadan, yaptıkları hareketlerin ve verdikleri kararların sonuçlarına çok dikkat edemeden çocuklarının geleceklerini kendi planlarıyla şekillendirirler. 

Oysa kendi seçtikleri yollar, çocuklar için de en uygun yol olmamakla birlikte ucunda mutluluğun olduğu da sık görülmez. İşte bundan dolayıdır ki çocuklar, mantıklı kararlar alabilecekleri yaşta kendi yollarını kalplerindeki hislerin ve zihinlerindeki hayallerin ışığında seçmelidir. Bu yol her ne kadar güvenli olmama riskini taşısa da aslında tüm olay budur: risk almak. Eğer başka insanların ışıklarıyla aydınlatılmış bir patikadan yürüyerek kocaman bir ormanı geçmeye çalışırsanız, çalıların arasından geçen o toprak yolda sizi nelerin beklediğini hiçbir zaman öğrenemezsiniz. Kim bilir, belki o yol hayal kırıklığı ile kalbinizin sıkışmasına, belki de içinizin neşeyle dolup taşmasına yol açar. En azından eseriniz, başkalarının fırça darbeleri ile sizin olmaktan çıkmış olmaz. Hayatınız, sizin karar ve isteklerinizle şekillenmiş olur ve başkalarının ışığının parlaklığına güvenerek önünüzü görmeye çalışmanın pişmanlığını duymazsınız.

     İşte yıllar birbirini kovalayıp geride kaldıkça ben de bazı düşüncelerimi geride bırakmıştım. Artık bu soruyu duyduğumda hangi karşılığı alırsam alayım, ne düşüncelerim ne de duygularım etkileniyordu çünkü biliyordum ki hayatım hakkındaki kararları vermek benim hakkımdı. Her ne kadar benim iyiliğimi düşünseler de başkaları hayatımı kendi düşünceleriyle yönlendirmeye çalıştıkça o hayatın benim olmaktan çıkacağının farkındaydım. Bu yüzden ne zaman büyükler geleceğim ve seçimlerim hakkında yorum yapsalar gülümsüyordum, sadece gülümsüyordum çünkü biliyordum ki en sonunda vereceğim karar, duygu ve düşüncelerim ile risk almaktan yana olacaktı.