..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: levla3826
Eser Sıra Numarası: 180216eser06



                                                    NEDİR BU İÇİMDEKİ BOŞLUK

     Yaşantım boyunca beni yalnız bırakmayacak tek bir şey vardı; içimdeki boşluk. Okulumda, evimde, tenime değen soğuk bir rüzgarda, canımı yakan samimiyetsiz bir gülüşte, içten dışa tüm vücut uzuvlarımdaki bu boşluk neydi? Nerden gelip de beni bulmuştu? Üstelik sadece bulmamıştı, ruhumu da sarmıştı.

     İlk başlarda herkes gibiydim. Çevremin kalabalık olması beni kendimle baş başa bırakmaya izin vermiyordu. Ama ne zaman ortamdan kopup düşünmeye başlasam korkardım. Evet korkardım çünkü kendimi tanıyamazdım. Bazen öyle korkardım ki kaybolacağımı düşünürdüm. Ne kadar kalabalıkta olsam da artık bu boşluğun farkındaydım ve yeni uğraşlar bulsam da o hep benimleydi. Hayır, bu hissi kesinlikle ben yaratmadım. O doğumumla bana verilen bir şeydi. Nasıl kulaklarım ve burnum doğduğumda yanımdaysa o da hep yanımdaydı. Sadece büyüdükçe bu hissi daha çok duyar ve algılar oldum. Aslında kendimce çözmeye de çalıştım. Ailem, arkadaşlarım? Hayır, hiçbiri değildi. Bendim, benim varoluşum.

     Varoluşçuluk adı altında araştırmalar yaptım. Sartre'yi, Nietzsche'yi ve buna benzer kişilerin hayatlarını ve düşüncelerini okudum. Sadece onlar değil birçok insan için ortak  boşluk olduğunu düşündüm. Bundan dolayı değil midir sanat? Resim, müzik, tiyatro hepsi ama hepsi içimizdeki o hissin tınısını yakalamak içindir.

     Kimileri bu hissi yalnızlık olarak adlandırıyor. Hatta kitaplara, filmlere, müziklere, şiirlere konu olmuş. MFÖ böyle hissetmese neden “Sen yanımda olsan da sevgilim yalnızlık ömür boyu.” desin? Neden kendini bir türlü anlamlandıramayan Edip Cansever diğer kendini arasın? 


     GELMİŞ BULUNDUM
Ben mişim---neymiş?---su sesiymiş
Oymuş---cam kırıkları gibi gövdemi yakan---
Yanağında sardunya kokusuyla yazdan
Kimmiş o gelen ya giden kimmiş
Bir yabancı mı , yoksa bir ermiş
Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.
Güneş mi batarmış bir özel isim bitirir gibi
Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan
Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan
Kim koparmış dalından bu yabani incirleri
Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri
Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.
Yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan
Bir kaya, bir ot, bir akarsu
Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu
Ki bütün ölüleri sağa çıkaran
Ve kenti bir ölüm derinliğine salan
Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.
Şiirler yazdım, kitaplar okudum
Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum
Derinlerde kaldım böyle bir zaman
Kim bulmus ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan 
Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
Söyleşin benimle biraz, bir kere gelmiş bulundum
EDİP CANSEVER

     Ben büyüdükçe boşluk da benimle büyüdü. Mutlu olduğumda boğazımda bir düğüm gibi kaldı. Kahkahamla onu yutmaya çalıştım kalbimi esir aldı. Güldüm, ağladım, heyecanlandım. Boşluk bu kez daha da derinleşti ve ne yaptıysam kurtulamadım.

     Siz de yok mu böyle bir his? Hiç aynanın karşısına geçip gerçek manada yüzünüze baktınız mı? Derin, acılı ve sancılı gözlerinize bir de siz baksaydınız görürdünüz. Her gün başka şeylerle kapatmaya çalıştınız; yeni arkadaşlar, yeni aşklar, pahalı hediyeler, günü birlik partiler. Neden şu Allah’ın cezası yerde kimse benliğiyle ilgilenmez ki? Deli miyim ya da şizofren? Neden boşluğu bu kadar ağır hissediyorum?

     Her ne kadar tarif edemesem de bununla yaşıyorum. Yaşadığım acı olaylar oraya giriyor ve çıkmıyor. Sanırım böyle şeylerden besleniyor. Oturup saatlerce kötü şeyler düşünmüyorum. İç dünyamda ne yaşanıyor ben de bilmiyorum ama bildiğim tek şey bu boşluğun benimle yıllar boyu sürecek olması. Kendimden kurtulamıyorum tıpkı boşluktan kurtulamadığım gibi. Peki nedir bu boşluk? Yoksa ben miyim?