..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: gümüş1122
Eser Sıra Numarası: 180216eser14



                                                                NOKTA-İ  NAZAR

      Her insan, akıl bâliğ yaşa geldiğinde çoğu şeyin farkına varır.  Kendine, hayata ve ebediyete dair çeşitli sorular sormaya başlar. İnsanlar, yaşadığı çevreden etkilenir ve bulunduğu konumdan sorulara cevap verir ki zaten her insan bulunduğu noktadan soru sorar. Ben bu noktayı İhsan Fazlıoğlu'nun da söylediği gibi “nokta-i nazar” olarak tanımlıyorum. Birey, yaşam içerisinde karşılaştığı ve belli bir anlam aradığı soruları bulunduğu noktadan, yani baktığı pencerenin manzarasına göre cevaplar. Çünkü kişinin manzarası bulunduğu noktaya göre şekillenir. Burada manzaradan kastımız bakış açımız yani anlamlandırmaya çalıştığımız şeyi belli bir noktadan incelemek ve cevap aramaktır. Aynı soru iki farklı insana sorulduğunda cevabın aynı olması beklenmez, çünkü her insanın nokta-i nazarı farklıdır. Aynı bakış açısıyla bakamazlar olaylara. Kişinin manzarasının şekillenmesinde en önemli faktör çevre ve yaşadığı toplumdur. Ama bu demek olmuyor ki aynı toplumun insanları farklı düşünceler barındıramaz.

Benim şu hayatta üzerine düşünürken yorulduğum ve belli bir anlam aradığım şeylerden bir tanesi de ''zaman'' kavramıdır. Zaman öyle bir şeydir ki yaratılmışların içerisindeki en kudretli varlıktır. Zaman entropidir, buna göre daima geleceğe yöneliktir. Geçmişi hatırlayabilir ve ondan etkilenebiliriz, fakat geleceği en fazla tahmin edebiliriz . Hiçbir şey zamana hükmedemez, fakat zaman her şeyin üzerinde hüküm sahibidir. Sevdiğim bir söz de vardır; “Zaman, en iyi öğretmendir; ne yazık ki öğrencilerini hep öldürür.”
    
Zaman bilimsel olarak; iki eylem gerçekleşirken arasında kalan süre zarfı olarak tanımlanıyor. Einstein'e göre uzay ve zamanı algılamamız, bulunduğumuz yere ve hareketlerimize bağlıdır. Yani bizim hareketimiz ne kadar hızlıysa zaman da hareketimize bağlı olarak o kadar yavaşlar. Kısaca aynı zaman dilimi birine göre hızlıysa diğerine göre çok yavaş geçmiş olabilir. 

  Zaman aynı zamanda göreceli bir kavramdır. Şu ana kadar birçok insan zaman üzerine akıl yordu, ama hiçbiri zamana belli bir anlam yükleyemedi. İnsanoğlu zamana hükmedemediği için zamanı daha verimli ve planlı hale getirmek için saat ve takvimleri icat etti.
Bence zaman, insanın yaratılışı ile oluşan bir varlıktır. Çünkü insanın yokluğunda zamanın da bir önemi yoktur. Zamanın kıymetini insan belirledi ki insanın yaratılışını da zaman oluşturdu. Yani insan da her şey gibi zamanla oluştu. Dolayısıyla insandan bağımsız bir zamandan bahsetmek mümkün değildir.  Zaman; kıyamete kadar geçerlidir, ebedi hayatta zamanın bir önemi yoktur.  İnsanlar zamana muhtaçtır, çünkü insanoğlu hayat otoritesini zamana göre düzenler. Zamana göre yemek yer veya belli bir zamana göre işe gider, uyur, ilaç alır vs. Sonuç olarak insan yaşamını zamanla şekillendirir ve zamana uyarlar.
Modern hayat bize hızına yetişilmez olanı vadeder. Bunun eksikliğini kabullenmek zorundadır her insan. Zamanın yekpare oluşunu düşünmek, zamanı tüketilen ve geçip giden, yakalanmaya çalışan bir varlık olarak görmek insanı en çok yoran husustur. Burada zamanın soyut bir varlık olması da insanın zamanı anlamlandırmasının zor olmasında önem taşır. Bu konuda Ahmet Haşim’in “Müslüman Saati” yazısı vakit, zaman ve saat konularını anlamlandırmada bize yardımcı olacaktır.

Zaman, bize bağlı olmayan ve bizi her yönü ile sınırlayan bir kavramdır. Zaman, Allah’ın bütün insanlara eşit şekilde verdiği ve bunun değerinin belirlenmesini insana bıraktığı tek varlıktır. Yirminci yüzyılın önemli şairi Ahmet Hamdi Tanpınar, şiirlerinde estetik ve sanatsal unsurları bir terkip halinde kullanırken zamanı, ilhamın getirdiği anlık parıltılar halinde ele almaz. Zaman unsuruna sorunsal bakan Ahmet Hamdi, insan ve kaderi üzerine eğilirken zamanı doğrusal bir varlık olarak ele alır. Merkeze aldığı insanı, zamanın içinde aynalar yerleştirilmiş bir borudan geçirerek varlığın ve var oluşun kökenlerini ve yerini sorgulamakla kalmaz, aynı zamanda bir zaman felsefesi yapar. Bu felsefede ise Bergson’dan çokça etkilenir. Ahmet Hamdi’nin dediği gibi; “Hayatta rövanş yoktur.”

Zaman algısı pek çok felsefeciye göre farklı bir kavramdır. Zamanın gerçek varlığının olmadığını iddia eden bazı felsefeciler, eğer zaman var olsaydı ya bölünebilir ya da bölünemez olacaktı der. Fakat zaman bölünebilen bir yapıya sahip olsaydı ya bütün parçaları ile birlikte ya da parçalarından bir kısmı ile birlikte var olacaktı. Bu algının yanlışlığı birçok profesör tarafından ortaya kondu ve  görüş reddedildi. Çünkü zamanın hiçbir parçası fiilen var olamaz. Yani herhangi bir şekilde somut olamaz.

Neticede; modern bilimce doğrulanan zamanın, yaşanan olaya, mekana ve koşullara göre değişen bir algı olduğunu ve sürekliliğinin ebediyete kadar devam eden bir kavram olduğunu söyleyebiliriz. 

Burada “Müslüman Saati”, Bergson ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın zaman mefhumlarını göz önünde bulundurarak diyebiliriz ki; zamanın soyutluğu ve bireyin kendi zaman telakkisini sorgulaması devam edecektir.
Emin Işık’ın da dediği gibi; “Biz saatlerimizi Kant’a göre değil Nurettin Topçu’ya göre ayarladık.”

önceki eser / sonraki eser