..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: ata0000
Eser Sıra Numarası: 180217eser54



                                                       Her şey bizim için mi ?

   Düşündüklerimizi, yaşadıklarımızı ve gördüklerimizi hatırlayabildiğimizden beri yani kendimizin farkına vardığımızdan günümüze kadar aklımıza her türden bambaşka sorular takılıyor. Bazılarının cevaplarını buluyorken bazılarının ise bulmakta zorlanıyoruz ya da bulamıyoruz. Benim için de bu geçerli. Çocukluktan beri aklıma takılan bir çok soruya cevabı bulmuşken bazılarına bulamamıştım. Aklımda kalan en güçlü örnek: “Ya etrafımdaki her şey kurmaca ise?” Herkes bunun farkında ve sana söylemiyor, bunu da bilmeyen tek sensin. Etrafındaki her şey senin için var, herkes bir aktör. Herkes senin hayatındaki rollerini oynayan kişiler. Hepsi senin için var olduğunun farkında ama sen değilsin. Aslında bakıldığında bu soruyu kendine tek soran ben değilimdir. Oldukça yaygın olan ve cevabını bulmanın imkansız gözüktüğü bu sorunun kaynağını merak etmiyor değilim. Neden insanlar bu soru üzerinde bu kadar fazla duruyor ? Acaba bize bu soruyu sordurtan bir şey mi var ? Ya doğruysa ? İşte asıl sorun burada başlıyor. Sorunun kaynağına gitmeye çalışıyorken kayboluyoruz. Sorunun kökünü bulamıyoruz. Bu büyük belirsizliğin nereden geldiğini bulmaya çalışırken cevap veremediğimiz yeni sorular türetip, ana sorundan uzaklaşıyoruz. İşte bu bizi varsayımlara sürüklüyor. İnsan içinde düşünmeye ve sorgulamaya başlıyor. Bazılarınınki kısa bir kafa yormadan ibaret iken bazılarınınki olayın içinde kalmayla son buluyor. Aslında korkulması gereken de bu. Araştırmalar yapılmaya başlanır. Bütün kaynaklar alt üst edilir ve derin bir sorgulama sonucu elde var sıfır. 

Hiçbir şey kazanmıyorken çok büyük bir şey olan zamanı kaybediyoruz. Şimdi tekrar etmekte fayda var. Etrafımızdaki her şey kurmaca mı ? İnsanlar bir aktör ve ve ben bu filmin senaristi miyim ? Ben bunu cevabını ve sorun kökünü kendi kendime buldum. Her şeyin kökü bencillik bana göre. İnsan yaşamın kendi etrafında döndüğünü ve her şeyin onun hareketlerine bağlı olarak değişeceğini düşünür. Bazı durumlarda bu ne kadar olağan olsa da bir devlet başkanı olmadığımıza göre bunu düşünmek mantıksız. İnsan bu bencilliğin getirdiği akımla kendini bir senarist, geri kalan her şeyi ise bir aktör ve figüran olarak görür. Bu içten içe olan inatlaşmanın ne kadar anlamsız olduğunu anlayamayanlar kendini zamanı boş yere harcayarak bulurken hakikatın ne olduğunu anlayanlar için bambaşka bir ufuk görünürde olur. Bu sorunun cevabı çok basit. Elbette ki sizin de düşündüğünüz gibi cevap hayır. Hiçbir şeyin senaristi değiliz. 

Hiç kimse bizim aktörümüz değil. Hiçbir şey yalnızca bizim için yaratılmadı ve Dünya bizim hayrımıza dönmüyor. Şimdi düşündüğümüzde aslında ne kadar aciz bir durumda olduğumuzu görüyoruz. Bir sistem iken bir anda bir hücreye dönüştük. Bir anda değersiz kılındık. Hiçbir yararımızın olmadığını düşünmeye başladık. Ancak ne yazık ki her zaman bir hücreydik. Hiçbir zaman bir sistem değildik. Kendi kendimizi kandırdık ve çocuk aklımızla bu anlamsız sorunu hayati ve popüler bir soruna çevirdik. Yaşlandıkça olgunlaşan fikirlerimiz bir çoğumuz için bu konuda çözüm üretemedi ve sınıfta kaldı. Kafamızda kurguladıklarımız bizden çok uzak iken, bizim tam önümüzde duran gerçeği göremedik. Uzun lafın kısası, biz bir senarist değiliz. Belki de her birimiz bir aktörüz ve bir senarist için varız. En can alıcı nokta bu olsa gerek.