..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: malik0000
Eser Sıra Numarası: 180216eser66



                                                         AKLIMA GELEN

           İnsanoğlu, yüzyıllar içerisinde başarı kriterlerini oluştururken ürettikleri yapıtların kibrine kapılmıştır.Bu kibrin onları ,diğer toplumlardan üstün kıldığını düşünmüşlerdir. Gelişmiş ekonomik imkanlara sahip, dünya liderliği için yarışan ülkelere bakmaya başladığımızda ürettikleri icatların, yapıtların düzeyini değil de kurdukları toplumsal hayatın bireye sağladığı yaşam standartları kalitesinin önemini fark etmeye başlarız. Çünkü icatlar saygıyı getirmez; insanların birbirlerinin fikirlerine olan saygısı icatların ortaya çıkmasına sebep olur.

Günümüzdeki teknolojik ilerleme kıstasları, mucitlik ve saygı arasındaki bu denklemin tam tersi olduğu yanılgısını yaratmakta; yarattığı suni değerler bir takım kaygılara sebep olmaktadır. Görünen o dur ki, toplumsal ahlakın en önemli unsurlarından biri olarak kabul edilen “saygı”nın, yaşamlarımızdaki emsallerini sadece gölgeler hâlinde görmekteyiz.
Çağımızın içinde bulunduğu durumlar yüzünden, insan, sonsuz mutluluğu elde etmenin peşine düşmüştür; bu durum toplumda hayal perestliğe yol açmış ve üretiminin zayıflamasına sebebiyet vermiştir. Oysa bireyin yaşam kalitesinin artması sayesinde ilerleme kaydedilebilir.  Fakat üretim araçlarını kullananların kendisine duyulan saygı ve bunları harekete geçirmedeki “kullanım hızı” arasındaki tezatlık, emeğe olan saygının azlığına sebebiyet vermektedir; kısaca yukarıda da bahsettiğim gibi, icat saygıyı getirmez, saygı icatları getirir.

Yeni bir şey üretme noktasında kültür ve gelenekler önemli bir yer tutar, düşüncelere gereken önem verilmezse yok olup giderler. Yenilikler, özgün olmalıdır;  yenilik özenilmiş alafrangalık ibareti olmamalıdır. Bireyin giriştiği ata erkilliği yıkma mücadelesinin anahtarı  farklılıkların kendi içerisindeki güzelliklerin görülmesi ile ancak mümkün olabilir. Doğu kültüründe bunun en büyük sorunu, akımların toplum tarafından tam olarak anlaşılamamsından kaynaklanır. 

Birey örneklere bağlı kalır. Bunun sebebi, özgün düşüncenin yakalanması zor bir bilinç yolu olmasından kaynaklanır. Kolaylıkla elde edilemez ve varlıklarında değerini anlamak zordur; farklarıyla, farkındıklarıyla gündeme gelirler.

“Aklımıza takılan bir soru” dendiğinde herkesin aklına aynı şeyin gelmesi trajikomiktir. Çünkü, varlık tini kapatır ve iradesi elinden kayar. Saygının mutlak kazanç olması eyeri olan bir ata binmeye benzer, dengede durmak önemlidir.