..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: mor5689
Eser Sıra Numarası: 180216eser20



                                                   EŞİTSİZLİĞİN İÇİNDEKİ ADALETSİZLİK!

 Adalet var mıdır?
             
Daha doğmadan anne karnında başlar adaletsizlik, bir kadın anne olabilmek uğruna bin bir türlü tedavi yöntemi denerken, başka bir kadının sırf dünyevi zevkler uğruna, bilinçsizce, dünyaya çocuk getirmesi bunun ilk adımıdır.  Dünyaya kim tarafından getirileceğini seçememek adaletsizdir.

 Eğitim almaya başladığında hayatı tanımaya da başlarsın. Kıt kanaat geçinen bir baba dişini tırnağına taktığı bir günün sonunda, kendi isteyip de gelemediği yerlerde çocuğunun hayalini kurarken üç gecedir uykusuz eve geldiğini öğretir sana gözleri… Tanımaya başladığında anlarsın ki uykulu ve yorgun gözler adaletsizdir.

Diplomalı bir yetişkin olduğunda ayaklarının üzerinde durmayı hedeflerken, savaşarak geldiğin ve senin zirve olarak gördüğün yerlerin, bir başkasının aslında dip olarak algıladığı bir dünyadan bahsediyorum. Bilirsiniz; Çaresizlik adaletsizdir.

 Elimizi yıkarken çalan kapıya koştuğumuzda üşendiğimizden kapatmadığımız musluğun, israf etmekten çekinmediğimiz suyu akarken arka fonda, televizyondaki habere kulak misafiri olmadı mı hiç birimiz? Afrika da ki bebeğin susuzluktan melek olduğuna? Suya muhtaç olmak adaletsizdir.

Uykumuzu alamadığımızdan şikâyet ederken, gecelerin gündüzlerden kısa olduğunu iddia etmek alışkanlığımızdır bizim yetmiş küsur yaşında, gözü yolda anaların, kulağı telefonda babaların var olduğunu düşünmek zihnini yorar çocuğumuzun. İyi haberlerini beklerken kahramanlık destanlarıyla ilmek ilmek işlediği oğullarının şehit haberini aldıklarında evladına sarılır gibi bayrağa sarılan babaların içinde acıyan yaraya hangi adalet çare olur ki? Bazen hep kanayacak bir yara adaletsizdir.

Trafiğin sıkıştığı bir yerde, hiçbir gürültüye şahit olmadı mı kulaklarınız? Serviste balık istifi halinde işe giden insanlar, dolmuşta puslu camların arkasından bakarken sizin için toplumunuzda yer etmeyen kalabalıklar, sesleriyle bastıramadılar. Yanlarından geçen o lüks arabaların tekerleklerinin asfalta sürttüğündeki çıkardığı sesi… Gürültünün sesi kulaklarınızı zorladığında bununla baş edemeyip, elinizle kulağınızı kapatmaksa çare… Çare, adaletsizdir.

Yüzü güzelin, kendi yüzünü, dilini, rengini seçemediği halde bunları seçememiş başka bir insanı hor görüşü, elinde olmadan kazandığı şeylerle böbürlenmesi can acıtıcıdır… Can acıtmak, genelde adaletsizdir.

    Sığ kıvamını denizin korkulmayacak yeri olarak açıklamaktan öteye gidemeyen insanlar, yapısında sonsuz derinlik bulunduran insanların karşısında olurlar. Bir kelimeden, kimisine birden fazla anlam çıkartmak zorunda bırakmış dünya, çoğu zaman adaletsizdir.
Aç uyuyanlardan çok obez uyuyanların, seslerini duydu hep kulaklarımız… Evsizlerden çok, boş ev bulunduğundan emlakçılardaki kiralık yazılarına takıldı akıllarımız…  “Adaletsizliği engelleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir. Fakat itiraz etmeyi beceremediğiniz bir zaman asla olmamalı.”  (Elie Wiesel)  Adaletsizlik insanın eseridir.
                                                                                                    

önceki eser / sonraki eser