..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: ay7897
Eser Sıra Numarası: 180217eser39


                                                                    AŞK NEDİR?

    Dünya, Güneş’in etrafında on altı kere döndü ben içinde o’nu ararken… Bir saniyeden kısa bir ömürden uzun bir vakitte… Aşk üç harften tek heceden olma ama duvarları sırlarla kaplı dipsiz kafes. Dedim nesin sen mahkumu olduğum?

Bir kalp misin elle tutulur gözle görülür? Bir tufan mısın ruhumu savurursun da savurur? Belki de sadece bir meltem gibisindir tatlı bir esinti veren içime.

Attım aşkım, o göz bebeğim , mücevherimi kumaşının her ilmeği ruhumun bir parçası olan gönül torbama dolandım da aradım,aradımsa da istediğimi bulamadım.Baktım Mezopotamya ayrı diyor, Avrupa ayrı, hele uzak mı uzak doğuyu hiç hayal etmeden geçin. Ama ayrı ayrı söyleseler de maksat hep aynıydı. Ben de döndüm yüzümü Anadolu’ma. Bir kul gördüm. Dağlar ile taşlar ile Mevla’ya vurgundu. Öyle güzel sevmek, hayallere sığmayacak , sığamayacak kadar güzel sevmek. Bülbül misali gülü sevmek gibiydi, ışıyan her seherde. Ben bu sevgiyi gönül torbama koydum. Artık bir Yunus mesafesi yakındım o’nu bulmaya.Ama hala deli divaneydim . Divanımdan uzaktaydım. Döne döne arıyordum. Başım dönüyordu,ruhum dönüyordu ama gönül torbam meskenini çoktan bulmuştu.Ne tesadüf ki yine beni bir Mevla kuluna getirmişti. Hayret sana ey gönül hayr et diyordum kendi kendime.Ve bir bulut misali yükselen bir ses: “Etme aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme” diye yağdırdı o güzel damlalarını benim aciz bedenime. Ve torbam sırılsıklam oldu kanayan gönlünün altında güle aşık bülbülün. Ya Rab dedim sen sonumu hayr et…Ve bir seyyah misali daha başka ne olabilir, Mecnun mu çıkacak artık karşıma diye dolanıyordum aranıyordum bulamıyordum.Mecnun çıkmadı karşıma ama yolumu  Kerbela’nın kanayan gülü kesti. Yavaşça fısıldadı, keşke avaz avaz bağırsaydı: “Mende mecnundan füzun aşıklık istidadı var aşık-ı sadık menem mecnunun ancak adı var.” Yoksa aşkta üçüncü şahıslara da mı yer vardı?

Torbamda bir damla akıtacak gül yaprağı kalmayan gönlümün de benim de tahammülüm kalmamıştı artık. Çünkü Anadolu’da döne döne aradığım o gülen gözüm yine bin parçaya bölünmüştü. Tahammül mülkünü yıkmıştım . Ama Hulagü Han bile değildim.
Nesin sen her damlası ab-ı hayat ola, gülün de bülbülün de biricik hissi sevgisi?
Nesin?

Senin “ruhun mu ateş yoksa o gözler mi alevden? “ Sen yoksa şu yalan dünyada öldürüyorken mi güzelsin? Bulamıyorum,bulamıyordum.Belki de aşkı sadece aramayanlar buluyordur belki de başımı döndüren , içinde hapsolduğum o kafesin kilidini özgür güvercinler açacak. Ama yine de bulamadım kendime bir cevap.
Nesin sen ey ruhumdan oluk oluk fışkıran aşk?