..




“Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.”


Yazar Rumuzu: erenbil7878
Eser Sıra Numarası: 171027eser01



                                              DÜŞÜNÜYORUM, DÜŞÜNDÜĞÜMLE KALIYORUM

               Düşünmek istiyorum. Düşünülen ve düşünülmüş olan, ayrıca bundan sonra düşünülecek her şeyden farklı bir şeyler düşünmek istiyorum. Mavi, yeşil, kahve, ela gözlerden değil; hiç görülmemiş gözlerle dünyaya bakmak istiyorum. Nasıl yapacağımı bilmiyorum. Birçok şeyi bilmediğim gibi, nasıl farklı düşüneceğimi de bilmiyorum. Aslında bazen gerçekten çok fazla düşünüyorum, hatta düşündüklerimi anlamıyorum. Anlamaya çalışırken insanlardan uzaklaşıyorum; ama istediğim tam olarak bu değil. Bilinçli bir şekilde, bilincimde farklılık yaratmak istiyorum. Mesela, yolda yürürken gördüğüm insanların, nereden nereye gittiklerini bilebilmek istiyorum. Onların yürürken düşündüklerini, ne yapmak istediklerini, hislerini hissedebilmek istiyorum. Öyle bir pencereden bakayım ki dünyaya;  her şeyi görüp duyabileyim, her şeyi diğer insanlardan farklı düşünebileyim.

               Odunlara sadece odun olarak bakmayayım istiyorum. Kışın ısıtma aracı olarak kullanılan bu odunlara, yazın da saygı gösterseler. Aslında bir şey birçok şey saygıdan yoksun. En başta insanlar. Başka şeylere saygı göstermeyen insanlar, birbirlerine de saygı göstermiyorlar. Herkes saygı bekliyor aslında, herkesin bir şeylerden ötürü haklı olarak saygı beklediği bu dünyada bu kadar saygısızlığın olması çok saçma. Mesela bazı insanların yaptıkları ne? Nasıl? Anlamıyoruz değil mi? Mesela bazı insanlar insan kelimesini hak etmiyor.  Büyüttüğü çocuklarını, kızını taciz eden, öldüren insanlardan saygı beklenmez. Düşünceleri ne bu insanların? Saygının olmadığı yerde huzur olabilir mi? İnsan olduğu için, insanlara saygı göstermek. Çok garip bir şey insan olabilmek. Tertemiz olan ruhlarımızın insanlığı zamanla yok edilmezse, çaba göstermemiz gerekmeyen insan olma durumu; kirletilen ruhlarımız yüzünden, çaba gösterilerek bile zor ulaşılan bir hedef olmak zorunda kalıyor. Birilerine hoşgörü gösterebilmek, saygı duyabilmek, her durumda sakin kalabilmek, hatta ve hatta var olan her şeye bir nebze sevgiyle bakabilmek bu kadar zor olmamalı. Kolay olmalı. İnsanlar yanlış şeylere çok fazla değer verip, önceliklerini doğru seçemiyorlar. 

             Farkında mısınız? Hepimiz bir şeylerle uğraşıyoruz, hatta bazıları milyon dolarla oynarken bazıları ise aç kalmamanın derdinde; ama ikisi de mutsuz ve huzursuz. İnsanların rahat bir hayat ve eğlenceli zaman geçirmek adına yaptıkları bütün her şey, zamanlarının neredeyse hepsini harcıyor. Bunun nedeni ne biliyor musunuz? Ben bilmiyorum; ama tahmin ediyorum. Bence insanlar yanlış şeylere değer veriyorlar.  Güç, para, şöhret, hırs vesaire… Bütün hepsi için birçok insanın kalbini kırıp, birçok insanın mutsuz olmasına neden olan insanlar, bir süre sonra kendilerini mutsuzluğun en içinden çıkılmaz halinde buluyorlar. Ama bu kadar değersiz olması gereken konulara bu kadar değer veren insanların kaçınılmaz sonu bu. Bir çok insan tanıdım; bu birçok insanın değişmeyen tek bir isteği var. Bir yerlere ulaşıp bir şeylere, çok şeylere sahip olarak mutlu olmak. Asıl ulaşılması gereken mutluluk, hiçbir zaman elde edilemiyor bence. İşin kötü tarafı, toplumda öyle bir durum oluşmuş ki Ahmet, Mehmet böyle olduğu için, sizler böyle olmadığınız zaman, herkes size baskı uyguluyor. “Hayat kolay değil böyle. Çalış!”  Olur çalışırım, ama ne için? Nasıl? Bütün hayatımı, sırf bu yüzden düzen aksamasın diye abuk subuk bir şeylerle geçireyim, birilerinin kalbini kıracaksam çalışmamak daha mantıklı benim düşünceme göre. Yolda yürüyen insanların hiçbiri bunları düşünmüyor sanırım. Her neyse insanlar düşünemiyor bir başkasını. Kendilerini de düşünmüyorlar. Düşünseler mahvetmezler hayatlarını, yaşamlarını; anlam veremiyorum hiçbirine, hiç kimseye. Gitgide kötüleşiyor düşünceler, gitgide pisleşiyor, bakılacak yüzleri kalmıyor. Aklı yarı çıplak olan insanların şimdi bedenleri yarı çıplak. Haberleri açıyoruz, bir akşam bakıyoruz; İstanbul'un şu yerinde küçük kıza tecavüz edildi, yazık… Her yerde bin bir türlü haberler; savaşlar, bomba patlamaları, şehitler, pisliklerin leşleri… Çözmek, bilmek isterdim. İnanın düşünemiyorum artık nasıl bir yerde yaşadığımızı, nereye gittiğini. Tek hedef var ölmeyecekmiş gibi dünyaya sarılmak, sımsıkı sarılmak. Her yerde savaş ve gözyaşı var. Yok mu bu duruma son verecek insanlar? Elbette vardır ama umudunu kaybeden insanların sayısına göre azlar. Acaba kaybettiğimiz insanlığımızı, insanî değerlerimizi yeniden kazanarak başlayabilir miyiz? Bilemiyorum. Vahşi kapitalizm iliklerimize kadar işlemiş ama kazanmanın bütün yollarının mubah olduğu bu düzende, maalesef insanî duygularımız da benliğimizden söküp alınmış. Bencillik yüzünden insanoğlu çıkar ve menfaatleri uğruna her türlü eylemi yapacak hale gelmiş ve ben bunu anlamıyorum. Ey insanoğlu neden? Niçin? Bizlere yazık, küçük çocuklara, masum insanlara yazık. Bencil insanlar için gözyaşı dökmemizi anlayamıyorum.

            Çok kolay insanlarız, kolay kandırılıyoruz, mutsuzluğa oynuyoruz. Her konuda eziliyoruz, canımızdan can gidiyor, insanlık bitiyor. Oysa ki çocuklardan başlayarak sevgi ve merhamet aşılanmalı. Onları onore edici güzel sözler söylenmeli. Ben istiyorum ki saygılı insanlar, çatışmasız ülkeler, kalleşçe hareketler değil kardeşçe insanlıklar istiyorum. Ben istiyorum ki masum insanlar ölmesin, insanlar katledilmesin. İnsanlık insanca olsun, güzel düşünelim istiyorum.