..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: kartal1903
Eser Sıra Numarası: 180214eser02



                                                     KADININ SUÇU NE?

        İnsanlığın her döneminde birçok ataerkil toplumda o bir ‘nesne ‘ olarak görülmüş. Köle pazarlarında satılmış, çalıştırılmış, bir sürü kötü muamelelere maruz bırakılmış. O kim? diye soracak olursanız, o kadın. Kadınlar, kadınlarımız…

Her daim bir çilesi vardır kadının. Nereden bakarsanız bakın üzerindeki baskıyı görebilirsiniz. ‘Sen kadınsın anlamazsın, kadın başına ne işin var orada? elinin hamuruyla erkek işine karışma’ gibi küçümseyici sözlerle; kadın hep bastırılmış, kontrol altında tutulmaya çalışılmıştır.. Kadınlar bu baskıdan kurtulmak istediklerinde; şiddetle, çeşitli tehditlerle karşı karşıya kalmışlardır. Bu durumda kadınlarda sesini çıkaramamıştır. Ama baskılara yenilmeyen kadınlar birçok başarılı işe imza atmıştır. Mustafa Kemal bir sözünde ‘ Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki bir toplumun yarısı zincirlerle topraklara bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yüksele bilsin!’ demiştir. Bu sözden anlıyoruz ki kadının pasif kalmayıp erkekle aynı ve eşit şekilde yetişmesi milletlerin gelişmiş bir toplum yapısına ulaşmasını sağlar. Topluma büyük katkıları olan; Birinci Dünya Savaşında kahramanca savaşan Nene Hatun, geleceğe paha biçilmez eserler bırakan Halide Edip, ilk kadın pilot Sabiha Gökçen bu konuda bizlere iyi birer örnek olmuştur. Ama bazı zihniyetler kadının gücünü görmek istememiş ve bu gerçekleri göz ardı etmiştir. Varlığının temelinde olan, fiziksel olarak güçlü erkek kadın üzerinde her türlü karar alma yetkisine sahip olduğunu düşünüp öyle hareket etmiştir. Hâlbuki bu söz konusu dahi olmamalı.

Uluslararası bir platformda geçerli olan Kadın Hakları Evrensel Bildirgesinde kadınların ayrıcalıklı olmadığı ve erkeklerle aynı haklara sahip olduğu bildirilmektedir. Çünkü bir kadının diğer ‘insanlardan’ herhangi bir eksikliği ya da üstünlüğü yoktur. Her insan, insan olduğu için değerlendirilmeli ve her insan eşit haklara sahip olmalıdır. Bu eşitliği kavrayamayan zihniyetler yüzünden her gün bir kadın yaşamını yitiriyor. İstatistiklere bakıldığında daha 2018 Ocak ayında 28 kadının eş ya da akrabaları tarafında katledildiği görülmektedir. Neredeyse her gazetenin 3ç sayfasında en az bir kadın cinayeti göze çarpmaktadır. Nedeniyse eşinden boşanmak istemesi, istediği yere gitmek istemesi, istediği kıyafeti giymek istemesi… Kısaca kadının bir şeyler istemesi. Bu manşetleri görenlerin kimisi ‘yazık olmuş, pek de gençmiş’, kimisi ‘ o saatte ne işi varmış dışarıda’, kimisi ‘hiç o kıyafetle dışarı çıkılır mı!’ gibi laflar ederler. Kimisi de hiç aldırmadan spor sayfasını okumaya koyulur. Suçluyu tespit etme eylemine girişen bu zihniyetler suçluyu kadın olarak gösterir. Ve bu sözleri sarf ederek kendi vicdanlarını rahatlatırlar. Sadece bir şeyler yapmak isteyen kadın gerçekten suçlu mudur?  Yoksa ortada büyük bir ayırım, büyük bir haksızlık mı var? 

        Tam da bu sırada gözlerimiz sevdiği için dağları delen Ferhatları, kız kardeşlerini gözünden sakınan ağabeyleri ve o gözü pek kadınları arıyor. Peki neredesiniz? Niçin olanları görmezden geliyorsunuz? Niçin insan olarak değil de ‘kadın ve erkek’ olarak ele alıyorsunuz? Nedir bizim dışımızda herkesin gördüğü eksiklikler, üstünlükler?
Bence iki tür insanda eşittir. Eksik olan tek şey insana insan olduğu için değer vermek.