..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: başak0707
Eser Sıra Numarası: 180216eser47



                                                      BEN DELİ MİYİM?

    ‘Bu konuyu gördüğümde aklıma ilk olarak mutluluk nedir? Dedim. Mutluluk, öncesinde mutsuz olunan bir andır, diye düşündüm ve bunu düşünürken bizi mutsuz eden şeylerin neler olduğunu da sorguladım. 

   Ben 16 yasındayım ve beni en çok mutsuz eden şey insanların yaşıma ve görünüşüme göre beni yargılayıp bekli de hiç alakasız sıfatlar yüklemeleri.  Her şeyi sorguladığımız şu yaşlarda bizi kısıtlayan sıfatlar, aşmamız gereken duvarlar, arasında sıkıştığımız koridorlar ve bizi ergen diyerek bir köşeye iten toplum… Neden sıfatlandırılmak zorundayız ki? Bizden farklı olana ‘deli’ dediğimiz aynılaşmış dünyada doğru yolu arayan insanların farklılaşmasıyla oluşmuş gruplar ve her birimizi bir gruba iten normallik. Sahi ne kadar normal bu kadar farklıyken aynılaşmak?

Bluğ çağındaki insanların hayata bakışları ve düşünceleri dengesizdir .Belirli bir yaşa kadar bu dengeyi sağlayan bir sürü etmenle karşılaşırız; karakterimiz ,yeteneklerimiz, ailemiz ,arkadaşlarımız, yasadığımız çevre.. .Ben bir insanı en çok etkileyen şeyin içinde yaşadığı toplum olduğunu düşünüyorum. Bizim gözümüzden bakıldığında 16 yasındaysanız sürekli kendinizi kontrol etmek ve başarılı olduğunuzu birilerine kanıtlamak zorundasınız. Örneğin ,bir insanla konuşurken eksiklerinizi saklamalı ve sizi özel yaptığını düşündüğünüz yönlerinizi ön plana çıkarmalısınız. Aslında ikisi de bizim bir parçamızdır, ne eksik ne fazla. Bizi biz yapan şeylerden utanmamalıyız. Ya da her zaman sizin için neyin normal olması gerektiğini bir başkasının ellerine bırakmamalısınız. Bir olaya fazla güldüğünüzde sizi çocuk olmakla suçlayıp sanki çocuk olmak kötü bir şeymiş gibi empoze ederler ya da boyunuzdan büyük bir işe giriştiğinizde size destek vermek yerine, büyük olmadığınızı hatırlatarak sizi rencide ederler. Aslında sizin için en normali savunanlar bile normalde arada kalmışlar. Bu, arada kalmışlık yaşı olarak bilinen bluğ cağı mükemmel olmaya çalışırken kendinizden alakasız olduğunuz hepimizin aynı kalıplarla ölçülen yeteneklerine, bize bir kek muamelesi yapan toplum için normalleşerek o kek kalıbının içine girmek zorunda değilsiniz. Çünkü bizler aynı olmak zorunda değiliz, farklı olmak bizi dışlanmış, beceriksiz  ya da deli yapmaz.
 Bir bahçeyi güzel yapan, rengârenk çiçekler değil midir zaten? Bizi özel yapan farklı oluşumuz. Ve eğer insanlar bu farklılıklara tutunurlarsa dünya daha gelişmiş daha mutlu bir yer haline gelebilir. Düşünün ki herkes güzel resim yapsaydı o resim gerçekten de güzel olmaktan çıkar normalleşirdi. Bu yüzden herkesin güzel resim çiziyor olması gerekmez. Zaten bu iyi bir şey de olmaz. Kimimizin resmi güzeldir, kimimizin sesi, kimimizin kalemi, daha nice yetenekler… 

    İçimizdeki dünyayı güzelleştirebilecek nice yetenekler sizin elinizde. Yeteneklerinizin, benliğinizin, güzelliğiniz ve çirkinliğinizin arkasın durup sizi sınıflandırmaya çalışan ve bu şekilde normal olacağınızı savunan insanlardan uzak durmalı ve siz de kimseyi normalleştirmeye çalışmamalısınız çünkü normal, uydurulmuş gerçekliktir, her zaman sorgulanabilir.