..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: ıhlamur1572
Eser Sıra Numarası: 180217eser17



                                                    IHLAMUR KOKULU  SAHİL

Çocukken bisiklet sürmeyi öğrendiğim sokaklara gittim elimde hayal kırıklıklarına aldığım bilet ile.

İyileşen dizlerime baktım da her acı geçiyormuş zaman ile.
Mesafeleri sorun olarak gördüm hep. Galiba aslında tüm sorunları içimizde biz yaratıyoruz.
Sorun olarak değil de, kader olarak görsek herhalde hiç olmayacak hüzünlerimiz.
Bir gün otururken deniz kıyısında, deniz kıyım olan biri geldi hayatıma.         

Bir gün gözlerinin kahvesinden alırken bir yudum, yağmur yağdı, aldı götürdü geçmişimin izlerini. Habersiz gelen, odalarıma yayılan, penceremde, açan çiçekleri yoklayan kuşun ayakkabı bağcığından düşen mutluluk gibiydi gelişi.Mutluluklar görünür müydü? Pencereden, yağmurun ağaç yapraklarının zerresine işleyişine  baktım, göremiyordum ama mutlu oluyorlardı yapraklar. Dışarı çıktım, mutluluk neydi? Mutluluk görünmüyordu ama ya mutluluk kaynağı? Habersiz yayılan ıhlamur kokulu sevdiğim miydi? Yolda yürürken çekiyordu beni yolların ayak basılan yanı.

Günler gece oldu, geceler her birimizi heceler oldu. Bazen geceler ecel oldu ama kader deyip sabredince gönlümüz huzur doldu.

Güneşin kuşlara olan sevdası ayı aldatıyor muydu? Yoksa güneş her birini eşit mi seviyordu? Bir sabah penceremi açtım ve oksijen değil, ıhlamur kokusu geldi burnumun o ıssız koridorlarına.. Kokusunu duyunca sokağa attım kendimi. Ihlamur kokusu nereden geliyordu? Sahilden mi? Koşar adımlarla gittiğim o sahilde balıklar değil, prensler vardı. Denizin her bir noktası ayrı bir masaldı sanki. Gözleri aşkı adımlayan sevdiğim oturmuş kaldırım taşına, sokak çocuklarının top oynayışını seyrediyordu. Yanına gitmek için attığım her adım kahveme şeker oluyordu sanki. Yanına gitsem tatlılığından içemeyecektim, gitmesem acılığından..Korkuyordum biraz da, gözlerinin güzelliğinden korkuyordum. Gözlerinin içine bir saniye baksam bin yıl çıkmayacaktı aklımdan. Gökkuşağı pamuk şeker dağıtıyordu çocuklara, ıhlamur kokulu sevdiğim yara bandı oluyordu tüm umutlarıma. Farklı bir hikayede gökyüzüne mandal ile asılmış gece gibi kaldım denizin ortasında.

Mutluluk, gece açan menekşe görünümlü ay ya da saklambaç oynayan hayallerim miydi? Yanına gidip mutluluğum sen misin desem ne olurdu? Elimden tutup gökkuşağının başladığı noktaya mı götürürdü? Bakkaldan beyaz leblebi alıp yanına oturmalıydım belki de. Belki de topları bahçeye kaçan çocukların toplarını alıp geri vermeliydim. Çünkü iyiliği severdi o, iyilik meleği miydi? Belki de mutluluk iyilikti.

Ayaklarımın altından okyanuslar geçerken, içtiğim en güzel kahve kahvem olmuştu. Belki de mutluluk biraz da cesaret istiyordu. Koşarcasına yanına gitmek istiyordu kalbim ama ayaklarım denizin soğukluğundan buz kesmişti. Arkasını döndü, bana bakarak güldü. Ihlamur gülermiş, mutluluğa düşünce anladım. Ihlamur denizin kokusu olurmuş, kokusunu duyunca anladım. Ayaklarımın çözüldüğünü hissettim ve mutluluğa ulaşmak için ona koştum. Sevmek için koştum...

Bir sabah uyandım ve gökyüzüne baktığımda ay ile güneş el ele tutuşmuşlardı. Evimin kapı numarası bile ilk defa dikkatimi çekecek güzellikte görünmüştü. 
Örülmüştü.. Örülmüştü mutluluk dünyama, kuşlar geceye ötmüştü. Onun gözlerinden yaptığım kahveyi yudumlarken güneş, her zamankinden daha güzel sevgisini bölüştürmüştü eşe dosta.

Geçen günlerin, açan çiçeklerin, mutlu olmak için bahaneler aramak gerektiğini öğreten bu dünyanın içinde mutluluğum ıhlamur kokulu sevdiğimmiş. Elimden tutup gökkuşağına ortak olan gecenin eşsiz aydınlığına götürenimmiş. Mesafeler sorun değilmiş aslında, engel değilmiş. Mutluluk kaynağı, dünyanın öteki ucunda olsa bile kalbi sana atıyormuş ya, o yetiyormuş her bir şeye.

Mutlu olmak için bahaneler araman yetiyormuş. Şu an nefes alıyorsan veya sevdiğin nefes alıyorsa en büyük bahane buymuş. Peşinden koşmak gerekliymiş bazen. Ihlamur kokan denize girmen gerekirmiş, birbirinden farklı masallarda sana ait masalı aramak gerekmiş. İnsan hikayesini kendi kalemiyle gecelere çizermiş aslında, sen nasıl bakıyorsan dünyaya, aynı senin bakış açından bakan biri çıkarmış karşına.