..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: devinim2359
Eser Sıra Numarası: 180217eser51


                       İNSANLARI GERÇEKTEN ANLAYABİLİR MİYİM?


    Düşüncelerimi zamanın meçhul çöplüğüne gitmekten kurtarmanın ve her an katledilen ruhların leşleriyle kirlenen atmosferin ufunetli fırtınalarından korumanın yanında bana onların kahramanı olma fırsatını veren eylemi, yazma işini gerçekleştirmeden edemiyorum.
İnsanı, insanlardan bağımsız düşünemiyorum.Çünkü insanın var olması için olmak zorunda olan şartların biri yine insan türünün belirli iki cinsi (biyolojik olarak yeterli olgunluğa erişmiş) arasında belirli zaman ve bağlamda gerçekleşen ilişkidir. Yani istesemde istemesemde var olmam için,fizyolojik olarak insan olmam için, yaşamımın başlangıcından bulunduğum ana dek hayatımın bir yerlerinde insanlarla bir ilgim olmak zorunda.Şu an yaşayan milyarlarca insanın da mazide bir yerlerde belirli insanlarla bir ilgisi oldu.Yaşamımı sürdürmek için de insanlara ihtiyaç duyuyorum.Bebeklikten şimdiye dek insanlarla bir takım ilişkiler kurmaya mecburdum ve hala mecburum. İnsanlığın soyaçekiminin sürmesi için de insan insana muhtaçtır.Gelişmeyi arzuluyorum bunun için en güçlü etkinin başka bir zihinden bana aktarılabilen her şeyde olduğunu biliyorum.Yaşamımın bir yerlerinden teğet geçmiş veya sızmış başka bir yaşam.Bir anda,bir sözde,bir bakışta,bir yazıda,bir seste,bir işarette…Özetle başka bir insan ve onunla kurduğum bir iletişim,beni ben yapan şeylerin en önemlilerindendir,gelişimimdir.İletişim yani insanları anlamak ve onlara kendini anlatma işi.Sahiden bunu yapabiliyor muyuz?İnsanları mutlak mertebede anlayabilir miyim? Dille yapılan iletişimlerde  insanların tamamen anlaşılması mümkün mü? 

Dil insan zihnindeki düşüncelerin,tasavvurların,tahayüllerin ve duygulanımların belirili topluluklarca onaylanmış ortak olarak uydurulup,anlamlandırlımış  muhtelif ses ve semboller bütünü şeklinde tanımlanabilir.Burada uydurmak fiili özellikle irdelenmeli yani insanların zihninin içindekileri aktarması için uydurulmaya çalışılmış,uygun görülmüş imgeler bütünü  işte tam burada dil her ne kadar gelişimimi,ilerlememi,muhteşem işler başarmamı sağlamış olsada kafamın içinde bulunanların kesin ve gerçek karşılığı olamadığından-doğrusu içeride olanları aktarmak için yeterli olmadığından-tüm harfler,sözcükler bir bütün olarak yükselişi çağrıştırdığı gibi bir esareti de çağrıştırabiliyor.Aklımdakiler için kalıp oluşturmuyorum aklımdakileri bir kalıba sokmaya çalışıyorum ve içindekileri ancak bu yetersizlikle aktarabiliyorum.Çünkü diğer insanlar gibi benden yapmamı istedikleri şey bu.Bunun ötesine geçebilir miyim?Bilmiyorum.Ludwig Wittgenstein: “Kelimeler sadece birer semboldür ve hakikati hiçbir zaman ifade edemez.”dediğinde haklı mıydı? Öyle görünüyor ki dil hâlâ zihnimizdekilerin kesin ve net dolayısıyla gerçek karşılığı değil. Peki ya beden diliyle yapılan iletişim,insanları kesin ve açık bir surette anlamamızı sağlar mı?

İnsanlığın beden dili ile ilgili elde ettiği bulgulara bakıldığında genellemelerden yola çıkıldığını görebiliriz.Yani burada bir “her insan için” ya da “insanların tümünde” tabiri mevcut değil.Bu yüzden kişinin beden diline bakılarak kesinlik kavramı kullanılamaz.Ayrıca beden diliyle ilgili dikkatle düşünüldüğünde farklı dillerde,kültürlerde ve cinsiyetler arasında görecelilik var.Kaldı ki kişilerin ruh hallerinin patolojik kabul edilmesi,değişken olma durumu da bu bilgilere dayanarak yaptığımız çıkarımların kesin sonuçlar olamayacağının bir emaresi.Beden dili ile ilgili bildiklerimizin çoğunluktan yola çıkılarak elde edilmiş çıkarımlardan ibaret olması insanların anlaşılması için kesinlik göstermiyor.Bunun yanında beden dilimizdeki davranışlarımıza yansıyan duyguların ve düşüncelerin kaynağı henüz tam olarak açıklanamıyor.Düşünüldüğünde bir kişinin beden dili ile ilgili bilgileri bilip bu bilgilerin doğru olduğunu kabul eden birini beden dilindekileri istemli olarak değiştirerek yanıltabilmeye,aldatabilmeye muktedir olmasının vuku bulması ihtimali varken yine kesinlikten söz edemeyiz.Zihnimin içinde bir mıntıkada “Tüm genellemeler tehlikelidir.Bu da öyle.”diye adeta bağıran bir ses var.

Empati insanların zihnindeki resimlere erişebilmemi sağlar mı? Bilgi insanın çevresiyle kurduğu ilişkinin bir ürünüdür.Bir insanın muayyen zaman ve muayyen bağlamda kurduğu ona ve sahip olduklarına has çevre ve özel ilişkinin sonucunda oluşan bilgiler,nitelikleri nazara alındığında göreceliliği ortaya koyar.Bilgiler sebebiyle meydana gelen algının,zihniyetin,bakış açısının ve alımlamaların kişilerin sahip olduğu bilincin böyle bakıldığında kişilere özel olduğu görülür.İnsanların fikirleri söyledikleri düşünme biçimleri benzer olabilir ama bu yine de aynı olduğunu göstermez.Bu sebepten empati yaptığımda bile aslında kendimi kişilerin olduğu noktaya koyarak tam ve mutlak olarak onlar gibi düşünemem Çünkü algı biçimlerimiz düşünme şekillerimiz bilgiye bakışımız tecrübi bilgilerimiz bize özeldir.Empati yaptığımızda o kişi olmayız o kişinin konumundaki biz oluruz.Nedendir empati yaparak insanları kesinlikle anlayabildiğimiz kuruntusuna kapılırız? Hiçbirimiz diğerimizle birebir aynı şeyleri yaşamıyor.Bu durum aynı zamanda eleştirel yaklaşmamıza ve dolayısıyla gelişmemize neden olmamış mıdır?Empati kurmak da insanları mutlak seviyede anlayabilmemi sağlamıyor.
İnsanları anlayıp anlayamadığımı bilmiyorum.İnsanları kesinlikle anlayamadığımı biliyorum.İnsanları kesinlikle anladığımı zannetmek en büyük problemlerim biri.Merakımı ve bilinmeyene olan korkularımı anımsatan sesi bastırmak için insanları kalıplara sokmaya çalışıyorum.Böylece insanları kesinlikle anladığım zannı insanlarla kurduğumuz ilişkilerle ilgili yaptığım hataları haklı çıkaracak sebepler bulmama destek oluyor.Bu insanlardan alabileceklerimi sınırlıyor,engelliyor.Öyle tahmin ediyorum ki insanlığın ortak problemlerin biri bu tevehhüm ve bunun oluşan kalıcı etkiler.

Bugün insanları mutlak seviyede anlayabilseydim herhalde bu insanların mahremiyetine erişmek olurdu.Yani zihnindeki resme erişmek.Düşünüyorum acaba yaşamı anlamlı kılan bir şey mi mutlak mertebede anlaşılmamak yoksa tüm insanların mutlak mertebede anlaşılacağı dünya bilinmezleri barındırdığı için mi böyle düşünüyorum?Bu tahayyül şu an da oldukça ütopik ama bilim her geçen gün gelişiyor insan beyniyle ilgili yapılan çalışmalar mevcut ve sayısı artmakta.Kim bilir,belki günün birinde yaşadığımız dünya insan ruhu ve zihni ile ilgili her şeyi bilebileceğemiz birbirimizi mutlak seviyede anlayabileceğimiz bir dünya olacak.İnsanlar birbirlerini tam manasıyla anladıktan sonra evren ve beşerin tür içindeki ilişkilerinin dışındaki diğer türlerle olan ilişkilere daha iyi yoğunlaşabiliriz. “İnsan nedir? ” sorusuna verilecek cevabın insanların açısından ve başka canlıların açısından nasıl değerlendirileceğini bilmek noktasında adımlar atabiliriz.Kötülüğü,adaletsizliği bir derecede de olsa yok edebiliriz.İyiyi kanun haline getirebiliriz.Bu mübalağa barındırıyor olabilir.Ama unutmayalım ki şu an yaşadığımız dünyada sahip olduğumuz fırsatlar,yeterlilikler evvelce yaşamış bir çok insan topluluğu için kafalarında kurguladıkları bir ütopyanın nitelikelerindendi.Neden olmasın?

İnsan zihnindekileri tam anlamıyla resmedebilir miyiz?Belki bir gün… O ana dek korkuyla salınan gözyaşlarına,farklılıklara ruhumuzun netameli karanlıklarının tenhalarında öfkeyle oradan oraya savrulan rüzgarları yöneltirken önyargılarımız sığınırsak eğer kötülüğün rahminde meydana gelecek olan bir canavar yaratmakta olduğumuzu bilmeliyiz.Her iletişimin ardından sormalıyız:İnsanları gerçekten anlıyor muyuz?