..




“Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.”


Yazar Rumuzu: kartal2262
Eser Sıra Numarası: 180213eser02



                                                    Bir Simülasyon Muyuz?

     Bu hayatın gerçek olma ihtimalinin milyarda bir olduğunu düşünüyorum. İnsan hayatı bir simülasyon oyununun gelişmiş versiyonu gibidir bence. İnsanlar eskiden Güneş’in Dünya’nın etrafında döndüğüne inanırlardı. Ta ki Galileo 400 yıl önce aksini kanıtlayana dek… Gerçeklik göründüğünden çok daha farklı. 40 yıl önce piksel kalitede oyunlar vardı ama şimdi milyonlarca kişinin aynı anda oynadığı fotogerçekçi, 3 boyutlu simülasyonlara sahibiz ve bu oyunlar her yıl daha da gelişiyor. Görseller geliştikçe deneyimler daha sürükleyici oldu ve dijital karakterler kendi başına tepki vermeye başladıkça neyin gerçek olup olmadığına ilişkin anlayışımız bulanıklaşmaya başladı.
   
 Simülasyon oyunlarını düşünün. Gerçekliği taklit edip oyuncuya gerçek hayattakilere benzer olaylar yaşatıyorlar. An itibariyle bizler de bir simülasyonda ya da bir bilgisayar oyununda yaşıyor olabiliriz. Uzayda bizden daha üstün, daha zeki bir uygarlık, teknolojik olarak bizden daha ileride olsaydı muhtemelen bizi simüle etmiş olabilirdi. Nasıl mı? Bugünkü bilgisayar teknolojisine baktığınızda dünyayı bir bilgisayarda  simüle edebileceğiniz bir gücünüz vardır. Gelecekte bundan daha ileri bir teknolojiniz olacağını hayal edin, hür iradeye sahip “simülasyon karakterleri” yaratabilirsiniz. Şimdi “simülasyon karakterinizin” hür iradesiyle kendi dünyasındaki bir bilgisayarda bir dünya simüle etmek istediğini düşünün. Daha sonra o dünyadakiler de bilgisayarlarında bir dünya yaratır ve uzun bir simülasyon zinciri oluşur. Tüm bu evrenlerin içine bir dart atsanız bu evrenlerden hangisine denk gelir? Her şeyin başladığı orijinal evrene mi? Yoksa sonsuz simülasyonlardan birine mi? Alt simülasyonlardan birine denk gelirsiniz. İstatiksel olarak tüm insanlık ailesinin evindeki bir bilgisayarda bir dünya simüle eden bir çocuk tarafından eğlence amaçlı yaratıldı.
    
 İki evren türü ve iki gerçek hayal edin. Simülasyonun yapıldığı ve gerçek olan birinci evren türü ve gerçek olduğunu sandığımız ancak simüle edilmiş ve muhtemelen bizim içinde yaşamakta olduğumuz ikinci evren türü… İnsan hayatını taklit eden bir simülasyon oyununda karakterler bir dizi kural tanımlamalarıyla sınırlandırılmıştı. Oyunda duvar, gerçek bir katı nesne olmasa da bir dizi kod ile bir duvarın özelliklerini simüle edip karakterleri geçirmiyordu. Şimdi bu dünyayı düşünün. Duvarın sadece her zamanki gibi sert ve katı olacağını düşünürüz. Çünkü hep böyle tecrübe etmişizdir. Duvarın gerçek fiziksel parçalardan oluştuğuna, yapay bir kod sonucu olmadığına inanırız. Simülasyon evrenimizdeki karakterler olabileceğimiz için yaşadığımız versiyon bize gerçek gibi geliyor olabilir ve bu hayatın gerçek bir hayat mı yoksa simüle edilmiş bir hayat mı olduğunu anlamamız çok zor. Çünkü gerçek olduğuna dair sahip olduğumuz tüm kanıtlar da bu simülasyonun bir parçası ve üretimi olabilir.
    
Şu hikayeyi dinleyin. Bir grup insan bebeklikten itibaren hiç salınmamak üzere bir mağaraya kapatılmışlar ve sırtları mağaranın girişine dönük ve kafalarını sağa sola çeviremeyecek şekilde sabitlenmişler. Hayatları boyunca tek gördükleri mağaranın duvarı ve dış dünya hakkında bilgileri yok. Bazen mağaranın kapısından geçen insanlar ve diğer canlılar mağaranın duvarlarında gölge ve yankı oluşmasına sebep oluyorlar, yani tutsakların hayatları boyunca gördükleri tek şey duvara yansımış olan, daha önce hiç görmedikleri nesnelerin gölgeleri… Duydukları seslerin de gölgelerden geldiğini ve gölgelerin gerçek objeler olduğunu sanıyorlar. Bir gün bir tutsak kaçıp mağaradan ayrılsaydı gördüğü her şeyden öyle kafası karışacak ve korkup telaşlanacaktı ki mağaranın rahatlığına, kendi gerçekliğine geri dönmeyi seçecekti. Başka hiçbir şey yaşamadıklarından, daha önce gerçek bir insan görmediklerinden, insan etkileşiminde bulunmadıklarından dış dünyayı anlayamıyorlar. Bir kuş görünce gölgesinin peşinden gidiyor, kendi gölgesi onu takip edince ise biri tarafından izleniyormuş hissine kapılıyor. Tıpkı mağaradaki tutsaklar gibi önümüzde gördüğümüz dünyanın gerçek olduğuna inanıyoruz. Bu durumda ise gerçeklik simülasyon evrenin programlayanlar için bizimkinden çok farklı olabilir. Her şeyin nasıl olması gerektiğinin varsayımı bizim, verilmiş ayrıntılara dayanarak içinde bulunduğumuz dünyanın eksik parçalarını doldurmamıza yol açar. Simüle edilmiş bir gerçekliğin kusursuz işleyebilmesine ve inandırıcı olabilmesine olanak sağlar. Sadece kendi zihninizin var olduğundan kesin emin olabilirsiniz. Zihniniz dışındaki her şey, çevrenizdeki insanlar, bulunduğunuz oda, ve hatta vücudunuzu canlandıran bilinciniz dahi bir simülasyon olabilir.
      
Peki neden bir varlık böyle bir simülasyonu yaratmış olsun ki? Felsefe profesörü Nick Bostrom, bu simülasyonun daha üst bir evrende yaşayan insanlar tarafından dünyadaki insan ırkının antik teknolojide, yani günümüzde, nasıl yaşadıklarını ve neler yaptıklarını görmek ve gözlemlemek istedikleri için yaratmış olabileceklerini iddia etmektedir. Kendi geçmişlerini görmek ve anlamak için bizi simüle ettiler. Ve tıpkı bir tarih kitabı okur gibi bizi inceleyip öğreniyorlar. Ya da çok gelişmiş bir bilgisayar oyunundaki karakterler de olabiliriz. Belki çok sahiplendiğimiz benliğimiz, kim olduğumuz yani bizler dahi bir simülasyon olabiliriz.
      
Şimdi, bugünden 100 yıl ileri gidelim. Bugün çok kompleks bilgisayar oyunları programlayabiliyorsak 100 yıl sonrasına ulaştığımızda teknoloji öyle bir noktaya gelecek ki, simülasyonlar bile kendi simülasyonlarını programlamaya başlayacak. Bu belki de çoktan olmuştur bile. Belki bir simülasyonun programladığı bir simülasyonun programladığı başka bir simülasyonun simülasyonuzdur. Ve bu dünyada aptalca simülasyon oyunları programlayarak gelecekte kendimiz gibi simülasyonlar programlama yolundayızdır.
      
   Bu senaryoda kendimizinkinden ayırt edilemez milyarlarca evren var. Olasılıklar bizlerin simüle edilmiş evrenlerden birinde bulunduğumuz anlamına gelebilir. Yani eğer bir simülasyonda yaşıyorsak daha üst düzey bir varlık var. Ancak bu bizim bir versiyonumuz.