..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: irem3737
Eser Sıra Numarası: 180215eser12



                                                   ÇOK MU SORU SORDUM?

    Hiç Karagöz ve Hacivat izlediniz mi?
Biz orada perdeye yansıyanları gerçek görüyoruz. Kişilik ve tavırlarıyla pek çok karakter olduğunu görüyoruz. Peki onlar tek bir insanın yarattığı karakterler değil mi? Yaşadığımız bu dünya içinde geçerli değil mi?  Biz sadece o kişinin dışa yansıttığını görüyoruz. Gerçekten içinin o olduğunu bilemeyiz. Biz insanoğlu içimizdeki farklı karakterlerden hangisini istersek onu açığa vurmaz mıyız ?

Bazı insanlar Hacivat gibidir. İnsanlarla nasıl konuşulmasını iyi bilir. Bir sözüyle gönülden fetheder . Herkesle anlaşırlar. Bir şeyi tam bilmese bile bildiği kadarıyla insanların gözünü boyar. Çevrenizde böyle insanlar yok mu? Bu tarz kişilerle hiç tanışmadınız mı? Aslında içleri böyle mi diye düşündünüz mü? 

Karagöz gibi dışa yansıyan insanlar da vardır. Her şeye karışan, burnunu sokan,  kendi işine geldiği gibi anlayan. Başkalarını önemsemeyen.  Bu tarz insanlar ile pek yakın olmayız herhalde. Kim bilir! 

Tuzsuz Deli Bekir’i de unutmadık. Öyle insanlara toplumumuz pek iyi gözle bakmaz. Çoğunlukla ayıplar. Sadece dış görünüşüne bakar. Dış görünüşüyle yargılar. Biz insanları yargılayabilecek nitelikte iyi miyiz? İyi olmak için çabaladık mı? Eğer iyi olsaydık başkasını yargılar mıydık? İyi olan biri zaten insanları kusurlarıyla yargılamaz ki!
Aslında dışımız içimizi yansıtan bir perde değil mi? İstediğimiz karaktere, tipe bürünmek çok da zor değil. Sonuçta bizim elimizde. Hangisini istersek onu sahneleriz. Bizim şu an eleştirdiğimiz, yargıladığımız karaktere, tipe biz de dönüşebiliriz . Bunu hiç düşündük mü? Örneğin, Tuzsuz Deli  Bekir gibi olan insanlar. Bu tarz insanlara yaklaşır mıyız? Halini hatrını sorar mıyız? Bunları yapacağımızı sanmıyorum . Herhalde ayıplarız .Ne kadar da ön yargılıyım değil mi? Kendimizin de böyle olup olmayacağını hiç düşünmeyiz. Bizim de içimizde böyle karakterler olduğunu her an açığa çıkacağını düşünemiyor muyuz?
 Peki neden hala insanları yaptıkları seçimlerden dolayı yargılıyoruz? Seçimlerini ayıplıyoruz?  Onları oldukları gibi kabul etmiyoruz? İnsanları kukla gibi yönetmek istiyoruz? Duygularını, düşüncelerini hiçe sayıyoruz? Nasıl böyle kendimize insan diyebiliyoruz? Biz böyle yapınca daha da aşağı düşmüyor muyuz? Kendi benliğimizi biliyor muyuz? Başkaları tarafından iyi görünmek için sahte rollere bürünmüyor muyuz?  Kendi benliğini saklamak daha kötü değil mi? Niçin saklanıyoruz?

Hiç başkasının içini merak ettiniz mi? Başka birinin gönül perdesini açabildiniz mi? Ya da birine gönül perdelerinizi sıyırdınız mı, çaba harcadınız mı?  Bunlar için bir dakikanızı verip düşündünüz mü? 

     Sonsuz sorularla aklımı kurcalarken saat de kaç olmuş? Sanırım maskemi takıp dışarı çıkma zamanı geldi. Bir Karagöz bir Hacivat bir Çelebi olabilir miyim? Ben size bir son sunmayacağım. Sürçü lisan ettiysem affetmeyin. Bu perde başka perde, gölgeler içinde, sanmayın ki hayal gerçekler gölgelerde…