..




“Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.”


Yazar Rumuzu: kelebek3438
Eser Sıra Numarası: 180209eser06



                                                                       ÇOBAN MATI

      Kaderim; Tanrı'nın elleri arasında tuttuğu fırçanın sert ama bir o kadar da naif dokunuşlarıyla şekillenmişti. Şekillenen kaderin portresi, gecenin koynunda bir ruh doğurduğunda ve o doğumun sancısı zihnime dolduğundan beri kim olduğumu düşündüm.
     
Bahsettiğim kimlik, ruhumun kimliğiydi ve ben ruhunun kimliğini düşünceler arasında çırpınırken düşüren bir zavallıydım. Kendimle alakalı tonlarca özellik sayabilirdim sizlere. Ama, var oluşum hakkında verebilecek pek bir bilgim yoktu.
     
İnsanlar dünyanın kirlenme bedelini insan eline bağlarlar. Peki ya dünyanın kirlenme nedenlerinden biri de insanların düşünceleri değil miydi? Çöp zihinler arasında yetişen düşünceler, etrafa lağım kokusu saçardı.
     
İnsanların zihnini bir çöp kutusuna benzetirken, kendi zihnimi hep bir süzgece benzetmişimdir. Kan damlardı süzgecimden ve takılı kalırdı düşünceler. Sizlere bu saplantılı düşüncelerimden bahsetmek isterim.
   
İnsanlar birbirlerinin hayatlarına hiç beklenmedik bir zamanda misafir olurlar ve onların hayatlarında bir konuma yerleşirler. Bu beklenmedik misafirliği, hep bir satranç oyununa benzetmişimdir. Tanrı ile hayatına dahil olduğum kişi arasında geçen soğuk bir savaştı bu. Ben ise; kendimi, kendi görevini ve kim olduğunu bilmeyen bir taştım. Tanrı hamlelerini çok iyi yapabilir ve karşısındakini ustalıkla yenebilirdi. Fakat yapmıyordu. Bir oyun vardı ortada; devrilen taşlar, zekice yapılan hamleler ve na'çare piyonlar.
İnsan taşları kendi sahasına çekiyor ve sürekli birilerini dahil ediyordu hayatına. Ben o dahil olan taşlardan biriydim. İnsanların hayatındaki rolüm neydi benim? Bir piyon muydum yoksa şahın yanındaki vezir mi, bilmiyorum...
Bazen de, bir palet olarak bahsederim kendimden. Tanrı'nın elleri arasında tuttuğu bir palet. Paletin üzerindeki renkler, düşüncelerimdi. Tanrı renklerimi vuruyordu tuvale, karışıyordum insanlara. Ortaya çıkan o muazzam resmi kimse ressam kadar iyi yorumlayamazdı. Bu yüzden hangi insanın hayatında hangi renktim, bilmiyorum.
     
Elenemeyen düşüncelerimden birisi de, yaşam etkisidir. Kelebek etkisini duymuşsunuzdur. Bir kelebek doğru zamanda ve doğru yerde kanatlarını çırparsa, başka yerde bir kasırgayı doğurabilir. Yaşam etkisi diye bir şey var mıdır? Bir insanın ecel bileti diğerinin yaşam nefesi olabilir mi, bilmiyorum.
     
Ben ruhunu arayan bir garip yolcuyum, ondandır zihnime esir düşen bu sorular. Winder Woolf ''İsterseniz kütüphaneleri kilitleyin ama zihnimin özgürlüğüne vuracağınız ne kilit, ne sürgü ne de üstüne kapatacağınız kapılar var.'' demiş bir kitabında. Bundandır ki çöp kokmuş parmaklarınız asla zihnime dokunamaz.
    
    Kaderin damlayan kanından beslenen bir çıra yanar zihnimde, düşüncelerimi aydınlatan. Ne üflemeye nefesim yeter, ne de yanmaya cesaretim var.