..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: hayallere5118
Eser Sıra Numarası: 180216eser19

                                              SEV ÇÜNKÜ SEVMEK EN KOLAY


     Kendimi biyolojik ve ruhsal anlamda tanımaya başladığımdan yani insan olduğumu anladığım zamandan beridir üzerinde uzun  uzun  düşündüğüm tek bir soru var : İnsanlar. İnsan olmak ne demekti ki? Yaratılış bakımından  dünyaya insan olarak gelmek  insan olmak için yeterli değil miydi? Kendime  sorduğum bu kadar sorunun ardından  gelebildiğim tek nokta insanların tuhaf varlıklar olduğu  gerçeğiydi. Ben bu gerçekle  biraz geç tanıştım ama hÂl tanışamayanlar  şuan bana karşı bir savunma  haline  geçtiler bile. Onun için sizlere biraz bu acı gerçeğe nasıl  vardığımdan  bahsetmek istiyorum.

     İnsanlar başlı başına tuhaf varlıklardır hem de çok  tuhaf ... Hepimiz  doğuyoruz, büyüyoruz ve ölüyoruz.Aslında bu insanlara özgü bir şey değil doğadaki bütün canlılar için söz konusu .Asıl insana özgü olan taraf  doğum ile ölüm arasındaki zaman dilimi. Bizim yaşam diye adlandırdığımız kısım evet,biz insanlar bu araya  yaşam diyoruz ama  kaçımız  gerçekten  yaşıyoruz hayatı işte orası  büyük bir soru işareti . Uyuyoruz, yemek yiyoruz,işe gidiyoruz hatta  biyolojik varlığımızı kanıtlamak adına çocuk bile yapıyoruz...Peki dahası var mı ?Yok.Neredeyse hepimizin hayatı böyle peki yaşamak  bu mu? Bu yaptıklarımız  sadece  hayatta kalma çabası. Hepimiz  hayaller kuruyoruz; güzel bir iş , mutlu bir yuva, kaliteli bir hayatımız olsun istiyoruz .Her  birimizin hayali bu değil mi? 

Herkes yaşamayı o kadar unutmuş ki hayallerimiz bile birbirine benzemeye başlamış . Hiç kimse hayatında üzücü şeyler yaşamak  istemez , ağlamaktan korkar olmuşuz. Hani olurda duygularımıza yenik düşeriz taşlaşmış kalbimiz  kıpırdayıverir bir anda  varlığını hissettirir ya, işte o  an  gözümüzden  yanaklarımıza bir yaş süzülür.Ama o yaşı biri gördüğü  an hemen yapıştırıveririz  yalanı '' gözüme toz kaçtı''. O kadar uzağız ki insani duygular göstermekten. Ağlamayı  hiç istemeyiz ama öyle içten kahkahalar  atmayı da unutmuşuz . Sahi bütün bunlar ne ara oldu ? Kalplerimiz  ne ara bu kadar betonlaştı? Ne zamandan beridir  kan bağımız olmayan birine karşı gerçek ve karşılıksız  duygular beslemeyi  bıraktık ? Belki de beton şehirlerde  yaşamaya başladığımızdan beridir.Örneğin önceden  yağmur sonrası çıkan toprak kokusu vardı .(Evet 17 yaşındayım ama ben sadece son 3 yıldır beton bir şehirde yaşıyorum .Belki de çevremi bu kadar sorgulamamın  sebebi de budur çünkü  benim doğup büyüdüğüm yerde her şey gerçek, yaşamanın bir lütuf olduğuna inanan  sahici insanlar var.Sizin  adını bilmediğiniz amcalar  size yolda  selam verip  halinizi hatırınızı sorarlar . Oysa burada gök sahte ,yıldızlar bile daha uzak. Yani şanslıyım yağmur sonrası toprak kokusunu biliyorum.) Ne güzel kokardı toprak, bence o kadar güzel kokmasının sebebi birçoğumuz itiraf etmekten korksak  da bize  varoluşumuzdaki özü hatırlattığındandır. Ama şimdi ne toprak var ne  yağmur korktuğumuz şeyleri bir bir yok ediyoruz. Bir zamana engel olamıyoruz, akıp giden zamana . Günleri , ayları sınırlandıranlar bizleriz.Mesela bir yılı 365 günde ibaret  kılan da biziz , günü 24 saate sığdıran da. Hayat, plan yapmak için bu kadar kısayken akıp giden yıllarla geçenin sadece zaman olmadığının farkına varmalıyız.Akıp giden şey zamandan fazlası , ömrümüz. Hani sözlerimin başında demiştim ya insanlar tuhaf varlıklar diye gerçekten de öyle. İki saat sonra ne olacağını bilemezken hep gelecek hayali kurarız . Bugünü yaşamayı bırakmışız gözümüz hep yarınlarda . Gerçekten  tuhaf varlıklarız: Çalışıp didiniriz, sırf daha kaliteli bir hayat yaşamak , daha çok para kazanmak için .Peki ya sonra ? Kazandığımız paraları kaybettiğimiz sağlığımız için harcarız  sonra tekrar çok çalışırız. Ne tuhaf bir döngünün içindeyiz öyle değil mi? 

      Benim uzun zamandır kendime sorduğum ve gözlemlediğim  kadarıyla insanlar  gerçekten tuhaf varlıklar. Ama bu tuhaflıktan kurtulmak da  bizim elimizde . Hadi kalkıp silkelenelim , kendimize gelelim varoluşumuzdaki bütün duyguları , bütün heyecanları kullanalım .Plansız yaşayalım ,geleceğe biriktirdiğimiz tek şey anılarımız olsun. Ağlamaktan korkmayalım mesela , yaşadığımız  beton  şehirlere inat  yumuşatalım kalbimizi biraz olsun ,sevgi tohumları ekelim . Hatta işe bitlenmiş ,insanlar tarafından sevilmeyi unutulmuş  bir köpeği severek başlayalım  ya da işe giderken  köşe başındaki tanımadığımız simitçiye  selam  vererek . Ne demişti Yeliz Abla ''SEV ÇÜNKÜ SEVMEK EN KOLAY''  Kişinin hayatı  düşünün rengine boyanırmış . Öyleyse gök mavisi kadar özgür ,pamuk şekeri gibi pembe ve beyazın masumiyetin de hayallerimiz olsun.
                                          
 SEVGİ DOLU DAHA GÜZEL YARINLARA ...... 


önceki eser / sonraki eser