..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: güz2102
Eser Sıra Numarası: 180216eser69

                                  SİMULASYON MU GERÇEK Mİ?


         Kendi kendime cevap ararken debelenip durduğum, uzun süredir aklımı kurcalayan yegâne soru şudur: Biz gerçekten var mıyız yoksa bir çeşit simülasyondan mı ibaretiz?
Varlığımız bir sanal oyundan pek de farklı olmayabilir. Günümüzde bu sanal oyunları ve de simülasyonları bizler yani insanoğlu yapıyor. Eğer biz bunu yapabiliyorsak başka bir yerde yaşayan bizden daha üst teknolojiye ve akla sahip bir toplum da bizi sanal ortamda tasarlamış olabilir. Kulağa delice ve de filmlerin çokça etkisinde kalmış bir zihinden çıkmış gibi gelen sorunun cevabının bizim simülasyondan ibaret olduğumuzdan yana çıkma ihtimali bilim adamlarının söyledikleri doğrultusunda küçümsenemeyecek kadar yüksektir. Varoluş kavramı gerek düşünürler gerekse bilim adamları tarafından çokça irdelenmiştir. Doğduğumuz andan itibaren içimizde olan ve git gide beslenen merak duygusu bu irdelemenin, soruşturmanın kaynağı olmuştur. Küçük yaşlardaki çocukları düşünün birçoğu gün içerisinde birbirinden bağımsız bir ton soru sorar fakat sorulan soruların sayısı büyüdükçe azalır. Yaşın ilerlemesi ile birçoğumuz daha az sorgulamaya ve merak etmeye başlarız. Aslında tam tersi olması gerekmez mi?

 Kurulu düzene uyum sağlayanlar, yaşları ilerledikçe daha çok şey öğrenir ve öğrendikçe algısı açılır. Algımız açıldıkça daha çok merak etmemiz gerekirken nasıl olur da işler tersine döner? Sizce de daha büyük şeyleri düşünmek, yapmak isterken küçük şeyler tarafından dikkatimiz dağıtılmıyor mu? Günden güne merakını kaybeden sadece yapması gerekeni yapan,( sistemin dayatmaları) sorup soruşturmayan bireyler haline geliyoruz, getiriliyoruz. Manipüle ediliyoruz, zihinlerimizle kedinin yumakla oynadığı gibi oynuyorlar. Bu Dünya’nın her yerinde oluyor. Gerek yediklerimizle gerek sosyal medyayı kullanarak yapıyorlar. En kötüsü de ruhumuzun bile duymaması. Öyle bir şekilde manipüle ediliyoruz ki olmayan bir şeyin varlığını bile savunabiliriz. 

Evren’de keşfedilebilecek bir sürü şey varken para kazanma adına basit ya da saçma şeylerle uğraşıyoruz. Kimimiz buna karşı çıkıp isyan ettikten yaklaşık iki gün sonra neye isyan ettiğini unutup işine geri dönüyor. Neye karşı çıktığını bile unutturuyorlar. Düzenledikleri sahte, bayağı hayat koşuşturması içerisinde seninle oynuyorlar. İşleri seni o döngünün içinde tutmak. Ne kadar isyan edersek edelim sonunda pes edip başladığımız yere geri dönüyoruz çünkü sistem bunu gerektiriyor. Gözlerini açıp sıyrılanlar var elbette lakin çok azlar. Döngüden sıyrılsan dahi yeteri kadar algın açık değilse o döngünün içinde yaşayacağından pek de bir anlamı olmayacak. Benim gelmek istediğim asıl  nokta şu idi: Simülasyonsak bile bunu bu kurulu düzende birçoğumuz fark edemeyiz, ettirtmezler. Gerçek dediğimiz şey çok ince bir nokta. Bazen rüyalarımızı bile gerçek sanıyoruz.  Ya üst düzeyde tasarlanmış bir simülasyon  ile gerçeği ayırt etmek de böyle bir şey ise? Düşünün. Bir de üstüne fark etmemizi engelleyecek bir ton
Şey…