..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: görklübuket1048
Eser Sıra Numarası: 180207eser02



                                                ‘KOZMİK EVRİM’ Mİ, O DA NE?  

      Oralardan bir yerden neden böyle bir şey üzerine düşündüm sorduğunuzu duyuyor gibiyim. Aslında bütün her şey on yaşında; National Geographic ,Discovery Science ve History belgesellerini İzlememle başladı. Yeni şeyler öğrenmeyi seviyormuşum meğer...

    Televizyonda tekerlekli sandalyesi üzerinde amyotrofik lateral skleroz diğer adıyla ALS hastalığına yakalanmış İngiliz astrofizikçi ve yazar Stephen Williams HAWKİNG’i görmem ve konuştukları şeyleri (asteroitler, kozmik ışık yılı ,E=MC²) anlamasamda sadece dikkatimi çektiği için dinliyordum. O günden sonra aslında bir şeyler öğrenmemiz için başka şeyleri kaybetmeden yola çıkmamız gerektiğini anladığım da sadece canlı belgesellerini izleyen beşinci sınıf öğrencisiydim. O günden sonra; (gelin bunlara bir değinelim...)
    Kara delikler ne kadar kara?

Kara deliğin kütlesi ne kadar azalırsa, sıcaklığı o kadar yükselir. Bu yüzden Kara delik kütle kaybettiğinde sıcaklık ve yayınım hızı artar, dolayısıyla kütle kaybı daha da hızlanır. En sonunda kara deliğin kütlesi aşırı halde küçüklüğünden ne olacağı belli değil, fakat belli olan tek bir şey var; o da, Dışarı giden ışınımın artı etkisi, kara deliğin içerisine eksi enerji parçacıklarının akışıyla dengededir. (E=MC²) Bu yüzden karadelik çok karadır.

Gravitasyon sabiti kara deliği etkiler mi?

Gravitasyon, diğer adıyla yerçekim veya kütle çekimi olarak da bilinir. Bunu öğrendikten sonra geçmişe bir yolculuk yapalım, 1600 yılların sonları, Newton’un kütle çekimini buldu (!) yıllar… Gezegenler arası bir çekimin varlığından bahseden newton, çekim kuvvetinin var olduğunu gösterse de nasıl işlediğine bir cevap bulamadı. Fakat Einstein bu soruya bir cevap buldu: Uzay-zaman bükülmesi! 1916 yılında Einstein asıl bombayı patlattı ve kütle çekim diye bir şey olmadığını açıkladı. Einstein’a göre ortamda hiçbir şey yokken düz bir şekilde olan uzay, ortama madde dahil olduğu zaman eğilip bükülür. Einstein o zamanlar bu formülü ortaya atsada teoriyi kanıtlayamamıştır.Ta ki 15 Eylül 2015’e kadar! O gün gerçekleştirilen deneyde LIGO Adı verilen kütle çekim dalgası bulma dedektörü kullanıldı ve bu dalgalar yüksek bir doğru olasılığıyla keşfedildi. Bu keşfin değerini en iyi örnek olarak iki kara deliğin birbirine yaklaştığı ve daha büyük bir kara delik oluşturduklarından fark edebiliyoruz.Pratikte bu bilgi Fizikçileri ve astrofizikçilere yeni bir duyu kaynağı olmuştur. Sorumuza kısa cevap niteliğinde; gravitasyon sabiti karadeli çok büyük bir şekilde etkiler.
   
 Evrendeki düzensizlik entropinin ta kendisi mi? 

Galaksiler ’düzgündür’. Tanımı biraz daha daraltalım: “genel olarak elipstirler’. ‘Bazıları oval, Bazıları ince-uzundur. Peki bu izlenimleri nereden ediniyoruz? Bizler, galaksilerin merkezlerinde, güçlü çekim alanları bulunan nötron yıldızları ya da Kara delikleri bulunduğunu biliyoruz. Bunlar, çekim kuvvetlerine kuvvetin uyguladığı merkezden eşit uzaklara, eşit şiddette uygular. Sonuçta, simetrik ya da düzgün olarak tanımladığımız objeleri algılarız. Lokal düzenler genel düzensizlik tarafından yenilmeye mahkûmdur. Entropi sürekli artar; enerji azalır; düzensizlik artar. Sütü ısıtmak zorundayız. Odayı toplamak zorundayız. Güneş ölmek zorundadır Ve evrende. Bunlar sürekli düzensizliğe olan eğilimin göstergesidir. Yani düzensizlik eşittir entropi...
   
 ‘Schwarzschild’ yarıçapı ne kadar büyük?

Schwarzschild yarıçapının formülü rs = 2GM/C² şeklindedir. Burada rs: schwarzschild yarıçapını, G: gravitasyon sabiti, M: cismin kütlesi ve C: ışık hızıdır. Ve herhangi bir kara delik için Schwarzschild yarıçapı rs= 2GM/C² Şeklinde hesaplanır. Buna göre yarıçapımız beklediğimiz kadar büyük değildir.

    İşte ben bunları merak ederken karşıma Neil De Grasse TYSON Çıktı. Yıldızlarla buluşma adlı programı da kendini: ‘Merhaba, Ben Neil De Grasse TYSON. Yeni kişisel astrofizikçiniz.’diye tanıtıyordu. Konuşması, mimikleri ve çıktığı bir çok programla dikkatimi çekmeyi başarmıştı. Hepsinden farklıydı. Sadece bir kitap çıkartmıştı; KOZMOS...
    Kitapta merak ettiğim bir çok şey yazıyordu: 
Anti partikül, WMAP uydusu, uzay-zaman, UFO, Termonükleer, uydu, rotasyon, foton, radyo , proton, Özel izafiyet teorisi, ozon, olay ufku, oksitlenme, nötron, nükleer füzyon ve daha fazlası… Ama en sonunda merak ettiğim tek bir şey kalmıştı; ben bunları neden merak ediyordum?

    Merak; canlıları yeni şeyler öğrenmeye iten bir hismiş. Doğuştan gelirmiş. Yeni ve karmaşık şeyler beyinde belirsiz hissine neden olduğundan merak ve neden sorusu hoşnutsuz hissetmemizden kurtulmamızı sağlayan bir hismiş.
    
Sözlerimi noktalarken Peygamberimiz Hz. Muhammet Mustafa (SAV.)’in bir sözünü sizinle paylaşmak isterim;
‘Ya öğrenen, Ya öğreten, Ya dinleyen, ya da Seven ol! Bunların dışında bir beşinci olma; helak olursun. Beşincisi ise, ilme ve ilim ehline hakarettir…“