..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: idil1956
Eser Sıra Numarası: 180216eser17




                                                           ÖZGÜRLÜK VE KISITLAMA

          Gençlerin çoğunun aklına takılan, kafasını kurcalayan, içini yiyip bitiren bir takım sorular vardır. Bunlar özgürlük, kısıtlamalar , kıskançlık durumları ,çevre, ruhsal ve fiziksel değişimler ve birçok saçma nedenden ibaretler.Bana göre bunlardan en çok ,özgürlük  fiziksel ve ruhsal değişimler hayatımızda söz konusu.Bu kavramlar benim hayatımda da kafam da  , hep duran şeylerdir. Yüzeysel gireyim.

    Bir genç kız düşünün. On yıldır aynı şehirde, aynı mahallede, aynı sokakta oturuyor. Adı Ayşe olsun. Bir başka kız düşünelim. O da Ayşe ile aynı yaşta , on yıldır aynı yerde yaşıyor. Onun adı da Ceren olsun.Bu sefer bir genç erkek , delikanlı , hayal edin.Yine aynı şekilde , on yıldır aynı yerde oturuyor. Adı Ali olsun.Bu gençler ergenlik döneminde olduğu için dışarıya çıkıp gezip tozmak istiyorlar.Fakat ailelerinin baskısı, dış faktörler ,ebeveynlerin evhamları ve bir çok nedenden dolayı bu gençleri kısıtlanıyor. Kısıtlama oranı her gençte farklılaşıyor. Örneğin ülkemizde kadın-erkek eşitliği gelmesine rağmen bazı bölgelerde kız çocuğu erkeğe oranla daha çok kısıtlanıyor.

      Örneğin; Ali’nin evinde , Ali ‘ye karşı kısıtlama davranışının görülmesine yüzde on diyelim.Ceren’e geldiğimizde bu oran yüzde elliye çıkıyor.Fakat en çok kısıtlanan , en çok sıkılan ,en çok üzülen  ve en çok asosyal olan genç , Ayşe oluyor.Neden mi? Çünkü onun aile çatısı altında kısıtlanma oranı , en fazla oran oluyor. Yüzde seksen diyelim…Tabi ki de her ailenin yaşadıkları ,tecrübesi farklıdır.Buna saygı duyuyorum.  Fakat bir kişinin sosyalleşmesi için o kişinin, yavaş adımlarla, tabi ki de her gün değil dışarıya çıkıp,  arkadaşları ile gülüp oynaması gerekir.

  Bu konuya en çok sıkılan kişi, Ayşe, ebeveynlerine arkadaşlarını, Ceren ve Ali’nin, yaşıtları ile rahatça gezdiğini dile getiriyor. Fakat aile bireyleri ona çokça rastlanan ve benimde en rahatsız olduğum lafı söylüyorlar.”O erkek çocuğu . O  gidebilir .Fakat sen gidemezsin”. Ali erkek çocuğu diye Ayşe, Fatma, Yeliz ve diğer kızlar dışarıya çıkamayacak mı? Onlarında çevreyi görerek öğrenmesi gerekmiyor mu?

   Kadın-erkek eşitliği ülkemizde olmasına rağmen, bazı bölgelerimizde yoktur. Bunu en iyi her dakika dışarıda gördüğümüz, kadına şiddet haberlerinden ve daha çok doğu illerimiz , ilçelerimiz, köylerimizde görülen çocuk gelin haberlerinden görebiliriz.
    
    Ailenin baskıları arttıkça , o çocuk da , genç de hayattan bunalmaya , sıkılmaya başlayacak ve değişmeye başlayacak. Arkadaş çevresi daralacak.İşte tam da burada ruhsal değişim gösterecek. Bu konu benim yakın çevremde gördüğüm bir olay.

    Yakın çevremde gördüğüm bu konu,  beni bu soruları sormaya yöneltti. ‘Çocuklarımızı  ya da gençleri demeliyim , sık boğaz ederek büyütebilir miyiz? Onları dış çevreden uzak tutunca ileride yalnız kaldıklarında  , kendisini nasıl koruyacak?’

     Bu sorular benim kafamın içinde çok uzun zamandır olan bir şeydi.Bu soruları günlük yaşantımda bende yaşıyorum.Ve bana oluşturduğu etki size bahsettiğim değişimler. Dışlanma duygusu,kendimi huzursuz ve ailemin korumasının altından hiç çıkamayacağımı düşünmem ve kendimi güvensiz hissetmem. Peki o genç elinizden uçup gittiğinde ne yapacaksınız?Kastettiğim şey ;Üniversite veya evlenme zamanı geldiğinde …Demem o ki o genç bir gün yuvanızdan uçup gidecek. Bu yüzden elbette , ebeveynler evlatlarını sık boğaz edecekler , onları düşünecekler. Fakat o gencinde düşe kalka öğrenmesi gerekir,  hayatı, yaşamı ve oyunlarını… Yoksa dış çevreyi nasıl öğrenebilir ki?