..




“Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.”


Yazar Rumuzu: dinozor2357
Eser Sıra Numarası: 180213eser01



                                             Bir Kapsül İçindeki Beyin Mi?

      Dış dünya ve benim dış dünya ile olan ilişkim bağlamında bu türden bir kuşkuculuğun en aşırı versiyonu benim hiçbir şekilde bir bedene sahip olmadığımı ileri sürmekten oluşur. Ben kimyasal maddelerle dolu bir kapsülde yüzen bir beyinden ibaretim. Çılgın bir bilim adamı beynimi, bende duyumsal deneyim yanılsamasına neden olacak şekilde bir kapsüle yerleştirmiştir. Başka bir ifadeyle, çılgın bilim adamı bir çeşit deneyim makinesi meydana getirmiştir. Ben, bizzat kendim söz konusu olduğum müddetçe, kalkıp bir kitap satın almak üzere kitapçıya gidebilirim. Bunanla birlikte ben bütün bunları yaptığım zaman, gerçekte olup biten her şey, çılgın bilim adamının beynimdeki belirli birtakım sinirleri bende bunları yapma sanrısı yapacak şekilde uyarmasından ibarettir. Beş duyu yoluyla oluşmakta olduğunu düşündüğüm bütün deneyimler gerçekte bu kötü niyetli bilim adamının benim cisimleşmemiş beynimi uyarmasının bir sonucudur. Bilim adamı bu deneyim makinesiyle benim gerçek hayatta sahip olabildiğim duyumsal deneyimlere sahip olmamı sağlar. Beynimdeki sinirlerin karmaşık bir biçimde uyarılmasıyla, bilim adamı bende yemek yediğim, yürüdüğüm, şiir okuduğum, oyun oynadığım veya yapabildiğim herhangi başka bir şeyi yapmakta olduğum yanılsamasını yaratabilir. Bu durum göründüğü kadar olağan dışı da değildir.
 
    Şimdi bu durumun içinde bulunduğumu düşünüyorum. Öyleyse benim tüm yaptıklarım, yapmakta olduklarım, yapacaklarım birer yanılgı mı? Aslında hiç var olmamış olmama eş değer mi? İnsan bunları düşünerek nasıl yaşamaya devam edebilir ki? Tabi buna da yaşamak denirse, insan ya çıldırır ya da bu düşünceyi unutarak devam eder hayatına, belki de ölmeyi düşünür ancak böyle bir halde insanın yaşadıkları aslında bir çeşit hayal ürünüdür. Virginia Woolf’un da dediği gibi: “Bir hayali öldürmek, bir gerçeği öldürmekten daha zordur.”  İşte bu hayalin gerçek olması en büyük sorunumuz ve içinde bulunduğumuz vaziyetten bizi ölüm bile çekip çıkaramaz. Çünkü ölüm, yalnızca cisimleşmiş canlı varlıkların tadabileceği ebedi bir uykudur. Madem sadece bir hayalden ibaretim, bu durumda ölmem de pek mümkün değil ama hâlâ kendimi öldürdüğümde ne gibi sonuçlar ortaya çıkacağını bilmiyorum. Ölmeyi denemeli miyim? Ölmeyi denersem ve aslında kapsülün içindeki beyinden ziyade gerçek bir bedene sahipsem, yaşadığım dünya da hayal değilse... Gerçekten ölürüm ve emin olduğum tek şey; ölüm, bir kapsülün içindeki beyin olmaktan daha karmaşıktır. Bilinmezliğin ta kendisidir.

    İşte bende kafa karışıklığı yaratan, beni bütün çelişkilerin içine sokan soru bu; “Bir kapsülün içindeki beyin mi?” Belki bambaşka bir soru daha sorduğum zaman bir ilerleme kaydedebilirim.  Aksi takdirde bu soruya hiçbir zaman cevap bulamayacağım. Tek bir şey hariç hiçbir şeyden emin olamayacağım. Hep şüphe duyacağım, şüphe duymakta olmam hariç.