..




“Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.”


Yazar Rumuzu: gamzeli3434
Eser Sıra Numarası: 180214eser01



                                                                    DÖNÜŞÜM

            Bu yaşıma kadar kendime birçok soru sordum. Her gece yatağıma yatıp, gözlerimi tavana dikip düşüncelere bıraktım kendimi. Kimi zaman ne zaman uykuya daldığımın bile farkında olmazken kimi zaman o düşünceler beni uyutmadı. Belki 16 yaşında bir genç kız neler yaşamış diyebilirsiniz ama her yaşın verdiği bir hayat tecrübesi yok mudur? Kendime en çok sorduğum sorulardan birisi de: ”ACABA BİRGÜN YAŞADIĞIM OLAYLARI, DUYGULARI BANA YAŞATAN KİŞİ DE AYNI ŞEYLERİ YAŞAYACAK MI?” oldu.

      Bazen insanlarla nasıl iletişim kuracağımı bilmiyorum. İnsanların hangi niyetle hayatıma gireceklerini yüzlerine bakınca anlayamadığım gibi amaçlarını da bunca zaman çözemedim. Tabii ki doğru kişiler de oldu. Hayatımda oldukları için mutlu olduğum, beraber güldüğüm, beraber ağladığım arkadaşlarım oldu. Ama güvenimi kıran o güldüğüm günlerin sanki acısını çıkartmak istercesine kötü günler yaşatan kişiler de çok oldu. Her defasında kendime “İnsanların seni üzmesine izin verme!” desem de bu pek etkili olmadı, yapamadım. Aslında düşünüyorum da benim için çok değerli, saygı duyduğum kişiler sürekli beni bu durumda bıraktı. ”NEDEN?” dedim kendime. Neden sürekli değer verdiğim insanlar değişip bir gün hayatımdan gidiyor? Çok düşündüm bu soruyu. Çünkü hayatıma kolay kolay kimseyi alan biri olmadığım gibi hayatımda olan kişilerin gitmelerini de hiçbir zaman atlatamadım, dayanamadım. Kendimi sürekli yalnız, çaresiz hissetim. Bu buna hayata karşı bir ders, bir tecrübe edindirse de çok ağladım. Kendime gelmem uzun süre aldı.

Birçok kez yeni başlangıç yapmak için çabaladım. Umursamaz bir kız olmayı bile denedim. Çünkü çoğu zaman hiç bir şey umrunda olmayan kişilere özendiğim oldu. Belki bu biraz gaddarca ama işte bazen istediğim doğru. Kim istemez ki kendisini üzen kişiler için üzülmeyip, ağlamayıp kahkaha atmayı? .Bence herkesin aklından geçen bir düşünce bu Ben birini kırdığım zaman o gün içerisinde bunu fark edip kendime kızıyorum. Haklı ya da haksız olmam bir şeyi değiştirmiyor açıkçası. Çünkü yanlış yaptığımın farkına varıp o an pişman oluyorum. İsteyerek kırmadığımı hatırlayınca daha bir telaşa düşüyorum. ”NE YAPACAĞIM ŞİMDİ?” diye sormaya başlıyorum. Buna çoğu zaman cevap bulsam da bazen ikilemde kalıyorum. Ne yapabilirim diye düşünürken içimdeki ses “Git özür dile!” diyor. Haksızsam iki saniye bile düşünmeden kırdığım kişiden özrümü dileyip –yakın bir arkadaşım ise sarılıp-hem onu mutlu etmiş oluyorum hem de kendimi rahatlatıyorum.
             
 Bunu her insanın yapıp dünyada barış sağlanması mümkünken kimimiz gurur denilen kavramı ön planda tuttuğu için hayatlarında bir kayıp oluyor. Ama beş parmağın beşi de bir değildir değil mi? Her defasında yeniden hata yapmamaya çalıştım, çalışıyorum da. Bunu kendim için yapmamın gerektiğinin farkında olduğum için hiçbir zaman pişmanlığım olmadı. Öğrendiklerimin arasında olan bir şey de “İNSANLAR BANA NASIL GELİYORSA BENDE ONLARA ÖYLE GİDİYORUM. İYİLERSE İYİYİM, KÖTÜLERSE KÖTÜYÜM.” Bu bir aralar hayat felsefem olsa da sürekli değişti. İyi insan olmak bize bir şey kaybettirmez. Dürüstlük, sevgi, saygı, merhamet her zaman kazandırır. Hayatınız da iyi insanların olması dileğiyle…