..




“Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.”


Yazar Rumuzu: çevik0910
Eser Sıra Numarası: 180113eser02



                                               ÜLKEMİZDE VE DÜNYADA FUTBOL

            Bir cumhurbaşkanının, başbakanın, üniversitelerde toplum yararına sağlıkları pahasına görev yapan bir profesörün, bir öğretmeninin ve bir asgari ücretlinin aldığı paralar ortadayken bir futbolcunun bir yılda aldığı para 10 milyon Avrolara varabiliyor. Ne derece adaletli bir durumu ortaya çıkarıyor bu durum? Gerçekten hakkı mıdır bir futbolcunun aldığı bu büyük paralar?

Spor... Güzel sözcük değil mi? İnsanoğlu hareketli bir yaşama programlanmış ve bedensel yapısı buna göre kurgulanmış. Spordan uzak bir yaşamın insanın zamanla pek çok sağlık sorunları ortaya çıkardığı da bilinen bir gerçek. İnsanlar, yaşamları boyunca kendi yetenekleri ve güçleri doğrultusunda spor yapıp zinde kalmanın yollarını arıyorlar. Spor dallarına bakıldığında o kadar çeşitli ve farklı yetenekler gerektiren spor dalları var ki...

Ben, günümüzde milyonları peşinden sürükleyen bir spordan söz etmek istiyorum; “Futbol” dünyada en çok oynanan ve ilgi çeken spor dalı... İki takımın bir sahada, belirlenmiş kurallar dâhilinde birbirini yenme çabası. Bir spor dalı olması ve oyuncuların yetenekleri doğrultusunda yapılan çalışmaların karşılık bulması yönüyle bakıldığında hepimize hoş gelebilir futbol; ama göründüğü kadar da amaca hizmet etmediğini söylemek istiyorum. Zamanımızda futbol, bir spor dalı olmakla birlikte çok büyük paraların döndüğü sektör halini de aldı aynı zamanda. Sporun temel mantığına ters bir durum bu bence. Bir ülke milli takımını çalıştıran teknik direktör, belki bir yılda oynanacak altı yedi maç için toplam üç aylık bir mesainin karşılığı yılda beş - altı milyon Avrolara varan paralar alabiliyor. Bu rakam, yılda 20 - 25 milyon lira demek. Bu durum, asgari ücretin 1700 TL seviyesinde olduğu ülkemizde son derece çarpık bir durum değil mi? Tabi, dile getirmek gerekiyor ki aynı şey, diğer ülkeler için de geçerli.

Olaya bir de sporcu sağlığı açısından bakmak gerekir. Bir kere sahadaki mücadele gereği maç sırasında çokça sakatlıklar yaşanabiliyor. Bazen kasti faullerle büyük sakatlıklar yaşanabiliyor. Kişiler sağlıklarını yitirebiliyor. Bu durumu, çok para kazandıkları için ‘işin riski bu’ diyerek görmezden mi gelelim? Hani spor sağlıktı, sağlıklı yaşam içindi… Bence, devletleri yönetenler, İnsanların ilgisini futbol, at yarışı, boğa güreşi, Amerikan futbolu... gibi şeylere çekerek kendilerine yönelecek eleştirilerin önünü kesiyorlar bir ölçüde. Futbolun büyüsüne kapılan yüz milyonlar, enerjilerini bu alanda tüketiyor ve başka toplumsal olaylarla ilgilenmez oluyorlar.

Fakat işin bir başka yönü ve daha da kötüsü; taraftarların ve taraftarına şirin görünmeye çalışıp da yönetimde daha fazla kalmayı amaçlayan yöneticilerin yaptıkları. Sporun güzellikleri dışında kötü tezahüratlar, ortaya çıkan anlaşmazlıklar ve bazen düşmanlıklar; gözümüzün önünde yaşanan çirkinlikler, gerek futbolculara gerek karşı takımın taraftarlarına yapılan fiziksel ve manevi saldırılar, şiddete varan olaylar... Bir maç sonucu tartışılırken tarafların birbirinin dediğini doğru bulmaması ve kendi dediği yanlış da olsa, nezakete sığmayacak şekilde karşısındakine hakarete varacak düzeyde saldırması, seyircilerin taşkınlıkları sonucu devletin ve kulübün malına zarar verilmesi; bazen de stadyumdan taşarak sokaklara taşan çatışma durumları... gibi karşılaştığımız olumsuzlukları sayabiliriz. Peki, bu olaylar neden oluyor? Gurur mu yoksa başka nedenler mi etkili bunların yaşanmasında?

Bence tüm bunların nedeni, sporun -özellikle futbolun- amacı dışında kullanılarak, gücü elde tutma isteği. Düşünsenize, bir büyük takımımızın taraftar sayısı yirmi milyonlarla telaffuz ediliyor. Yirmi milyon kişinin kalbi, takımı için atıyor; taraftarlar, yaşamlarını takımlarının başarısına göre şekillendiriyor. Kulübü yönetenler ki bunlar genellikle iş adamı kökenli insanlar, bu gücü kendi ticari başarıları için kullanabiliyorlar. Sadece bunun için tüm ülke insanları, futbolla hipnotize ediliyor. Bence bu duruma müdahale edilmesi gerekiyor. Kazançlarda adaletin esas alınması öncelikli konulardan olmalı. Sahalarda yaşanan ve insan adabına yakışmayan davranışlara tahammül gösterilmemeli. Bunu FİFA mı yapar, Birleşmiş Milletler mi bilmiyorum; ama spor; zeki, çalışkan ve ahlaklı insanların yaptığı ve sadece bu özellikteki sporcuların kabul göreceği bir etkinlik olmalı. Ben hem ülkemizde hem dünyada bu anlayışın egemen olduğu bir toplumsal yapıyı özlüyorum.

Bilmem katılır mısınız görüşüme?