..




Genç yaşınızda aklınıza takılan, kendi kendinize cevap aradığınız özgün soruyu ya da soruları nedenleriyle birlikte yazınız.


Yazar Rumuzu: asil1245
Eser Sıra Numarası: 180215eser10



                                       “HANTAL OLMAK” NESLİ: 2000-2018

      Neslimin gençleri neden böylesine hantal? Bu soruya yıllardır mantıklı bir cevap veremiyorum. Belki de sadece ders çalışıp 3-5 puan için kendilerini ikinci plana atıyor olabilirler. Ders çalışırken öğrendiklerini pratiğe dökemiyorlar tabii. Yoksa palm yağı içerikli atıştırmalıkları yine ders çalışırken “kendini ödüllendirmek” amacıyla tüketmezlerdi.

Palm yağı demişken, Türkiye’nin yeni nesli oldukça sağlıksız olarak yetişiyor. Farkında değilsiniz ancak bu durum 1947 yılında Amerika Birleşik Devletleri ile yaptığımız “Marshall Yardımı” anlaşmasıyla, bizim kendi öz değerimiz olan zeytin ve zeytinyağını bırakıp nispeten daha sağlıksız olan mısır ve mısır yağını kabul etmemizle başlayan bir süreç 2018 yılında hızla beni, bizi, her genci etkileyen travmatik(EBS1) bir olaylar silsilesine maruz kaldık. ABD’nin gönderdiği süt tozları önce okullarda dağıtılmış sonra okul sütü olarak karşımıza gelmişti. Hormonu doyasıya hayvanlarda uygulamıştık, İsrail’den tohum alıp kendi tohumumuzu üretmeyi engellemiştik; hakiki meyve yemeyi unutur olmuştuk. İki sene önce tavuklarda GDO’lu yemler kullanılmaya başlanmıştı. Kısacası gıda kalitesinde korkunç bir gerileme yaşadık!

Spor ne alemde? Eski parkların arsa yapılması olayı sadece bir bahane. Devletimiz çok sayıda spor tesisi kurdu. Futbol, basketbol, voleybol, tenis sahası bile açıldı ancak gençlerimiz spor yapmayı istemiyor. Sonuç olarak zaten hormonlu yiyeceklerle beslendiği için uzayamayan, gelişemeyen bir nesil yetişiyor. İyi bir beslenmeyle gıda takviyeleri birleşmediği için ekstra güçsüz ya da aşırı hantal bir yeni nesil yetişiyor. Hele ki şeker yiyen arkadaşlarımızın kağnı gibi koştuğu aşikâr. Koşmak, sporun en önemli yapı taşlarından biri. Hele futbolun en önemli üçüncü parçasıdır hızlı olmak. Konu futbola gelmişken ben futbolda eskisi gibi “Aykut Kocaman, Bülent Korkmaz, Tuncay Şanlı, İlhan Mansız, Rüştü Reçber” gibi gerçek yıldızların çıkabileceğini düşünmüyorum. İyi bir futbol tesisinde çok sayıda genç futbolcumuz Barcelona’nın tiki-taka oyunu gibi oynasaydı kötü mü olurdu? Düşünüyorum da bizim neslimiz sadece güneşli havalarda poz verip öz çekim yapmaktan, sağlıksız ve kötü kokan yağlarla hazırlanan hazır yemeklerden yemekten hoşlanıyor. Tüm gençlerimiz güneşli havada spor yapsa neler olur hiç düşündünüz mü? Sosyallik, farkındalık, sorumluluk, vücut koordinasyonu ve kondisyon kazanımına sahip bir nesli yetiştirebilirdik.
Edebiyat ve tarih konusunda da gençlerimiz dibe gömülmüş bir durumda. Bırakın Tanzimat dönemini, Milli Edebiyat dönemini bile işlememiş bir nesille karşı karşıyayız. Gençlerin yaklaşık yüzde beş gibi bir kısmı İstiklal Marşı’nı Atatürk’ün yazdığını zannediyor. İşin daha da vahimi, Osmanlı hayranı olduğunu açıklayan neslimin Osmanlıca hakkında bilgileri olmaması, Osmanlı tarihini sadece dizilerden öğrenmesi gibi bir sürü çelişkiyle ve bilgisizlikle yetişmeleri; kısacası kültürlerinden ve milli değerlerinden bir hayli uzak büyümeleri, kendi değerlerini muhafaza edememeleri ve bu duruma bir çare bulmak istememeleri -oysaki ellerinin altında internet var- gençleri yine hantallığa iten bir durum.

Esas olarak, hantallık bizi başarısızlığa iten bir durum. Hantallığı aşmak için gerekli olan yegâne şey bizim daha çok çalışmamızdır. Sadece derslere gömülüp gitmeyi değil, sporu ve sağlıklı yaşamayı da seçmeliyiz.