..




“Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.”


Yazar Rumuzu: lorpeyniri0638
Eser Sıra Numarası: 171130eser01



                                                                           İÇİMDEKİ ÇOCUK

          Ne güzeldir çocuk olmak, yaptığın şeylerden utanmamak, koşup zıplayıp oynamak…  Büyüdükçe insan utanır olur yaptıklarından, başkalarına göre yaşamaya başlar hayatı. Sorumluluklarımız biner de biner omuzlarımıza. Sonra çevresine uyum sağlamaya çalışır. Yaşıtları ne yaparsa onu yapar. Bir zamanlar çok sevdiği o oyunlardan vazgeçer. Saatlerce başlamasını beklediği o çizgi filmler artık anlamsız gelir. Çok mu zor çocuk olmak, çocuk kalmak?

Dışarı çıkın ve bir banka oturun. Çevrenizdeki yetişkinleri gözlemleyin hangi yetişkin elinde bir oyuncak taşıyor, hangi yetişkin hoplayıp zıplıyor. Bir bakıyorsunuz çoğu zaman anne ve babasını hor görüyor. Oysaki bir zamanlar annesinin dibinden ayrılmayan çocuk bir bakmışsınız annesiyle gezmeye utanıyor. Neden büyüdükçe hayat bizim için çirkinleşiyor? Neden büyüdükçe umursamaz oluyoruz en çok değer verdiklerimizi? Neden insanlar büyüdükçe çıkar için her işi yapar hale geliyor? Yol kenarlarındaki çocukların ellerindeki uyuşturucu, sigara neden? 

Hayat mı zorlaşıyor yoksa biz mi büyüyoruz? Büyümek böyle bir şey mi? Büyümek umursamaz olmak en değer verdiklerimizi yalnız bırakmak mı? Büyümek o en sevdiğin oyuncakları çöpe atıp yerine telefon, sigara almak mı? O zaman şimdiden söyleyeyim, ben büyümek istemiyorum. Çünkü eğer ben büyürsem yalandan mutlu olmayı bilirim. Stresi öğrenirim, hayatın koşuşturmasına katılırım. Zaman ne çabuk geçiyor diye dert yanarım ve en kötüsü de içimdeki çocuk yok olur. Böyle düşününce büyümek ne kadar da kötü bir çocuk için değil mi? 

Ben büyümek istemiyorum ama benim içimdeki o çocuk da yavaş yavaş ölüyor. Yaşatmaya çalışıyorum ama bu dünya ona uygun değil. Ne kadar uğraşsam da uzun süre devam edemez, biliyorum. İçimdeki çocuk ayağa kalkıyor ve oyuncaklarına koşuyor ama tam yaklaşırken oyuncaklarına, yerini hayatın gerçekleri alıyor. Daha altı yaşından itibaren sırtında her gün daha çok kitap eklediği ağır çantalar taşıyor. Altı yılda mı tükettim çocukluğumu? Bu kadar mı az? Sonra hemen büyümem mi gerekir? Çocuk kalamaz mıyım? Peki neden?

“Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan daha güçtür. Kendimi yargılamayı başarabilirsem gerçek bir bilgeyim demektir.” demişti Küçük Prens. Ne kadar da güzel söylemiş. Kendimle konuşuyorum. İçimdeki çocukla dertleşiyoruz.

     İçimdeki çocuk hala ağlıyor sessizce. Ne olur biraz daha çocuk kalsam diye. Ama üzgünüm çocuk, ben büyüyorum ve sen ölüyorsun. Vedalaşalım çocuk. Çünkü sen gidiyorsun ve bir daha gelmeyeceksin. Küsme bana çocuk. Ben de seni özleyeceğim. Sarıl bana çocuk. Ağlamak sana yakışmıyor. Gitmeden önce son bir kez bana gülümse çocuk. Çünkü sana gülmek çok yakışıyor…