..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: lacivert0001
Eser Sıra Numarası: 180216eser13
  


                                                           Kaos’tan Önce Son Çağrı
Merhaba, ben Lacivert.

Memnun oldum tanıştığımıza.
İlginize teşekkür ederim, nitekim hissediyorum; arzuluyorsunuz derinliğimi. Ancak uyarmalıyım sizi. 
Bugüne dek ateşimle ısınmak isteyen olmamıştı, bundandır korkuyorum; ya zapt edemezsem alevleri? 
***
“Size verebileceğim pek bir şey yok benim.'' derdim eskiden olsa. ''Mavi verebilirim en fazla. Bir parça turkuaz belki... Fakat daha fazlasını beklemeyin, rica ederim.''
Şüphesiz, kaçardım sizden. İstemezdim sessiz çığlıklarımı işitmenizi.
Ancak yeni yeni, açılıyor gözlerim. Çağımız mümkünleri gecenin rüzgârında gizli; savurmaya hazır, bekliyor pusuda. Hal böyleyken ağlamak, sızlanmak mümkün mü? Yerinde saymak yalnızca, mümkün mü, sorarım size. 
Devir hareket devri; kenetlenme, birlik olma devri. Bundandır ki sıyrılacağım kabuğumdan. Sereceğim tüm benliğimi önünüze.
***
Sizden biriyim ben de. 
''Çarpık varoluşun bir parçası''.
Lacivert oluşum yanıltmasın. Tazeliğim, canlılığım almasın gözünüzü.
Aynı sorunlardan mustaribiz, benle siz; aynı serzenişte kaybediyoruz kendimizi. Çözümsüzlük, delirtecek sanki. Şaşkınız da... Her yaralı gibi şaşkın. “Nasıl oluyor da bunca çirkinliğin batağında dönmeye devam ediyor gezegen?'' değil mi? Hissediyorum sizi. Öyleyse yüzleşelim korkularımızla, yüzelim kaygılarımızda; ne dersiniz?
***
Durun!
Ürkeklik etmeyin, rica ederim. Canınızı sıkıyor olmak da istemem. 
Fakat görüyorsunuz ya, tek başına ilerlemem imkânsız! Bu ortak davada tek bir kahraman olmuyor ki...
Uzaklaşmayın idealimizden, tutsanıza ya elimden! Bürünsenize lacivertlere... Yalvarıyorum, yalvarıyorum size!..
***
Bulutların ardından sesleniyorum size değerli okuyucu! 
Balonun ardından, kimsenin bakmadığı bir anda... Sizi dolambaçlı bahçelere sürükleyecek maskeli partnerinizin bu açık davetini kabul edecek cesaret, var mı sizde? Karmaşık görünüyor şüphesiz, ''Lacivert maskesinin ardına gizlenen bu aciz de kim?'' Ancak verin elinizi, zira gerekçeleri olduğuna eminim... Beraberinde de birtakım soruları.

Ne dersiniz, var mısınız davete? 
***
Lacivert benim. 
17 yaşında bir Türk genci. 
En kritik davamın savunmasını yapmaya hazır, dimdik duruyorum karşınızda. Gönlüm kıpır kıpır... Bir şeyleri değiştirebileceğimin hayali titretirken ellerimi, usulca indirmekteyim Lacivert maskemi.

Kendimi sizlere Lacivert olarak tanıttığım için özür dilerim, sohbetimize ''ben'' - yalnızca ''ben'' olarak başlamadığım için. Fakat gerçek kimliğimi lacivert karakterinde gizlemek, birileriyle paylaşmamın hayati olduğunu hissettiğim görüşlerimi kaleme almanın en doğru yolu gibi görünmekteydi. Zira fikirlerimin, yaşımla ve mensubu olduğum çeşitli kurumlarca üzerime damgalanan sıfatlarla gölgelenmesini kabul edemezdim. Dolayısıyla gizlemeliydim; fikirleri toplum tarafından gerektiğince değerlendirilmeyen bir yaş grubuna ait olduğum gerçekliğini. 

Neden mi yaşımın, yansıtmak için yanıp tutuştuğum fikirlerimi gölgeleyeceği kanaatindeyim? Açıklayayım sizlere:


SORU 1)  Bir 21. yüzyıl genci içi kendini ifade etmek neden zordur?  

Belli kalıplar vardır,''geçmişin'' toplumlara benimsettiği, sarsılmaz kalıplar. Bu kalıplardan biri, ''insan fikir ve duygu dünyasının değeri'' hususuyla ilişkilidir.
Misal;
İnsanlık tarihi boyunca, sadece bazı ''belirli'' grupların sesi duyulmuş; bastırılmamış, önemsenmiş ve değerlendirilmiştir. Dolayısıyla fikir ve duygu dünyasını paylaşmak isteyen her birey için süreç çok da kolay olmamıştır. -Ancak ''günümüz gerçekliği'' adeta reddetmektedir geçmişin kalıplarını.

SORU 1.2)  ''Günümüz gerçekliği'' neler çağrıştırmaktadır? Nasıl bir gerçeklikte yaşamaktayız?

Günümüz gerçekliği en basit ifadeyle açtır. Yaş, ırk, cinsiyet, din gözetmeden tüm fikir ve hayallere aç. 
Çünkü dünyamız bulanık geleceğine, benzersiz macerasına doğru baş döndürücü bir hızla ilerlemektedir. Sürüklendiğimiz bu macerada da, fırtınalar bizi bekliyor olacak; etkilerini öngörmenin mümkün olmadığı türden fırtınalar. 
Kabullenmeliyiz; fırtınadan önümüzü göremediğimiz bu yolculukta, tüm mürettebatın düş ve bilek gücüne gereksinimiz var, aksi takdirde gemimizin fırtınalara yenik düşeceği aşikâr. 
***
Geçmiş inanışlar bizlere; insanlığın ''seçilmiş'' bazı gruplarının sesinin yükselmesi ve geriye kalanların, ''unutulmuşların'' kulak ardı edilmesi gerektiğini öğütler. Ancak anlaşılmalıdır ki bu öğüt, çağımıza uyarlamanın mümkün olmadığı, eskimiş bir algının ürünüdür.
Çıkarılması gereken ders şudur: Gelecek vaat eden kısık sesler, geçmişte yapıldığı üzere, bastırılmamalıdır -aksine ilgiyle dinlenmelidir. Ancak bu koşullar sağlandığı vakit ''parlak bir gelecekten'' bahsetmemiz mümkün olacaktır. 

''Gelecek vaat eden kısık sesler'' dedim. Bu kısık sesleri temsilen karşınıza dikilen ben... 
En kritik sorularımı cevaplamaya, zihnimi kuşatan fikirlerimi dünyayla barıştırmaya hazırım. Meraklı bakışlarınızı üzerimde hissetmekteyim fakat sizi temin ederim ki heyecanlanmanızı gerektirecek bir durum yok ortada. Nitekim altın sorularıma ilişkin ipuçlarını son satırlarımda, zaten, keşfetmiş bulunmaktasınız.

SORU 2) Gelecek neler vaat etmektedir?  

''Şimdi'', tüm bildiklerimizden, bildiğimizi zannettiklerimizden sıyrılma vakti.
Endişelerinizi duyumsuyorum, fakat sakin olmakta yarar var. Çünkü bu durumla baş edebiliriz, etmeliyiz.
En çılgın rüyalarımızdan, ayrılamadığımız kitaplarımızdan fırlamışçasına hayal ürünü izlenimi veren günümüz gerçeklikleri (toplumda ve toplumun var ettiği sektörlerde yaşanan değişim), gelecek nesiller tarafından benimsenmesi gereken birtakım sorumlulukların habercisi.

SORU 2.2) Yaşadığımız ''mümkünler'' çağında sorumluluklarımız nelerdir?
Bir 21. yüzyıl insanının esas sorumlulukları; geleceğin fısıldadığı tüm mümkünleri duymaya çabalamak, çevresinde gözlemlediği değişimlerin öngörülen etkilerine hazırlanmak olacaktır. Nitekim pek bir gerçekliğimizin kalmadığı ortadadır. 
Örnek vermem gerekirse... O bildiğimiz sınırlar artık yok mesela, değersiz toprak parçalarını birbirinden ''ayıran'' çizgiler. Devletler, bölgeler, şehirler bile yasalarda yalnızca. 
Bundan böyle dünyaların minik cam bir ekrana sığdığı, adeta mümkünler çukuru 21. yy.da tek bir gücün egemenliği var: teknoloji. Bilimin değeri var, ilerleyişin. Bu gerçekliğe direnen her vatandaş, her toplum, her grup... Basit bir ifadeyle ''elenir''. 

Bu, oyuncusu olduğumuz en zor oyun, daha önce de bir benzeriyle karşılaşmadık. Şanstan fazlası lazım; zekâ, strateji ve hız esas. Tüm zarsız oyunlar gibi. En iyi olan kazansın.