..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: atış2018
Eser Sıra Numarası: 180119eser01




                                                  HADDİNİ AŞAN SORULAR

             Genç yaşta aklımıza takılan sorular varmış. Doğrudur efendim, bitmek bilmeyen sorular var kafamızda. Takılıp da çıkamayan… Hoş çıkmak istiyor mu, ayrı bir muamma. Evet gence benziyor küçük bedenlerimiz. Tazeliği andırıyor yüzlerimiz, belki ellerimiz… Ruhumuzu sorun ey Efendiler! Kırılmış mı ruhumuzun kanatları, karanfil konuyor mu her gün yanı başlarına bunu sorun. Küstahça buluyorsunuz belki sözlerimi, belki gelişigüzel, belki haddini bilmez. Fakat anlayın istiyorum, ihtiyarlamış aslında ruhumuz ki ihtiyarlık küstahlıktan ibaretse neden küstah bu gençlik anlayın istiyorum. İnsan ömrü uzuyormuş ,  modernleşiyormuşuz . Doğrudur günden güne artıyor ihtiyarlık. Demek oluyor ki geçen her yılda küstahlık artıyor ama yaşlı ama genç.

 Sorularım var evet, neden bize cahil gözüyle bakıyorlar? Neden kalem tutan ellerimize kırılır o kalem der gibi bakıyorlar? Varsın  kırılsın, sarı bantları var kalbimizin. Bütünmüş gibi hissettirecek sarı bantları…Şimdi de her şeye cevabı var bu gençliğin diyecekler .Neden olmasındı ki ! Sessiz kalınca göz yummuş olmuyor muyduk bunca yobazlığa ,cinayete, geri kalmışlığa ? Susmuş bir gençlik miydi yani sizin ütopyalarınız? Bu muydu devrim diye isimlendirdiğiniz? Kafamda deli sorular. Doğrudur efendim sorularım var ;  dünyayı alakadar eden , bendimizi aşacak sorularım var.

Yobazlık örneğin, her metrekaresine nem salmış güzel dünyamın. Ne mi yobazlık? Etek boyuna göre isim almak mesela, sonra geç vakitte sokakta olunca bambaşka isimler almak… Belki tacizler, belki cinayetler belki ötesi…Sonra hakim sorsa bir gün dayanamadımlar. Haklılık payı var deyip gönderilseler şaşıran olmaz . Zaten kimse kimseye şaşırmıyor artık. Her şey mümkünlüğünün sınırında. Gülmek misal; sahi , sahi neydi o? Hatırlaması pek güç. Hoş, insan bilmediği bir duyguyu nasıl hatırlasındı ki. Öğretmediler gülmeyi bize. Tıpkı güneşe bakmasını öğretmedikleri gibi. Yağmurda şemsiye tutmasını öğrendik biz, kaldırımlarda özgürlüğü aramayı değil. Sahi neden öğretmediler? Neden öğrenmemize müsaade vermediler? Neden artık kuşların uçuşu değil de kafeste çırpınması mutlu ediyor bizleri? Neden yaşamak değil de ölmek daha cazip geliyor? İşte nedenden ibaret olmuş yaşamak dediğimiz. Ötesine geçemiyoruz. Şimdi mesela neden diye sessizce haykırmak geliyor içimden. Çünkü haykırmamıza da müsaade etmediler. Susmak sevapmış ya ondan herhalde.

Hani felsefede sorular cevaplardan önemliydi ya ,varsın cevaplar olsun bu kez. Varsın birisi de çıkıp cevap versin yüreğimizin sesine. Haklı bu gençlik desinler. Onu da geçtim iki gazete okusunlar. Şimdi de okuyoruz biz diyecekler. O magazin sizin, bu magazin benim. Şimdi ne de cahilsiz bir dünya olduk değil mi? Her gün kitap okuyan medeni insanlar…  Sokaklar böyle şahıslardan ibaret değil mi ?Açın ey Efendiler ,açın gözlerinizi! Bir çocuk bükmüş dizini ağlıyor. Neden mi? Belki aç, belki kuşu öldü, belki kedisi kayboldu. Biz önce kulak vermeyi öğrenelim bir çocuğun “ah”larla imtihanına. Evet evet, bu da sorularımdan birisiydi. Daha milyonlarcası yazılmak için sıra bekliyor.
                   
Sorularım var evet, hiç bitmemecesine   sıralanmış. Sorularımız var evet, dünyayı alakadar eden , haddimizi aşacak sorularımız .Kulak vermeniz dileğiyle…