..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: ilhan1314
Eser Sıra Numarası: 180216eser50




Oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının eteklerine, 
Yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla,

Dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim.

Öyle bir tüketmek ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni,  
Kederli dalgınlığımdan her döndüğümde...
                                                                                                                       Şükrü Erbaş

                                                    DÜŞÜNCELİ AKLIM

      Benliğimi derin dalgınlığından uyandıran çeşitli sorularım var kendime. Bazıları "İngilizcede  terliklerin adı neden kaydırır?" gibi fazlasıyla komik sorular. .. Merak bilgiyi doğurur deyip araştırıyorum ağzımın kenarında alaycı bir gülümseyişle. İngilizlerin "Terliklere kaydırır." demesinin sebebi; terliklerin insanların ayaklarının kay ması engellemesi ve terliklerin ayaklara kaydırılarak giyilmesiymiş." Komik bence...

Derin içerikli şeyler de aklıma gelmiyor değil. Mesela: Bir şeyin koca ciltli kitaplarda yazması ya da çoğunlukça kabul edilmesi onu doğru yapmıyor sa-ki yapmıyor- tam olarak doğru nedir?' Bu soruya gebeliğimin tek suçlusu, "Talihsiz Serüvenler Dizisi" adlı bir kitap serisi. Kitaptaki üç ana karakter, gazetede yer alan olayların anlatımında eksikler ve yaz ım yanlışları dolayısıyla  suçlu  oldukları izlenimiyle yaşamak zorunda kalmıştır. Aslında insanlık tarihi bu gibi yanlış anlamalarla  dolu  bana  kalırsa. Sözgelimi, eskiden Avrupa'da matematiğin bir kadının hassas aklıyla becerilemeyecek kadar zor olduğuna inanılıyormuş biliyor muydunuz? Hatta ünlü bir matematikçi olan Ada Lovelace'in  ölüm sebebi de bu olarak kabul edilmiş o zamanlar. Günümüzde ise böyle bir cümleyi telaffuz ettiğinizde en azından insanların meraklı bakışlarına mazhar olursunuz. Yalnız unutmaman ız gereken bir şeyi hatırlatmak isterim:  Şimdi  dudaklarınızın  kenarında  oluşan  ince,  be lirsiz kıvrım  ve gözlerin ize yerleşen alaycı  bak ış, bir zamanların doğrusuydu. Ben tüm zamanlar için bir doğru var mı, olabilir mi?  Merak  ediyorum doğrusu ...

Başka sorular da ziyaret ediyor kimi zaman zihnimi. Ben ne ya psam düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi. Oysa akışa bırak, günümüz d izileri n in derinliğinde(!) kaybol diyor bir yanım bana... Bu yüzden sormadan duramıyorum kendime ve tüm insanl ığa: Niye hep haklı çıkmaya çalışıyoruz ki  biz? İnsanız, ilahi varlıklar değiliz ama ne yalan söyleyeyim seviyoruz küçük tanrılar oyununu. Kazananı olmayan bir yarışmanın içinde dönüp durmak nedense rahatsız da etmiyor  bizi. Herkes  vicdanının  söylediğini  duysa da kurtulsak... Bu talihsiz devinimden kendini soy utl ayab il miş az kişi var , beni soracak olursanız: En naif yanlarımı ailesel mirasım olan inadıma katık ederek "Deniyorum" derim. Hep haklı oldu ğumu zu düşünmemizin başka bir sebebi bize bu şekilde davranmanın bizzat davranış yoluyla  öğretilmesi  de olabilir belki. Anna Frank'ın Hatıraları filminde bir Yahudi bir Nazi sub ayına "Ne dersek diyelim içimizde bir yerlerde doğru  ve yan lışın ne olduğunu  biliriz." dedi. Derind en etk iledi  beni  bu sözler.
        
        Özüme soruyorum bazen de çekingen bir edayla hep imizi n yaptığı gi bi, "Ben özel (önemli) miyim ?" Büyüdükçe, başarılı olduğumuzu düşündü ğümüz bir aland a en iyi olmadığımızı keşfettikçe bu dünyadaki değerimizin bir kum tanesi kadar oldu ğunu da keşfediyoruz."Herkes özeldir" dense  de  başkaları tarafından takdir rm ed ikçe, o değere sah ip çıkmaktan uzağız bence benliğimizde. Oysa tarih boyunca bu günün önemli i nsan la geçm zamanl arda önemsiz kabul edilenlerdir. Başkalarının bakışı bir yanılsamadır oysa. Tüm insanlığın aynası yaşar gönlümüzde. Çoğu zaman sırrına va ramasa k da o büyülü aynanın, kırık dökük bir yeri nden ait oluruz oluşa. Bund an ötürü aslında hepimiz özeliz bu dünyada.



önceki eser / sonraki eser