..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: namütenahi1401
Eser Sıra Numarası: 180216eser70



                                                            BÜYÜK ADAMLAR GİRDABI
  
      Gökyüzü mavi, gençler sokakta, gökyüzü kararacak ve bu defa gençlik yolda. Biraz yıldızların biraz da bulutların elinden tutmuş. Sonuç olarak her yerde. Gençler hayata bir yerinden tutunmaya çalışıyor. Ellerindeki çantanın yükünü tüm zamanlara hükmeden sorular oluşturuyor. Ben ise hayatımın başlangıç çizgisinden adımlamak üzereyim. Ben ve daha niceleri… Gündelik hayatta beş şık arasında görüyorum kendimi. Elemeye çalıştıklarım ve ikilemde kaldıklarım da var tabii. Paragraflar arasında gözüme bir kelime takıldığında onu düşünerek saatler geçirebiliyorum. Çünkü bir kelime bir hayat demek. Kendinizi anlatabilmek şu ana kadar aldığınız solukların en derinidir. Biz gençler ve siz bir zamanlar genç olanlar: Hayatla dönem dönem körebe oynanır. Bunu ben okuduğum kitaplardan biliyorum siz de hem onlardan hem de tecrübelerinizden biliyorsunuz. Gelecek ışık vadediyorsa ellerinizi çırpın. Bu sese kulak vererek yönelmek bana yardımcı olacaktır. Bu yardım hayatımın temelini atmak için…

     Küçükken hepimiz söyleyeceklerimizi teker teker anlatmak için sıra mahiyetinde parmaklarımızı kullanırdık. Zaten on parmağımızın onuna yetecek kadardı anlatacaklarımız. Belki de her şeye daha net yanıtlar verdiğimiz zamanlardı. Olanı olduğu gibi görme meziyetimiz vardı. Olana bir şeyler katmakta da fena sayılmayız. Çünkü şu anda elimizde var olanlar sıfırdan başlayıp günümüze geldi. Bu nedenle yeterli değil mevcut bilgiler. Bir tık daha ilerisini görebiliyor bazılarımız. Bir kademe daha olacağına inanıyor. Çocukken başlıyor bunlar aslında. İki lego üst üste koyup aklındakini söylediğinde icat çıkarma derler genelde beyazlaşmış saçların sahipleri. ‘’İcat çıkarma şimdi başımıza, öyle şey olur mu ?’’ Neden olmasın diyememişiz o zamanlar. Şimdi sorayım herkese. İcat çıkarsak fena mı olur? Hayal etsek durmadan. Sürekli, sürekli, sürekli… Mesela bir resim çizse minicik eller ve sizlere getirse. Farz edin ki güneş mora boyanmış olsun, bulutun o gün kocaman gözleri olsun, bu defa gökyüzü değil de tepeler masmavi olsun. Yani içerisine kocaman bir dünya sığdırılmış olsun. Fena mı olur? Zarar gelir mi üretmekten, hayal kurmaktan? Kitaplar karıştırılsın rüzgârların şarkısıyla. Biz o sayfayı gölgelerde canlandıralım. Yürekten geçeni bir kez olsun sorgulamadan kabullensek ve umut dediğimiz şeyi kalp çarpıntısında dinlesek bir melodi misali, sonrasında icat bunun yanında nedir ki?
   
      Kendinizi yavaştan tanımaya çalışırken ve sizin dünyaya dair bir yığın sorunuz varken bir sürü soru daha eklenir üstüne. Annemi mi yoksa babamı mı daha çok seviyordum? Her ikisini de seviyorum cevabı bir türlü kimseyi ikna etmese de küçücük kalbime birçok kişiyi sığdırabileceğimi biliyordum. Büyüyünce ne olacaktım? Astronot, öğretmen, avukat? Ben büyüyünce çocuk olacaktım. Çocuk olmanın çoğu meslekten daha zor olduğunu bilmeli yetişkinler. Çoğunluğa göre büyük insan olacaktım ben bir yetişeyim de… Hayallerin neredeyse hep aynı olduğu geleceğe büyük insan olacaktım. Sonra o favori soruyu kocaman elleriyle beni dizine oturtan amcalar ve teyzeler sormuştu. Tek kaldığımda da dirseklerimi cama yaslayıp kendime sordum. ‘’Büyük insan olmak’’ ne demekti? Zaten büyümüyor muydum? Büyük insan nasıl olunurdu? Bence büyük insan kumda yürürken kum tanesini ezmek için değil onlarla bütünleşmek için yaşayan biri olurdu. Tıpkı çevremizden akıp geçen onlarca insana yapılması gerektiği gibi.
  
      İnsanlar büyük birisi olduğunu çocukluk alışkanlıklarını bırakmayarak gösterir. O zamanlardaki merhametle hareket ederek hâlâ bir kediye kucak açabiliyor; bir çocuğa, bir yetişkine el uzatabiliyorsa, bir bitkiyi kopartıp köklerinin direncine karşı koymak yerine filizlenmesini izleyebiliyorsa, nakit yerine vakit onun için çok daha anlamlı geliyorsa büyük insan olur. Hey amca! Hey teyze! Böyle düşünüyorsanız işte sorunuzun cevabı: Evet, olacağım! Hatta bizim şu masallarda yok mu devler? Ben büyük değil işte o dev gibi bir insan olacağım. Gülümsemekten zarar gelmez kimseciklere. Ben elimdeki sihirli kutuya gözlerimi kelepçeleyip insanlara somurtmayacağım. Gözlerim hayatın değişimine tanık olmak için bana kılavuz olacak. Geçireceğim senelerin en iyi fotoğraf makinesi o. Dünya benim için var olmadı. Ben kendi dünyamı yaratacağım. Ben büyüyünce yüksek binalarda egoyla birlikte yürüyen değil, yüksek binalarda ya da işe yarayan bir yerde fikirleriyle mutlu gezinen olacağım.  Bu arada söylediklerime alınmasın yetişkinler. Bu büyük insan olmak yaşla doğru orantılı değil aslında. Hepimiz görüyoruz bunu. İnsan ne zaman kendini bir miktar aştığı vakit çevresine ve daha sonra samanyolunun içinde hayat olan gezegene çerçeveyi kırıp bakarsa o zaman büyük yok kat etmiştir. Bu kadar ‘’büyük’’ kelimesine küçük kırıntıları takip ederek ulaşıyoruz. Büyük insan olmak için geçmedi ki zaman. Her zaman bir şans var insanın elinden tutan.

Büyüdüğünüzü hissedebiliyor musunuz? Aynada kim olduğunuzu tanımaya çalışmak girdabı durdurur nitelikte bir harekettir. Hızlı davranın.

     Dünya birçok geceye ve gündüze merhaba derken ben güneşi de ayı da selamlamaya çalışıyorum. Ellerim onlar için sağa sola havada sallanırken başka yerlere de uzanmaya çalışıyor. Peki ya siz? Siz bedeninizle değil, tüm benliğinizle büyüyebildiniz mi? Büyümek zor şey, meşakkatli şey…