..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: kitap0423
Eser Sıra Numarası: 180217eser11



                                                BİZİM KADINLARIMIZ
    Şu zamandır değil de hep düşündüğüm bir konudur bu aslında. "Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın." Demiş Ata’m.  Sizce, kadınlarımız omuzlar üzerinde göklere yükseliyor mu? Tabi ki hayır.  Kadın dediğin elinin hamuruyla er işlerine karışamazmış. Üzerlerine vazife değilmiş. Bununla beraber şu dünyaya sabit bir amaç için gönderilmiş:  Çocuk doğurmak, bakmak, ev işlerini yapmak… Neden? İş kadını da neymiş öyle? Erkek adam çalışır. Kadınsın sen, öyle açıla saçıla giyinemezsin dışarıya. Kız dediğin erkenden evlendirilir. Koyunlara ineklere tabi tutulur. Ağzını açıp bir şey dese, dayak yer. ”Susar kadın Ünzile.”

Öğretmeni tarafından tecavüze maruz kalır. Utancından intihar eder. Otobüste yerinde duramayan “insan dışı varlıklar”  üzerine yürür.  Sonunu biliyorsunuz ya da tahmin edebiliyorsunuzdur herhalde.  Bıçaklanır binlerce kez, “Kanıt olmasın aman.” diyerekten cesedi yakarlar. Çocuk oyuncağı gibi değil mi kadını öldürmek? Bıçakla bıçakla, cesedine de tecavüz et (Canlısına bırakmadığı yetmemiş gibi.) Sonra da yak bitsin. Nasıl olsa bir otuz yıl yersin çıkarsın. Önceki hayatında da bomboştun. Ya hapiste yatmışsın, ya yatağında yatmışsın fark etmez ki senin için. 

Öldükten iki yıl sonra da anca fotoğrafını paylaşırsın sosyal medyaya. “Unutmadık, unutulmayacaksın.” Diye. Yarın unutacaksın ama onu. Sevgi gösterisi ve fazla beğeni için insanları bu şekilde manipüle etmeniz yürekler acısı. O kadar yapmacık ki. Madem bu kadar üzülüyorsun, azıcık çevrendeki kızlara kadınlara sahip çık ki bir manâsı olsun. Böyle içerikli paylaşımların her geçen gün artmasını mı istiyorsunuz? Oyuncak ettiğiniz sınav sistemine gösterdiğiniz bu ilgiyi bir nebze olsun kadın haklarına gösterseydiniz, kadınlara yapılan bu muamele zapt edilebilir hale gelebilirdi.

Sevgili ayağından öldüreni de vardır. Adeta psikopat gibi düşünebilirsiniz çünkü ceset parçaları çöp kutusundan çıkar adetâ şok eder sizi. Burası Türkiye, şaşırmayın. En önemlisini nasıl da unuturum?  Töre cinayetine kurban gidenleri.  Teyze oğlu tecavüz eder, köyden kaçar. Kadın bebeğiyle kaçarken son soluğu kardeşlerinin silahını tadarken alır. Kıymeti de ölünce anlaşılır. Ne de olsa  kültürsüz bir toplumda yozlaşmış bir varlıksın. Ne yapalım?

Bilmiyorsunuz bence siz ama şu anda yaşadığınız, soluduğunuz toprak var ya, tek er işiyle olacak iş değil. O kadınlarımız, o soğukta kaç bin tonluk mermiyi sırtında alın teriyle  cepheye taşımasaydı, siz savaşa belki de hiç  geri dönmemek üzere gittiğinizde arkanızdaki  hayır dualarını kim edecekti? Kışlaya er sayısı yetmediğinde erkek kılığında, süngüsünü takıp kim hücum edecekti sizinle beraber? O zaman da aynı şeyleri mi dile getirecektin?
 Ey kadınlardan ölümüne nefretle dolmuş, nefretini öldürerek gösteren “insan dışı varlıklar.” Bu dünyada hiçbir zaman tek cinsiyet olmayacak. Bizim kadınlarımız hep özel kalacak. Gün gelecek hepiniz sizin için acı ama gerçek olan buna inanacaksınız.  Ayrıca kızların, kadınların dikkat etmesine gerek yok aile büyükleri, alın oğlunuzu siz dizginleyin nasıl nefsine hakim olunur diye.