..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: hava7171
Eser Sıra Numarası: 180217eser06           


                                                                           İNSAN OLMAK

       Bizim dilimizde dünya diğer dillerde ise değişkenlik gösteren başrollerdeinsanların olduğu gezegenin ismiydi, insanların doğup büyüdüğü belli basamakları olan bir sistemin şimdilik merkeziydi.
             
Peki bu sistemde insanin rolu neydi? Bu koca alemde uçsuz bucaksız denizlerin ve  içinde yaşayan hayvanların, balta girmemiş ormanlarda çeşit çeşit bitkilerin, toprağın altındaki milyonlarca organizmadan, sayamayacağımız kadar şu unsurların arasında insan neredeydi? Nasıl bir türdü? Görevleri nelerdi? Tam bu sorulara cevap aramak beraberliğinde gelen kendi karakterini tanimakla geçiyordu günler.
            
 İnsan karşilaştığı olaylar içinde güçlü ve meydan okuyan, bazı zamanlarda ise bir o kadar güçsüz ve yardıma ihtiyaç olan varlıktır.
            
 Toplum içinde daima diğer canlılarda etkileşim içindedir.Bu yüzden merhamet duygusuyla hareket etmelidir.Zira merhamet bir başka kimseye saygı duymayı, onunla beraber yaşamayı, sağlıklı bir iletişim kurmak için gereken, sevgi hislerini harekete geçiren bir duygudur. Sevgi dedim çünkü sevgi olmadan insan bir şey yapamaz.
             
Her şeyin başında sevmek vardır. Sevmek kalbin dolayısıyla da insanın sahip olduğu en değerli duygudur. Kendini ve başkalarını mutlu etmek kalbimizdeki o eşsiz gücü, sevgiyi kullanarak mümkün olabilir.
             
İnsan gönlüne herkesin oturacağı bir sandalye koymalıdır. Her ten rengi, her bir gözbebeği için umut olmalıdır.Yeni doğan günde hep ben dememelidir bu dünyada. Benim olsun dememelidir,insan bir başkasını düşündüğünde insandır. Nasıl ki bitkiler, insanlar, eşyalar ve bir çok şeyden olsun kusursuz kainat bu unsurlar ile vardır. Varlığı içindekilerin varlığına, beraberliğine bağlıdır. İnsan da diğerleriyle birlikte insandır.
             
Kendi içinde bir dünya başkasıyla birlikte bu dünyanın hayat bulmuş halidir.Çünkü insan yetenekleri, karekterleri, özelliklerini, karekterlerini sergileyeceği ömründe karşıdakine ihtiyaç duyar.Bununla beraber gelen kurulu bir düzenin, toplumun bir parçasıdır.Yani yaşamı farklı yüzlere,  görünüşlerehatta farklı fikirlere sahip insanlarla devam eder.Böylece insanın davranışları kendisinin toplumdaki ve insanların kalbindeki yeri için önem arz eder. Her bir hareketi hassas ve özenli olmalıdır zira ahiret de ince bir hesap üzerine kuruludur.
             
Bütün bunlar göz önünde tutulduğunda yaşamak zor gözükse debirlik olunca kolaylaşır. İyilikler yayılınca açılmaz gibi gözüken zorluklar açılır. Hayat anlam kazanır, insanlar arasında mutluluk artar. Yani güzel şeyler, mutluluklar sadece masallarla sınırlı kalmaz. Hayatın içine taşar, gerçeklere karışır; yardın girer devreye, üzüntüler kaybolur, insan şevkatle kollarını karşısındakine açar. Gönül kapısını aralar, samimiyetiyle içeriye davet eder.
             
      İnsan bu hususları ve beraberinde gelen bir çok değeri ömrüne işlemeye çalıştığı kadar insandır. Dünya sahne edilen bir oyundur. Elbet bir gün sona erecektir. Bu oyun içinde ise hayat, bakan kişinin gözlerindedir. Bu yüzden hangi ırktan, hangi dilden olursa olsun sevgi ortak duygudur. Kalpleri açan sırlı bir anahtardır. İnsan dünyanın dört bir tarafına sevgi tohumlarını ekmeli, sabırla büyütmelidir. Bu esnada ne olursa olsun ümitsizliğe kapılmamalı, vazgeçmemelidir. Karsındaki kendine benzemektedir. Zira herkesin kalbi sol tarafta, gözyaşı aynı renktir.