..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: mai2456
Eser Sıra Numarası: 180217eser12



                                         Kendimiz Kalarak Nasıl Değişebiliriz?

     Toplumumuzun geçmişten bugüne önemli bir ikilemi olan Çağdaşlaşma ve Batılılaşmanın III. Ahmed dönemine dayandığı kabul edilmiştir. Çağın gelişmiş kurumlarına uygarlık düzeyine ulaşabilmek için gerekli olan ekonomik, toplumsal vb. değişmeyi geliştirmek anlamına gelen Çağdaşlaşma, dünya toplumlarının teknoloji, yaşam tarzı ve değerler gibi alanlarda Batı kültürünü benimsemesini sağlayan bir süreç olan Batılılaşma birbirlerinin yerine kullanılmaya başlanmıştır. Halbuki bu iki kavram tanımlarından da anlaşılabileceği gibi birbirinden farklıdır ve çağdaşlaşmayı batılılaşma olarak düşünmek yanlıştır.

     Toplumumuzda batılılaşma ve Atatürkçü çağdaşlaşmanın ayırt edilememesi ve yanlış yönlere çekilmesi, Çağdaşlaşmanın batılılaşma anlamına geldiği, değişim ve gelişimin Batı taklitçiliği yaparak gerçekleştirilebileceği gibi birtakım yanlış düşüncelere ve sorunlara yol açmıştır. Örneğin, batılılaşma konusunda değişik değerlendirmeler yapılmış bunun sonucunda Batılılaşmanın toplumsal yaşayışta yarattığı ikilikler, yozlaşmalar kendi toplumuna yabancılaşan tipleri oluşturmuştur.

    Atatürkçü çağdaşlaşma anlayışında milli değerler korunup geliştirilirken çağ ile bütünleşmek esas alınmıştır. Atatürk’ün batılılaşmaktan amacı çağdaşlaşmaktır. Batıyı taklit etmek değildir. Kurtuluş mücadelesini verdiği batıya yönelmesinin temelinde çağdaş uygarlk düzeyi vardır. Atatürk, Osmanlı siyasal ve sosyal hayat biçimi ve kurumlarını değiştirirken batıya yönelmiştir. Çünkü bunlar belirli bir uygarlığın ürünüdür. Atatürk’ün deyişiyle ülkeler çeşitlidir fakat uygarlık birdir. Bu uygarlık ise Batı’da vardır. Bizim amacımız hiçbir zaman Batı medeniyetini taklit etmek olmamıştır. Yalnızca bu medeniyette toplumumuz için uygun ve yararlı bulduklarımızı dünya medeniyet seviyesi içinde benimsemişizdir.
    Batı ülkeleri, özgünlüklerini, orjinalliklerini koruyarak otantikliklerini kaybetmeden değişerek ve bir şekilde kimliklerini muhafaza ederek aklın ve bilimsel yöntemlerin öncülüğünde kendilerini “çağdaş ve gelişmiş ülke” sıfatıyla adlandırmayı başarmışlardır. Türk toplumu olarak Batı medeniyetinden bizler için yararlı ve uygun bulduklarımızı benimserken otantik kalmaya, benliğimizden, bağımsızlığımızdan taviz vermeden çğdaşlaşma yaşayacağımızdan emin olmamız gerekmektedir. Aksi taktirde hedefimiz olan muasır medeniyet seviyesine ulaşmamız pek mümkün olmayacaktır.

    Uygarlığa giden yolu açmış olan Atatürk dönemi Türk çağdaşlaşması, kendisinin de dediği gibi “Türkiye batılı fakat Türk bir toplum olacaktır, çünkü Türk ulusu, özgür ve bağımsızdır; bu işi o da batılıların yaptığı gibi akıl ve bilim yoluyla yapacak fakat onlara öykünmeyecektir. Çünkü Türk ulusu kendine benzer.” sözleri ve fikri üzerine kuruludur. Türk toplumu müstağrip olarak bir değişim ve gelişim ile muasır medeniyet seviyesine ulaşamaz hatta böyle bir şey düşünülemez. Çağdaşlaşma; evrensellik değil öncelikli olarak ulusallık ilkesini benimsemelidir. Türk toplumu, hiçbir milletin ne baskısı ne de tesiri altında kalabilecek bir toplum değildir. Türk toplumu olarak kendi değerlerimiz, öz kültürümüz ve tarihimiz bizlerin zaten özenecek değil özenilecek bir toplum olmasını sağlamıştır. İşte bu yüzden kendi bağımsızlığına, hüviyetine, geçmişine ve geleceğine sahip çıkan bir millet olarak ulusal bir bileşimle birlikte çağdaşlaşmalı ve gelişmelidir. Milli benliğini koruyup geliştirebilen ve çağ ile bütünleşebilen bir Türkiye gelişmiş ve uygarlaşmış devletlerin arasında yerini alabilecektir.

    Zaman, insanları ve doğl olarak da toplumları gelişen olaylar, şartlar ve çağın gerekliliklerine ayak uydurmak zorunda bırakarak değişimi mecbur kılar. Bu yenilikleri sağlam ve güvenli adımlarla takip etmek ve toplumun özgün yapısının korunmasını sağlayarak bu yeniliklere kolay adapte olmasını sağlayabilmek için geçmişinin ve tarihinin ayrıntılı bir şekilde bilinmesi yararlı olacaktır. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın da dediği gibi “devam ederek değişmek, değişerek devam etmek”tir önemli ve geleceğimizi oluşturacak olan.

    Dünya medeniyetlerini oluşturan zengin ve farklı iki medeniyet olan Doğu ve Batı medeniyetleri, kendilerine özgü özellikleriyle birbirlerinden ayrılırlar ancak bu iki medeniyet arasında etkileşim doğal olarak kaçınılmazdır. Atatürk’ün de deyişiyle ülkeler çeşitlidir fakat uygarlık birdir. Bu uygarlık ise Batı’da vardır. İşte bu yüzden doğu ülkelerinin uygar ve çağdaş milletler seviyesine ulaşmak amacı ile yüzlerini Batı’ya çevirmeleri gayet doğaldır. Ancak unutulmamalıdır ki Doğu(lu) yaşadıklarıyla doğu(lu), Batı(lı) ise yaşadıklarıyla batı(lı)dır. Garp aklı batıya özgü, şark irfanı ise doğuya özgüdür. Çünkü Doğu(lu) geçmişte yaşadıkları ve sahip olduğu izler sonucu kendine özgü bir Doğu(lu)dur, Batı(lı) da bugünkü Avrupa uygarlığında bütün o geçmiş, çok eski yüzyılların yankılarına sahip olarak bir Batı(lı)dır. İki medeniyetin de geçmişi, duyuşları, anlayışları ve düşünüşleri farklıdır. Bu özellikleri ise asıl onları onlar yapan ve birbirlerinden ayıran en özel birikim ve farklılıklarıdır.

    Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak, önce bizim kendi benliğimize, ulusal varlığımıza bu saygıyı duyguda, düşüncede açıkçası bütün davranış ve tutumumuzda göstermemiz gerekmektedir. Bilmeliyiz ki ulusal benliğini bulamayan uluslar başka uluslara av olmaktan kaçamayacaklardır.

    Türk toplumu, gelişme ve değişme yolunda çağdaşlaşma ve batılılaşma buhranı içinde kalmış olsa da insanların ruhlarının en derin noktalarında öz kültürümüzün küllenmiş bir kor gibi varlığını koruduğu kanısındayım. Samimiyet de hakikat de kültürel kodlarımızda olduğu halde sorun hala değerini anlayamamış olmamızdır. Anladığımız ve birlikte hareket ettiğimiz vakit benliğimizi, özümüzü ve otantikliğimizi koruyarak yani kendimiz kalarak çağdaş kişiliğimizi bulmuş bir şekilde, istediğimiz yönde istediğimiz kadar gelişerek çağdaş medeniyet seviyesine ulaşabileceğimizi düşünüyorum.