..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: edebiyatkokusu1961
Eser Sıra Numarası: 180217eser30



                                                              UMUDUM 7’LER

     Hayata hangi pencerelerden baktığını, nasıl baktığını, bakarken neler hissettiğini, ruhunun senden alıp götürdüklerini, ruhuna bırakılanları, hayata olan sevgini ve nefretini hiç o daracık pencerenden müphem hayaller eşliğinde düşündün mü?. Belki de doğru soru şu olmalıydı; hayatın kaç pencereli olmalı ki nefretle sevgiyi aynı anda hissedebilsin, kaç odalı olmalı ki her bir odaya farklı bir seni bırakabilesin. Bir sen var gökkuşağının yedi renk olduğunu bilen, bir sen var gökkuşağının yedi rengini de ayrı ayrı hissedebilen ve bir ben var bütün hislerini yedi renge sığdırabilmek için üşümeyi bile göze alabilen. Evet, hissedebilmek için bütün pencerelerimi açtım hayata. Artık küçükken yaptığım gibi, daracık penceremden anneme " gökkuşağı kaç renkten oluşur?" diye soramıyorum çünkü korkuyorum tekrardan "yedi" cevabını duyabilme ihtimalinden.

    Bazı insanlar vardır ya hani zihnindeki sonsuzluk ile cansiperane savaşan, galiba ben de onlardanım. Zihnimi emanet ettiğim sonsuzluğum yenik düşüyor her seferinde umutlarıma. Umutlarım ve ben...ben her seferinde doğru cevabı bulabilmek için çıkmaz sokakları göze alabilirken, umutlarım sessiz kalıyor sonsuzluğumun karşısında. Sanırım korkuyorum hayata yanlış pencerelerden bakabilme ihtimalimden. Peki ya sen?.Senin de mi hayallerine açılan pencerelerle çevrili umutların?, sen de mi gizledin meraklarını pencere pervazlarının ardına?, sen de mi izin verdin dört bir yanını 7'ler ile çevrilmesine?

    Ne idi bu 7'lerin dilimden, kalemimden ve gençliğimden istediği?, ne idi beni uykusuz bırakan sorularımın cevapları?. O kadar sorguladım ki 7'lerin hayatımdaki yerini, sonsuzluğumda kaybolmaktan korkup, büyüyünceye kadar kapattım bütün pencerelerimi hayata. Hep şu soruyu sordum kendime "neden yedi renk hakim semalara?, neden 8.renge bürünememiş göklere ait kuşağım?".İşte benim hikayem gökkuşağımın yedi renk ile taçlandırılmasıyla başladı.

    Pencerelerimin ardından haykırdım göklere "neden yedi?" diye. O da cevapladı kuşkusuz" peki neden bir haftada yedi gün?"diye. Tekrar sordum çaresizlik içinde .Peyderpey cevapladı" peki neden yedi nota,yedi cüceler ve yedi coğrafya?".Öylece kalakaldığımı hatırlıyorum. Dudaklarım ardından su misali dökülen cümlemi mıh gibi bağladım gençliğime."Herkes 8.bir şansı hak edebilir mi?"

    Artık benim gökkuşağım sadece yedi rengin letafetiyle boyanan değil, aynı zamanda hayalimdeki semayı 8.renge boyamama izin verenimdi.8. rengin adı umuttu,"umut edersen hissedersin" diye fısıldadı bana pencereler ardından. Sanırım onun sayesinde buldum; mutluluğumu,hüznümü,heyecanımı,öfkemi...O öğretti bana ruhumu umutlandırmayı. Çünkü benim gökkuşağım yağmurlar ardından göklerde yükselen değil,her bir renginde kendimi bulduğumdur. Ne demişler "umut şimdi hiç görmeyen birine gökkuşağını anlatmak kadar zor ve imkansız".

    Peki ya pamuk prenses ve yedi cüceler?,onların da ilham kaynağı gökkuşağı mıydı?, onlar da mı umudunu arayanlardandı?.Belli ki cücelerden biri kırmızıyı yakıştırmıştı yanaklarına, bir diğeri maviyi.8.renk umudumsa, 8.cüce pamuk prensesim olabilir miydi?. Kurtulabilir miydim kafamı kurcalayan sorulardan?. Yine aynı ses" pamuk prenses ve yedi cüceler".

    Gökkuşağı yedi renkken, yedi cüce, yedi coğrafya,yedi nota ve haftada yedi gün varken, insanoğlu sormaz mı "neden etrafım 7'lerle çevrili?" diye.Sordum işte. Belki çocukluk ettim ama hayallerim, umutlarım ve cevaplarını kendime sakladığım sorularım yedisinde ne ise yetmişinde de odur.

    Benim pencerelerim sekiz notanın ahenk ile dans ettiği, sekiz cücelerin pamuk prenseslerini aradığı,sekiz coğrafyanın hakim olduğu ve göklerde 8.rengini arayanların filmini seyrediyor. Peki ya senin pencerelerin?