..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: erik1070
Eser Sıra Numarası: 180216eser53

                                                             KENDİNDEN BAŞLA


     Cevaplarını çok merak ettiğimiz halde yüksek sesle dile getiremediğimiz ve hatta kendimize bile sormaktan kaçtığımız sorular vardır hayatta. Aslında içten içe hepimizin aklını kurcalar durur ama onlarla yüzleşmekten korkarız, erteleriz böylece zamanla cevabını merak etmek şöyle dursun ne olduğunu bile hatırlamadığımız -evren denen derin boşlukta kaybolmaya terk edilmiş- gençlik soruları olarak silinirler anılarımızdan. Bu yazının konusu onlar değil aksine kendime lise hayatım boyunca sorduğum ve muhtemelen bundan sonra da sormaya devam edeceğim sorular olacak. Ben büyürken sorunlarım da büyüyor elbette, bunların arasında beni en etkileyeni insanların birbirlerinden ve belki de kendi özlerinden giderek uzaklaşması. Şu an çevreme, yaşıtlarıma, benden küçüklere baktığımda en çok gördüğüm şey iletişimsizlik. Peki, yaşam koşulları iyileşirken aksine insan ilişkilerinin git gide zayıflaması neden? Bu soruyu sormaktan kendimi alamıyorum ve yazıma bu soruyu irdelemekle başlıyorum çünkü cevabını aradığım diğer tüm sorularımın da bununla bağlantılı olduğunu düşünüyorum. 

Gelişen dünya, devrim niteliğinde bir teknoloji çağına ev sahipliği yapıyor. Teknolojide her geçen gün ilerliyoruz. Bu hızlı ilerleyiş pozitif bilimleri, sağlık sektörünü, eğitim sektörünü kısacası tüm hayatımızı etkiliyor. Aslına bakarsak bu müthiş bir şey. Bilgiye daha kolay erişme imkânı sunan ve hayatı kolaylaştıran bir durum ama bazen attığımız taş ürküttüğümüz kurbağa değmiyor. Bir yandan hayatımızı kolaylaştırıyor öte yandan onu zehre çeviriyor. Böyle faydalı bir şeyi nasıl bize zarar verecek bir şekilde kullanabiliyoruz? Öyle ki insanlar birbirleriyle konuşmaktan kaçar konuma geldi. Uzun süredir görmediğimiz biriyle akıllı telefonlarımızı bir kenara bırakıp sohbet edemez haldeyiz. Ne ara göz göze baktığımız samimi bir sohbetin yerini duygusuz, bol emojili mesajlar aldı farkında bile değiliz. Dedemle her konuşmamızdan sonra bir kez daha fark ediyorum keyifli sohbetlerden koşar adım uzaklaştığımızı. Güzel bir sohbetin günümü daha farklı kıldığını görüyorum, karşımdaki hakkında yeni şeyler öğrenmenin mutluluğu, kendim ile ilgili fazlasını paylaşabilmek ne kadar değerli anlıyorum. Dedemin ben konuşurken ilgisini tamamen bana vermesinin, beni can kulağıyla dinlemesinin verdiği mutluluğu sözcüklerle anlatamam, hiç bitmesin istiyorum bu sohbet. Konuşmamıza verdiği değeri bakışlarıyla bile hissettiriyor bana. Telefonu çaldığında sesini kapatıp sohbete devam edebilecek çevremdeki belki de tek insan. Düşünün kim kaldı bu denli içten sohbet edebildiğimiz? İşte bu yüzden, teknoloji çağında büyüyen biri olarak üzülüyorum. Bazen eskilere dönmek, o zaman da yaşamak ve insan ilişkilerinin tadını doyasıya çıkarmak istiyorum. Belki insanlarla daha fazla iletişim halinde olmak, belki kendimi daha çok ifade edebilmek için sosyal platformlarda yer almaya başladım. Günden güne büyüyen teknolojiyi daha iyi kullanabilmek için Youtube kanalımı oluşturdum. Çeşitli içerikler paylaşıyor ve insanlarla ortak noktada buluşmaya çabalıyorum. Şu an şikâyet ettiklerim ile yaptıklarım arasında büyük bir çelişki olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Sen de onlardan birisin hani şu ‘cep telefonu çıktı sohbet bozuldu ‘diye söylenip diğer yandan elinden onu bırakmayanlardansın düşüncesiyle okumaya niyetlendiğinizi de hissediyorum ama doğru ve yerinde kullanım ile teknolojinin faydalarını kanıtlamak istiyorum. Bu kullanımı hem kendim hem başkaları için daha faydalı hale getirmeye çalışıyorum. Doğru kullanımında bana çok katkısı oldu, belki hayatın beni buluşturamayacağı insanlarla buluşma, tanışma fırsatı buldum. Henüz lisede hobilerim için bir şeyler yapabilme imkânı buldum. Ayrıca eleştirdiğim şeyin içinde olmaz, onu tanımazsam bize verdiği zararı nasıl görebilir, nasıl değiştirebilirim ki? Örneğin ateşin sizi yakmasını önlemek için her zaman su döküp söndürmeniz gerekmez bazen yönünü değiştirmek yeter; o zaman sizi yakmak yerine yolunuzu aydınlatır, yürünecek başka yolları gösterir. Ben de bunu başarmak içini sosyal medyadayım. Takipçilerimin yeni bir yol bulmasını sağlayabilir miyim bilmem ama bildiğim bir şey var, o da denemekten vazgeçmeyeceğimdir. Bir kişiden dahi olsa “senin sayende daha çok kitap okuyorum” yorumunu dünyalara değişmem. Sohbet edemeyişimizin bir başka nedeni de konularımızın yüzeyselliği bence. 

Bir konu üzerinde tartışmak, karşılıklı görüşlerimizi sunmak neredeyse imkânsız. Kitap okumayan, araştırmayan, sorgulamayan insanlar olarak düşüncelerimiz tek taraflı. Her şeye yalnızca kendi tarafından bakabilen bir insan da görüş paylaşmak yerine ancak bağıra çağıra kavga edilebiliyor. Başkasının düşüncelerini süzgecimizden geçirmeden kabul etmeye o kadar alışmışız ki kendimiz yeni bir düşünce geliştiremez olmuşuz. Bunun suçu bence eğitime, gelişmeye ihtiyaç duymayan yenidünya insanlarında… Yani sende, bende, onda. Oysa gerçek eğitimin bir yeri, zamanı veya yaşı yok. Eğitim kişinin kendi içerisinde. Okumak, gezmek, konuşmak, düşünmek, hayata ve olaylara farklı pencerelerden bakabilmekte ve bunu hayat boyu sürdürebilmekte. Bundan şikâyetçi olmakla birlikte değişim için kendimden başladım. Bu yüzden daha fazla okumaya, araştırmaya, yazmaya ve sosyal olmaya çalışıyorum. İnsanlarla konuşurken aynı dedem gibi onlara değer verdiğimi hissettirmeye ve keyifli bir sohbet başlatmaya, düşüncelerine saygılı olmaya çalışıyorum. Bence insan hiçbir zaman bir diğer insandan uzaklaşmamalı, kendini kurmaca bir dünyaya hapsetmemeli. Hayata bu kadar maddesel bakılmamalı. Telefonumuzu evde unuttuğumuz zaman üzüldüğümüz kadar okuduğumuz kitabı unuttuğumuz içinde bir o kadar üzülebilelim. Birbirimize gülümseyebilelim, her şeyi bırakıp konuşabilelim isterim. Birbirimize teşekkür etmeyi veya bir “Günaydın’ı çok görmeyelim isterim. Bizim yerimize düşünen cihazlar sayesinde duygularımızdan, kendi benliğimizden uzaklaştık. Okumaktan, düşünmekten, fark etmesek bile sevgi, saygıdan uzaklaştığımız için bu kadar gaddarlaştık bence. Kitaplar insana duygudaşlık yeteneği kazandırır, sevgi, saygıyı açığa çıkarır. Oysa şu an bizden farklı düşünen birine tahammül bile edemiyoruz. Bencilleştik. Eskiden mutluluğun paylaştıkça artacağına inanırken, şimdilerde kendimizden başkasının mutluluğunu düşünemez olduk. Kendi kendimize duvarlar ördük, telefonlarımıza gömüldük. Ben bu yaşımda bile “Ah o küçüklüğümdeki bayramlar” der oldum. Bizi birbirimizden uzaklaştıran teknoloji değil aslında onu ayarında kullanmayı bilmeyen bizleriz, gittikçe büyüyen doyumsuzluğumuzla tüm bunların sebebi biziz. Birbirimizden uzaklaşmakla kalmayıp vicdanlarımızdan da uzaklaşıyoruz. Gün geçtikçe hayattan zevk alamıyoruz, memnuniyetsiziz. Bunların değişmesi için bir şeyler yapmak zorundayız. 

     Evet, sorularımın bunlar olmasından dolayı çok üzgünüm ancak sorularım olduğu için mutluyum. Çünkü soru sorabilen, irdeleyen insan eksiğini, hatasını görebilmiş insandır. Farkına vardığımız sürece her şeyi düzeltebileceğimize inanıyorum. Yazımı çok sevdiğim bir yazardan, George Orwell’dan alıntı yaparak sonlandırmak istiyorum: “Önemli olan yaşamak değildir, başarmak hiç değildir. Önemli olan insan kalmayı bilmektir.” İnsan doğası gereği sevgiye, birlikteliğe ve düşünmeye ihtiyaç duyar. İçimizdeki asıl benliği bulursak her şey güzelleşmeye başlar. Yeter ki boş vermeyelim. Yeter ki içimizdeki insanı kaybetmeyelim. Bu değişim için kendimizden başlayabilelim. Hep sorularımız olsun, yanıtlarımız ne olursa olsun o yanıtlara ulaşmaya çalışıyor oluşumuz bizi güzel yerlere taşıyacaktır.