..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: collosal0147
Eser Sıra Numarası: 180216eser25



KENDİNİ BULMAK

Birçoğumuz topluma göre mutlu ve düzenli bir hayat yaşar. Topluma kabul edilme ve fazla dikkat çekmeme arzusu insanları sıradanlaştırır. İsteklerimizi, bizi mutlu eden şeyleri, hatta kim olduğumuzu anlamadan hayatımız sona erer. Gerçek kimliğini bulan insanlar da yok değildir. Bazıları neşeli ve özgüvenli tavırları ile hemen fark edilirken bazıları da oldukları kişiden memnun olmadıklarından çeşitli maskelerle başka biriymiş gibi görünmeye çalışırlar. Fakat gene de benim gibi bir çok insanın cevabını aradığı soruyu sonunda çözmüşlerdir; Ben kimim?

Herkes kendini keşfetmek ister. Fakat çok azı bizi biz yapan şeyleri bilir. Bence bizi oluşturan şeyler düşüncelermiz, duygularımız, seçimlerimiz, karakterimiz ve zekamızdır. Bunların hepsi insani özellikler olmasına rağmen her insana farklı bir anlam ifade eder. Herkese hayatta başka kapılar açar. Yaptığımız tercihler ve düşünceler hayattaki çizgimizi çizen kalem gibidirler. Ayrıca hepsi birbiriyle bağlantılıdır. Mesela karakterimiz olaylara verdiğimiz tepkileri ve duygularımızı etkiler. Duygularımız düşüncelerimize ve kararlarımıza etki eder. Düşüncelerimiz de mesleğimizi belirlemizi sağlar. Bu nedenle hepsini, hayatımızı yönlendirmek için etkili bir şekilde kullanmalıyız. Çünkü hayatta yaptıklarımız ve geride bıraktığımız iz sen kimsin diye soruklarında verilebilecek en iyi cevaplardan biridir. Bunun yanı sıra bu özellikleri dikkate alarak kendi rotasını belirlemiş olmasına rağmen dış etkenler nedeniyle hedefinden sapan ya da hedefine ilerlediği yolda engellerle karşılaşanlar da vardır.

Mesela, bir toplumdaki kurallar ve baskın düşünceler düzeni sağladığı gibi birçok ışıldayan ruhun solmasına neden olabilir. Sıradışı hayalleri ve farklı tercihleri olan bireyler dışlanma korkusu ve kıskanç eleştiriler nedeniyle kendi isteklerinin farkına varamayabilirler. Gerçek benliklerinden uzaklaşarak var olan düzenin olmalarını istedikleri bireye dönüşürler. Mesela bir keresinde bir şoförün hikayesini dinlemiştim. Küçükken hep bir moda tasarımcısı olmak istermiş. Zamanının çoğunu kıyafetlerin ve kumaşların o büyülü dünyasında  geçirmekten mutluluk duyramış. Ancak bir gün bu isteğini arkadaşları ve ailesine anlatınca alay konusu olmuş. Olumsuz eleştirilere maruz kalmış. Asla kabul edilmeyeceğine inandığından dolayı da pes etmiş. Önündeki engelleri aşamamış ve sıradanlığa uyum sağlamış. Toplumun baskıları onun modaya duyduğu aşkı zincirleyecek kadar güçlüymüş. Sonradan bir çok mesleği denemiş ama hiç birinde başarılı olamamış. Çünkü severek yapabileceği tek mesleğin hayali daha küçükken elinden alınmış. Şoför olarak çalışsa bile hayatı boyunca hep bir arayışta olup hep bir boşlukta hissedeceğini biliyormuş. Bu nedenle de tarihin sayfalarına izini bırakamadan ve kendini bulamadan kaybolup gitmiş.


Diğer bir taraftan, önüne çıkan engelleri aşmanın yolunu bulup soruyu çözümleyen insanların da hikayeleri anlatılır. Daha önceden izlediğim bir filmde bir adamın kendini bulmak için dünyayı dolaşması konu alınmıştı. Bu beni çok etkilemişti çünkü adam gerçekten saygın bir hayat sürerken mutlu olmak adına her şeyi geride bırakmıştı. Kendisini taş kalpli insanlar ve cahillerle kaplı bir odadaymış gibi hissediyordu. İnsanlar giderek değişmeye ve daha acımasız olmaya başlamışlardı. Mesela açlıktan hastalanmış bir sokak hayvanını bile başkası ilgilensin diyerek görmezden gelebiliyorlardı. Adam yardım etmeye kalkışınca da sanki hata yapan oymuş gibi onu uyarıyorlardı. Ya da farklı düşünme tarzlarına değer vermemeye başlamışlardı. Hayattaki en önemli şeyin başkalarından üstün olmak olduğunu düşünüyorlardı. O kadar dar görüşlü olmuşlar ki eğer onlar için bir sorun değilse hiç bir şeyi sorgulamıyor, hayal etmiyor ve yaratıcı fikirlere düşman gözüyle bakıyorlardı. Fakat adam onlar gibi olmadığını hissediyordu. Onun için hayat para, güç ve sıradanlıktan ibaret değildi. Giderek yalnız kalmaya, dolayısıyla da mutsuzlaşmaya başladı. Diğer insanlar onu da kendilerine benzetmeye başladıklarında adam onlardan uzaklaştı. Yıllar süren bir yolculuğa çıktı; yeni insanlar, yeni hikayeler ve yeni yerler gördü. Tanık olduğu ve gördüğü şeyler artarken o da özgürleşmeye başladı. Artık hiç bir baskı altında olmadan kendisi olabiliyordu. Fikirlerini ve duygularını dünyayla paylaşabiliyordu. Kendi ışığını söndürmek için gelenlerden kurtularak sonsuz aydınlığa ulaştı. Takması için zorlandığı sahte kişilik maskesinden kurtulup kendini keşfetti.

          İşte bu nedenle benim küçüklüğümden beri merak ettiğim ve büyük ihtimalle daha uzunca bir süre de cevabını arayacağım soru ‘’Ben kimim?‘’ dir. Çünkü bence hayattaki yerini, karaterini ve düşüncelerini, yanında mutlu olduğu insanları kısacası benliğini bulamayan bir insan ona verilen hayatı boşa harcamıştır. Bu yüzden baskılardan kurtulmalı, toplumun ördüğü zincirleri kırmalı ve kendi geleceğimize doğru özgürce kanat çırpmalıyız.